Günümüz insanı iletişimi, sosyal medya üzerinden ilerletir oldu. Okul, iş veya aile adı altında mesajlaşma grupları da çok yaygınlaştı. Bu gruplarda yaygın olarak üç ayrı karakter karşımıza çıkıyor. Her biri mesajlarını farklı şekilde aktarıyor. Bir kesim, mesajlaşırken emoji bölümünü çok yoğun kullanıyor:
“Günaydınnn ☀️😊”
“Kahve? ☕😍”
“Çok güldüm yaa 😂😂😂”
“Ormanda yürüyüşe ne dersin? 🌲🦌👟🏃🏻♀️”
“İyi geceler 🌙✨🤍”
Bir diğer kesim de kendini sesli mesajlarla ifade ediyor. Bir plana “Tamam” bile diyecek olsa ses kaydı gönderebiliyor. Ancak bazen öyle uzun kayıtlar atılıyor ki;“20 dakika süren ses kaydı mı olur? Direk arasaydın ya, nasıl dinlenecek bu kayıt?” dedirtiyor.
Bir de grubun en son ve en kısa cevap vereni vardır. Tek kelime, tek cevap insanı; ne eksik ne fazla. Sanki telefon operatörü her kelime başına ücret alıyormuş gibi…
“Günaydın.”
“Olur.”
“Olmaz.”
“Tamam.”
“Bakarız.”
“Görüşürüz.”
Bu üç insanın arkadaş olması başlı başına iletişim deneyimidir. Tıpkı Didem ile Gökay gibi…
Didem’in mesajları okunurken tam bir görsel şölen olurdu. Cümlelerin sonuna mutlaka bir gülücük koyardı. Heyecanlanınca yıldızlar, kalpler, kahkahalar peş peşe dizilirdi. Hareketli sarılmalar, öpücükler de eklerdi. Hatta bazen emojiler cümleden daha uzun olurdu.
Gökay ise onun tam zıddıydı. Telefonu onun için duygu paylaşma aracı değildi. Onu bilgi aktarma aracı olarak kullanırdı. Mesaj atıyorsa mutlaka bir sebebi vardı.
“Geliyorum.”
“Çıktım.”
“Oldu.”
“Bitti.”
Bir ya da birkaç kelime ile konu kapanırdı.
Bir gün Didem gruba yazdı.
“Heyyyy!!!!… 🙋🏻♀️
Hadi akşam sahilde yürüyelim mi? 🌊☕😊”
Gökay’ın cevabı tam bir saat sonra geldi. “Olur.”
Didem telefonu elinde birkaç saniye daha tuttu. Sonra kendi kendine konuşmaya başladı: “Olur… Sadece olur. Ne bir gülücük, ne bir ünlem koymamış. İnsan bir şey yazar değil mi? ‘Harika.’ ya da ‘Ben de istiyordum zaten.’ yazamaz mıydı?
Aklından onlarca ihtimal bir anda geçti:
“Canı istemiyor galiba.”
“Kırıldı mı acaba?”
“Mecbur kaldığı için mi geliyor?”
“Canını sıkan bir şey mi oldu yoksa?”

Akşam buluştuklarında ise Gökay son derece keyifliydi. Espriler yaptı, kahkahalar attı, gününün nasıl geçtiğini anlattı. Gökay’ı zannettiğinden çok daha keyifli gören Didem dayanamadı ve sonunda sordu:
– Mesajlarında hiç böyle keyifli görünmüyorsun.
– Nasıl yani?
– Yani demek istiyorum ki mesajların çok soğuk.
-Yooo, sana öyle gelmiş.
– Evet soğuk ve sen farkında değilsin.
– Olur dedim.
– İşte sorun da o ya zaten.
– Olur demenin neresi sorun?
– Bir insanın mutlu olduğu ‘Olur’ ile mecburen söylediği ‘Olur’ aynı olur mu?
– Tamamsa olur, değilse olmaz derim.
– Öyle değil işte mesajlaşma da ses tonu gibidir. Karşındakine duygularını iletmek için emoji ile göstermelisin.
– Kelimeler de net.
Konu havada kaldı gibi görünse de arkadaşlıkları ilerlemeye başlamıştı. Aradan birkaç gün geçti ve bu kez Gökay mesaj yazdı.
– Yarın müsait misin?”
– 🥳🙌✨☕💯”
– Yani bu ‘Evet’ mi demek oluyor.
– Evet tabi kiiii….. 😉
– Peki neden öyle yazdın?
– Çünkü bu teklifine çok sevindim.
– Bunu yazı ile de yazabilirdin.
– Eeee yazdım ya zaten 🤔
– Emoji ile cevap yazmak sayılıyor mu?
– En az senin ‘Olur.’ kadar sayılıyor. 😂
Asıl mesele karşı tarafın dilini çözebilmektir.
Bir süre sonra artık ikisi de birbirlerinin dilini çözmeye başladı. Didem artık Gökay’ın kısa mesajlarını ilgisizlik olarak yorumlamıyordu. Herkese kısa ve net mesajlar attığını gördü. Gökay da Didem’in emojilerini okumayı öğrendi. “Meğer emojilerin bir grameri varmış, keşke sözlüğü de olsaymış.” diyordu.
Bir tane 🙂 ile üç tane 😂 arasında fark olduğunu öğrendi.
Sonunda gelen 🤍 emojisinin “Sana değer veriyorum.” anlamına geldiğini…
Araya sıkışan 🙃 emojisinin “Biraz bozuldum ama büyütmeyeceğim.” demek olduğunu…
Peş peşe gelen 😂😂😂 emojilerinin bazen gerçekten gülmekten çok “Ortamı yumuşatalım.” anlamı taşıdığını keşfetti.
Bazen bir ❤️ ya da “Tamam.” aynı anlama gelebilirdi; “Seninleyim.”
İnsanların aktarma şekilleri birbirinden farklıdır.
Kimisi hislerini renkli simgelerle görünür kılar. Kimisi ise iki kelime kullanır. Ama sözünün arkasında dimdik durur.
İnsan çoğu zaman iletişimde kendine benzeyeni iyi zanneder. Sorun insanların farklı şekillerde iletişim kurması değildir. İletişim kurduğu kişilerden de benzer şekilde davranmasını beklemektir. İyi iletişim ise herkesi kendi diline benzetmek değildir.
İyi iletişim, karşı tarafın sözlüğünü öğrenmeye gönüllü olmaktır.



11 Responses
İyi iletişim, karşı tarafın sözlüğünü öğrenmeye gönüllü olmaktır.👍😎🩷🌸
👍😎🩷🌸”Yarın birlikte çiçek toplamaya gidelim ” Doğru mu anladım 😍
Yaaaa çok tatlı değiller mi? Gökay ve Didem kalpler sizin için… ❤️🩷🩵💜💛
Evvveettt 🫶🏼
Karşı tarafın sözlüğünü öğrenmek ne kadar kıymetliymis 🐌🫧🫂
Emoji kullananların emoji kullanmayanlara “Lütfen emoji gülücük falan koy! yazı dilin çok sert” demesi bundanmış. 😀 Bir şekilde o sözlüğü birbirimize öğretiyoruz.
👆🏻✍🏻📝 çoooooooookk 🤌🏻çoooookk 🥰👍🏻
Bu yazı çok güzel olmuş. Çok beğendim.
🙃 Gülmekten ters döndüm zannediyordum 😯meğersem “Biraz bozuldum ama büyütmeyeceğim.” miş
İnsanların aktarım şekli de birbirinden farklıdır, bu iletişim dilini çözen ise ilişkilerini güçlendirir🥰
“İyi iletişim, karşı tarafın sözlüğünü öğrenmeye gönüllü olmaktır.”
Yeni motto bulundu 🌸
Bireysel sözlük çok çok iyi… Ve herkesi kendi sözlüğünle değil onun sözlüğüyle tanımak harika bir tespit👍🏻♥️✨