MELİSA, ORTANCA VE AYÇİÇEĞİ

Begüm, mesleğinde uzun yıllar büyük bir sabırla çalışmıştı. Dişinden tırnağından artırarak birikim yapabilmişti. Hayalini kurduğu o bahçeli ev artık hazırdı.

Eşyalarını heyecanla yeni evine taşıdı. Taşınma işleri bittiğinde kendisini oldukça yorgun hissediyordu. Evindeki ilk gecesinde erkenden yatarak derin bir uykuya daldı. Rüyasında kendini, o çok sevdiği bahçesinde gezerken gördü. Birbirinden farklı üç bitki dikkatini çekmişti. Bitkiler, tıpkı birer insan gibi kendi aralarında konuşmaya başlamışlardı.

Bahçenin en kuytu köşesinde sessizce duran bir “melisa“ vardı. Melisa çiçeği son derece sakin ve az konuşan bir haldeydi. Begüm, etrafındaki her kokuyu fark ediyordu. Ayrıca diğer bitkilerin hislerini, onlar konuşmasa bile anlayabiliyordu. “Ben huzuru ve güzel kokuların derin dilini severim.” dedi usulca. Kelimelerin yerine davranışlarıyla etrafına sevgi ve dinginlik yayıyordu.

Begüm’ün dikkatini çeken diğer bitki ise “ortanca“ idi. Ortanca durduğu yerde bile çok hızlı hareket ediyordu. Rengârenk çiçekler açan, göz alıcı bir çiçekti. Büyüleyici güzelliği ve renkleriyle dikkatleri üzerine çekiyordu. Bahçedeki diğer bitkilerin renk uyumlarına ve estetik düzenlerine çok önem veriyordu. “Her çiçek güzel görünmeli.” diye neşeyle ekledi. Bahçenin çok güzel görünmesini ve düzenli olmasını istiyordu. Bahçenin tasarımını inceliyor, eksik renkleri ve solan yaprakları hemen fark ediyordu.

Son bitki ise bahçenin ortasındaki uzun boylu bir “ayçiçeği” idi. Bu sarı çiçek konuşmayı çok seviyor, durmaksızın mırıldanıyordu. Karşıdaki çiçek tam “Konuşma sırası bende!” diye düşünürken o konuşmaya devam ediyordu. Dışarıdan gelen gürültülü seslere karşı çok hassastı. Bu rahatsız edici seslerden kaçmak için harika melodiler bestelemişti. Bestelediği melodiyi mırıldanarak, parıldayan güneşe doğru neşeyle dans ediyordu. Müziğin ritmiyle coşuyor, bahçenin sessizliğini kendi tatlı ezgileriyle dolduruyordu.

Begüm rüyasında bu farklı bitkilerin benzersiz özelliklerini hayranlıkla izledi. Ortanca eşsiz rengiyle, ayçiçeği ise tatlı müziğiyle bahçeyi canlandırıyordu. Melisa ise o güzel kokusuyla derin bir huzur katıyordu. Hepsinin huyları, yetenekleri ve birbirleriyle iletişimleri bambaşkaydı. Fakat bu farklılıklarına rağmen bir ahenk oluşturmuştular. Her biri aynı bahçenin içinde çok mutlu ve uyumlu görünüyorlardı.

Begüm rüyasından neşe ile uyandı. O sabah zihninde bir aydınlanma gerçekleşti. Dünyadaki tüm insanlar farklıydı, tıpkı rüyasındaki bitkiler gibi…

Kimisi melisa gibi sessiz ve duygusaldı. Kimisi ortanca gibi süslü ve düzenliydi. Kimisi de ayçiçeği gibi konuşkandı. Bu harika farklılıklar, dünyayı güzelleştiren detaylardı.

“İnsanlardan farklılıkları nedeniyle kaçmak ne kadar doğru?” diye düşündü. Aslında kabul etmek en büyük adım olabilirdi.

İçindeki eski kırgınlıklar ve duyduğu bazı öfkeler sanki azalmıştı. O sabah yepyeni kararlar aldı.  Geniş bahçesinde ağırlayacağı misafirlere farklı bir gözle bakacaktı. Acaba hangisi hangi çiçek olabilirdi?

Loading spinner

15 Responses

  1. Ayyy ne güzel benzetmeler olmuş. Ben ve çevremdekiler hangi çiçek acaba diye düşündürüyor insanı 🙃

  2. Melisanın kokusu, ortancanın bir sürü renkleri var, ayçiçeği ise ne kokulu ne de ortanca gibi rengarenk. Kendilerine ait belirgin özellikleri var. Sanki melisa annem, ortanca ablam bense ayçiçeği gibi duruyor 😅💐

  3. Dünyanın büyük bir bahçe olduğunu düşününce biz insanlarda o bahçenin bir birinden farklı çiçekleriyiz☺️ Bir de bu gözle bakmak lazım. Ben hangi çiçeğim, etrafımda olanlar hangi çiçekler…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir