AYNI MI OLMAK GEREK?

AYNI MI OLMAK GEREK?

AYNI MI OLMAK GEREK?

2 dk okuma

Yaz tatillerinde “Yüksel Ailesi” için gün bir başka aydınlanırdı. Mutfaktan yayılan poğaça kokusu, perdelerin arasından süzülen ışık başka olurdu. Annenin kahvaltı sofrası, evin içine ayrı bir sıcaklık getirirdi. Okulların kapanmasıyla birlikte Nur’un evde geçirdiği vakitler çoğalmıştı. Evin en küçüğü olmasından mıdır bilinmez, Nur bir başka sevilirdi. Tüm aile fertlerinden farklı bir yapısı vardı. Enerjisi yüksekti, yüzü hep gülerdi. Kalbi de bir o kadar sıcaktı. “Fındık kurdu” lakabı boşuna değildi.

Sıcacık kahvaltı masası hazırlanmış ve herkes yerini almıştı. Babası Mehmet Bey’in yeri hep aynıydı, yıllardır değişmemişti. Annesi, abisi, ablası hepsinin yeri belliydi. Nur bu duruma bir türlü anlam veremezdi. Babası Mehmet Bey konuşmayı pek sevmezdi. Mimikleri ise kelimelerinden daha azdı. Her sözü önce bir süzgeçten geçirir sonra cevap verirdi.  En sık kullandığı kelime ise “Hayır” olurdu.  Ama bunu kötü bir niyetle söylemezdi. Nur ise babasının tam tersiydi. Bir şey istendiğinde hiç düşünmeden “Evet” diyebilirdi.

Akraba buluşmaları, arkadaş kahveleri, okul etkinlikleri… Hepsi onun için bir araya gelme fırsatıydı. Sanki evdeki diğerleri de babasına benziyordu. Ablası, annesi ve hatta bazı arkadaşları da böyleydi. Babalarının kuralları ile ona benzemiş de olabilirlerdi. Önce temkinli yaklaşır, sonra karar verirlerdi. Bu benzerlik Nur’un aklına bazen takılırdı. “Acaba herkes normal de, bende mi bir gariplik var?” diye kendi kendine sorardı. Bir türlü de aradığı cevabı bulamazdı.

Bir akşam dayanamayıp babasına sordu. “Babacığım, şu koltukları değiştirelim mi, ne dersin?” Mehmet Bey koltuğa dokundu, kumaşı hala yumuşak ve süngeri sertti. Ona göre hala kullanılabilir vaziyetteydi. “Gerek yok kızım.” diyerek cevapladı. Bu cevap Nur’u mutlu etmedi.  Biraz tedirgin devam etti; “Neden değiştirmiyoruz babacığım? Babaannemden kalan koltuklar değil mi bunlar? Kaç yıl geçmiş, bence bu koltukların artık miladı dolmuş.” Babası gazeteden başını kaldırdı ve gözlüğünün üzerinden bir süre bakıştılar. “Eskiyen her şey daha kıymetlidir. Yeniye heves etmeye ne gerek var?” dedi. Nur babasını yine ikna edememişti. Mehmet Bey’e göre rahatlık yeni eşyada değil, alıştığı yerdeydi.

Bir başka gün annesi Meltem Hanım mutfaktan seslendi. “Pazar günü ablamlar çağırıyor bey, gider miyiz?”  Mehmet Bey yine başını gazetesinden kaldırmadan yanıtladı; “Yarım ekmek için o kadar yol gitmeyelim.” Dışarı çıkmak Mehmet Bey için lüks sayılırdı. Rahatsız edilmeyi sevmez, kendisi de pek kalabalığa karışmazdı.  Nur ise babasının aksine kalabalık sofraları çok severdi. “İnsan tek başına oturup nasıl keyif alacak ki? Hayat böyle geçmez.” diye düşünürdü. İnsanların içine karışmak, farklı şeyler denemek daha önemliydi. Nur’a göre hayattan ancak bu şekilde keyif alınabilirdi.

Bir gün bahçede annesiyle yeni aldıkları çiçekleri ekiyorlardı. Annesi sardunyayı gölgeye, begonvili güneşe dikti. Nur toprağı avuçlarken birden durdu. Aynı soru zihninde yine belirmişti. Annesine dönerek; “Anne, ben neden diğerlerinden bu kadar farklıyım? Bu durum bir avantaj mı yoksa dezavantaj mı?”

Meltem Hanım Nur’un bu sözlerine gülümsedi. "Bahçenin hepsi aynı çiçek olsaydı, bu kadar güzel kokar mıydı?" diye karşılık verdi. İşte o an Nur’un zihnindeki soru da cevabını bulmuş oldu.  Nur begonvildi, babası ise sardunya. İkisi de aynı toprağa, aynı suya, aynı güneşe muhtaçtı. Biri güneşe koşmasa, diğeri gölgede kalsa solardı. Bir evde herkes aynı şeyi söylese hayat tek renk olurdu.

Farklılık eksiklik değil, aksine büyük zenginlikti.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (15)

  • Gülfem A dedi ki

    22 Ağustos 2026

    Farklılıklar her zaman neşe ve renk katar hayata 🎨

    • Sera Ö. dedi ki

      31 Ağustos 2026

      Farklılıklarımızın artması dileğiyle...

  • Ayşe B. dedi ki

    23 Ağustos 2026

    Benzerlikler içerisinde farklılıklarımız var...
    Farklılıklar içerisinde benzerliklerimiz var...
    Ne güzel...
    Farklılıkları lehimize çevirince daha da güzel.💐

  • derya ü. dedi ki

    24 Ağustos 2026

    hepimizin ilişki tarzı birbirinden ne kadar da farklı. Herkes aynı ortamda çiçek açmıyor:)

    • D.K. dedi ki

      14 Eylül 2026

      Evet kimi için rutin nimet
      Kimi için farklılıklarda hayat var

  • Şira dedi ki

    25 Ağustos 2026

    Farklılıklara anlayışlı olmak kabulü kolaylaştırıyor yoksa her taraf aynı renkte ve aynı kokuda olurdu.

    • Filiz A. dedi ki

      5 Ekim 2026

      O zaman eksik yanımızı da göremezdik muhtemelen...

  • Sera Ö. dedi ki

    31 Ağustos 2026

    İnsan farkı fark ettikçe kendini daha da zenginleştiriyor.

  • Deniz y. dedi ki

    5 Eylül 2026

    Farklılık problem değil, kabul edildiğinde zenginlik oluyor😊 tıpkı Nur ve babası gibi

  • A. Neslihan D. dedi ki

    5 Eylül 2026

    Bilmediği, farklı olandan çekiniyor insan. Halbuki farklılıkları tanıdıkça zenginlik olduğunu anlıyor.

  • Zehra A. dedi ki

    6 Eylül 2026

    İnsan verdiği tepkilerin veya seçimlerinin sebebini öğrendiğinde, farklılıkların olması gerektiğini anladığında çocuk gibi seviniyor :)

  • Ilknur K. dedi ki

    10 Eylül 2026

    Farklılıklar hayatımızı renklendirmek için varlar. İhtiyacımız olan şey o farklılıkların içerisinde ki benzerliklerimize odaklanabilmek.

  • Sevgi Ç. dedi ki

    12 Eylül 2026

    Farklılıklarımız olmasaydı, hayatın bu kadar çok rengi ve hikayesi olur muydu?

  • Filiz A. dedi ki

    5 Ekim 2026

    Farklı olanı anormal görmekten vaz geçtiğimizde bakış açımız ufkumuz da genişliyor. Çünkü hiç o yönden düşünmemiştik... Şimdi o yönü gösteren birileri de var çevremizde... İşte zenginlik budur...

  • Büşra B. dedi ki

    18 Ekim 2026

    Tüm çiçeklerin oluşturduğu o muhteşem kokular.. Aynı insanlar gibi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.