
BİRAZ ESNEYELİM
Herkes hayatında belli bir düzen olsun ister. Ama bazıları için bu vazgeçilmezdir. Uyuma, uyanma, yemek yeme veya alışverişe gitme saatleri bellidir. Böyle kişiler bir düzende kendilerini huzurlu ve güvende hissederler. Ancak hayat her zaman planlandığı gibi gitmeyebilir. İnsan bazen yeni ve farklı şeylere yönelir. Yeni bir işe girmek ya da terfi için koşturabilir. Daha büyük bir eve taşınmak isteyebilir. Ama hayat bazen isteklerin dışında bir yol çizer. Kişinin birdenbire görev yeri değişebilir ya da işten çıkartılabilir. Kendinin ya da yakının sağlık sorunları ile karşılaşabilir. Kimileri bu yeni düzene çabuk alışırken kimileri çok zorlanır.
Tıpkı okul öncesi öğretmeni Esma gibi…
Esma üniversitede çocuk gelişimi bölümünü okumuştu. Her zaman çocuklarla iç içe olan bir hali vardı. Yeni tanışmış olsa da o çocukla hemen iletişime geçer ve ona uygun bir oyunu mutlaka bulurdu. Çocuklarla severek ilgilense de çalışma hayatına atılmamıştı. Bunun en büyük sebebi birbirine yakın yaşlarda çocukları olmasıydı. Kendi çocuklarına bakmak, öğrendiklerini onlarla uygulamak ilk hedefi olmuştu. Onları en iyi şekilde yetiştirmeye çalışıyordu. Hem duygusal, hem bilişsel gelişimleri için uğraşıyordu. Beslenme ve hayat düzenleri de Esma için önemli konulardandı.
Esma, çocukları olduktan sonra akşam oturmalarını unutmuştu. Çocukların uyku saatine çok dikkat ederdi. Hepsini yatma saati değişmeden büyütmüştü. Kendisi de yatma saatine dikkat eder, sabah erkenden kalkardı. Uyanır uyanmaz yatağını toplar, mutfağa geçerdi. Günün planı bir önceki günden belli olurdu. Çocuklar kaçta çıkacak, akşama ne pişecek önceden düşünürdü. Her detayı ince ince planlardı. Çocukların vitamin almasını önemsediği için haftalık menüsü olurdu. Evde haftada iki gün kırmızı et ve baklagil pişerdi. Sebze ve balık da listede mutlaka olurdu. Çocuklar ne kadar sevse de makarna nadir pişerdi. Eğer gün içinde dışarı çıkacaksa, akşam yemeğini erkenden yapardı. Hatta sofrayı bile kurar, evden öyle çıkardı. Diğer türlü dönüşte olan koşturmaca gereksiz stres oluştururdu.

Her yıl devam eden düzeni bu yıl biraz değişiyordu. Çocukları şimdi liseli gençler olmuştu. Yıllardır ertelediği çalışma hayatına artık başlayabilirdi. İş ararken daha önce deneyimi olmaması durumu zorlaştırmıştı. Ancak son görüştüğü anaokulundaki bir öğretmen aniden işten ayrılmıştı. Anaokulu müdürü Esma'nın istekli ve sevecen oluşunu beğenmişti. “Siz istekli olun, gayret edin, her şey yoluna girer. Ancak tabi ki zamana ihtiyaç var." demişti.
İlk hafta okula alışma haftasıydı. O yüzden günde iki saat çalışıyordu. Sabah yine erkenden kalkıyor, evi toplayıp işlerini hallediyordu. Sonra okulda çocuklarla ilgilenip onları tanımaya çalışıyordu. Sınıf kalabalık olsa da çok zorlanmamıştı. Kendi kendine; "Demek ki yapılabiliyormuş, o kadar da uzak kalmamışım.” dedi. Ama sonraki hafta işler değişmeye başladı. Mesai sabah erkenden başlıyor, akşam çıkış saatleri ve nöbet günleri zorluyordu. Sınıfta tam yirmi öğrenci vardı. Hepsine ayrı ayrı yetişmeye çalışıyordu. Yine de her bir çocukla detayda ilgilenmesi pek mümkün değildi. İlgilenemediği konularda vicdan azabı hissediyordu. Çocukların sürekli seslenmeleri zorlamaya başlamıştı. Oyun oynarken çıkardıkları seslerden başına ağrı giriyordu. Üstelik çok kısa bir süre mola hakkı vardı. O süre içinde dinlenebilmesi neredeyse imkansızdı.
Esma, diğer öğretmenleri dikkatle gözlemlemeye başladı. Onların da sınıfları kalabalıktı ancak yüzleri gülüyordu. Molada sohbet edip çay içiyorlardı. Onları böyle rahat görmek Esma’yı şaşırtıyordu. Kendisi yeni başladığı için mi bu kadar zorlanıyordu, bilemedi. Öğretmen arkadaşlarıyla konuştukça fark etti ki, onu yoran yeni düzeniydi. Şimdiye kadar alıştığı tüm düzen birdenbire değişmişti. İşten eve döndüğünde yapması gereken çok fazla şey vardı. Bunları önceden, alıştığı zamanlarda yapmamış olmak kötü hissettiriyordu. Üstelik bu düzenli yaşama alışkanlığı okulda da devam ediyordu. Sınıfında her şeyin yapılacağı zaman belliydi. Ama işler her zaman okulda planladığı gibi gitmedi. Kahvaltı saatinden geç dönen çocuklar, etkinlik saatine yetişemiyordu. Onları beklemek de planın aksamasına sebep oluyordu.
Tüm bunları ayarlamaya çalışmanın ne kadar yorucu olduğunu fark etti. Hayat bu kadar dakik ve kurallı olmaya uygun değildi. Belki de kurallarını biraz esnetebilmeliydi. “En kötü ne olabilir? "diye sordu kendi kendine.
- Etkinlik saatine 10 dakika geç başlasak, ne olur?
- Bu akşam sadece domatesli makarna yesek, ne olur?
- Faaliyetleri panoya düzgün asamasam, ne olur?
Bu soruların hepsinin bir cevabı vardı. Cevapları onu biraz zorlasa da imkânsız değildi. İlk gün müdürün söylediği gibi biraz zamana ihtiyaç vardı.
O sırada öğrencisi "Öğretmenim çorabım ayağımı çok sıkıyor.“ dedi.
Esma da tatlı bir tebessümle “O zaman biraz esnetelim.“ diyerek yanıt verdi. Belki esnetirken o da yavaş yavaş esnemeyi öğrenecekti.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.
