ÇİÇEKLER GİBİ

ÇİÇEKLER GİBİ

ÇİÇEKLER GİBİ

3 dk okuma

Sevil, alarmın sesiyle gözlerini araladı. Güneş doğmadan kalkar, çocuklarının beslenmesini hazırlardı. Beslenme çantalarında her şey rengarenk olsun isterdi. Kırmızı domates, yeşil salatalık, beyaz peynir ve yanında demini almış ıhlamurla tamamdı.

“Çocuklar, okul vakti. Haydi, uyanın artık.”  diye seslendi.

“Mutfaktan gelen sesle zaten uyanmıştım anne!” dedi Ahmet. 

Derya, eve yayılan ıhlamur kokusunu içine çekerek gözlerini ovuşturdu. Teşekkürünü kendi diliyle, annesine sarılarak hissettirdi. Annesi de ona sımsıkı sarılarak cevap verdi. “Haydi çocuklar, babanızı bekletmeyin!” diye ekledi. 

Ahmet, konuşmaktan kısa sürede hazırlanamazdı. Bu kadar çok konuşması ve uzun cümleler kurması şaşkınlık verirdi. Derya öyle yavaştı ki, saçını toplaması on dakika sürerdi. Az konuşur, daha sık sarılırdı. On iki yaşında olmasına rağmen hala pelüş ayısıyla uyurdu.

Sevil’in canı çok tezdi, işlerini çabuk bitirirdi. Çocuklar okuldan gelir gelmez ödevlerini yapmalarını isterdi. Önce ödevler hızlıca yapılmalı sonra aile ile vakit geçirilmeliydi. Oyalandıklarında sabretmekte, bir şey söylememekte çok zorlanırdı. Fakat çocuklarına baktığında; biri susmak bilmez, diğeri yatağından çıkamazdı.

Sevil kendini bildi bileli çok hızlıydı. Arkadaşları ona “Jet Sevil” derlerdi. Bu hızlılığı ona pek çok konuda pratiklik kazandırmıştı. Düşünürken, yemek yaparken, karar verirken veya temizlik yaparken hızlıydı. Ve daha pek çok alanda gelişmişti. Fakat bu hızı bazen ona yanlış kararlar aldırabiliyordu. Makinenin kapatma düğmesi yerine açma düğmesine basabiliyordu. Markette alışveriş yaparken, listesi olmadığından asıl ihtiyaçlarını unutabiliyordu. Hızlı olmak güzeldi ama dozunu aşınca zarar veriyordu.

Çocukları gönderdikten sonra uzanmıştı ki telefon çaldı. 

“Selam Sevil, müsaitsen kahveye geleceğim.” dedi Ayşegül. 

“Buyur gel tabi, müsaitim.” dedi.

Evi hızlıca toparladı, kahvenin yanına hemen bir kek çırptı.  

Kahveler içilirken Ayşegül dert yandı: 

“Çiçeklerin ne kadar güzel, ben senin gibi bakamıyorum. Kaktüsü de orkideyi de kuruttum. Böyle güzel çiçek yetiştirmenin sırrı nedir?” 

Sevil anlattı: “Her çiçeğin ihtiyacı birbirinden farklıdır. Kaktüs suyu sevmez, bol güneşli ve havadar bir yerde büyüyebilir. Toprağı geçirgen, kumlu toprak olmalıdır. Su birikmesin diye altında delikli saksılarda yetiştirilmelidir. Orkide ise kaktüs kadar güneşi sevmez. Güneş ışığı almalı ama doğrudan değil. Bol nemli ortamlarda yaşamayı sever. Orkidenin toprağı bile daha farklıdır. Toprağı için kuru çam kozalağı parçaları çok uygundur. Bir de çiçeklerin yerini durmadan değiştirmeyeceksin. Aslında insanlar gibi çiçekler de hassastır. Her birinin ayrı güzelliği, ayrı özelliği vardır."

Ayşegül şaşkınlıkla birkaç cümle ekledi: “Demek ki her çiçeğin ihtiyacı farklıymış; tıpkı insanlar gibi. Eşim konuşunca rahatlar, bense sarılsam yeter.”  dedi ve gülüştüler.

Ayşegül gittikten sonra, Sevil onunla konuştuklarını düşündü. Çiçeklerden bahsederken çocuklarıyla ilgili bir detayı yeni fark etmişti. Ahmet ve Derya da çiçekler gibi iki yavruydu. “İki ayrı evlat, iki ayrı çiçek gibi…” dedi içinden. İstekleri farklıydı, keyif aldıkları şeyler farklıydı. Konuşmaları, sarılmaları, hatta uyumaları bile birbirinden farklıydı. Düşünceler arasında kapı çaldı, gelen çocuklardı. Ahmet anlatmaya başladı; “Anne bugün okulda ne oldu biliyor musun?”Derya ise hemen annesine sarıldı. Bu kez Sevil; “Dersinizin başına!” demedi. Önce dinledi, sonra kocaman sarıldı.

Ahmet’in susmayan neşesi, Derya’nın sarılarak şarj olan kalbi ve Sevil’in jetle yarışan hızı bu evin sarsılmaz temelleriydi. Tıpkı çok güçlü kökleri olan çiçekler gibiydiler. Sevil o akşam anladı ki evde üç ayrı mevsim vardı. Ahmet bahar gibi cıvıl cıvıl, Derya sonbahar gibi usulca kavrayandı. Kendisinin ise yaz gibi hep bir acelesi vardı.

Kimi çiçek bol güneş ister, kimi gölge. Kimi çok su ister, kimisi az. Çiçekler gibi insanların da farklı farklı ihtiyaçları vardı.

Aceleyle sulanan çiçek çürür, dinlemeden büyütülen çocuk solar.

Çünkü her kalp farklı çarpar, her çiçek farklı açar. Yeter ki o çocuk kendi dilinden sevilsin. Doğru ve güzel gösterilen sevgiyle açmayan çiçek yoktur. Mühim olan bu dili fark edebilmektir.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (37)

  • Ayşe B. dedi ki

    4 Temmuz 2026

    İşte hayatın formüllerinden biri 💐

  • Gülfem A dedi ki

    4 Temmuz 2026

    Formül belli Zaman + Sabır + Farklılığın kabulü 😍

    • A. Neslihan D. dedi ki

      11 Temmuz 2026

      Tam özet olmuş 💐

  • Deniz y. dedi ki

    4 Temmuz 2026

    Her çiçeğin, her insanın, her canlının ihtiyacı farklıdır… eğer ihtiyaçlarını anlamazsak solar.. Potansiyeli ortaya çıkamaz🙂‍↕️

    • Ilknur K. dedi ki

      7 Temmuz 2026

      Sorunların ana kaynağı kendi dilimizde sevmek. Oysaki karşı tarafın ihtiyacı olan kendi dilinden sevilmek.

  • Emine K. dedi ki

    5 Temmuz 2026

    İnsan yetiştirmenin en güzel örneği olmuş çiçek yetiştirmek. Biraz içtenlik, biraz sevgi ve çokça sabır🙂 rengi kokusu dokusu o zaman en güzel şekilde meydana çıkıyor.

    • Filiz A. dedi ki

      15 Temmuz 2026

      Güzel yetiştirebilmek dileğiyle...

  • derya ü. dedi ki

    6 Temmuz 2026

    çiçeğimi tanımazsam nasıl büyüyecek ki?

    • Filiz A. dedi ki

      7 Temmuz 2026

      En iyi çiçeği ben yetiştireceğim derken sürekli sulsysrsk çürüyen çiçekler...

      • Hayriye Ç. dedi ki

        24 Ağustos 2026

        Hayatı kaçırmamak için biraz da yavaşlamak gerekebiliyor

  • Cansu M. dedi ki

    6 Temmuz 2026

    İnsana hem farkındalık uyandıran hem de tebessüm ettiren bir yazi :)

    • Ayşe B. dedi ki

      24 Ağustos 2026

      Evveet çocukları da varsa 🙂

  • D.K. dedi ki

    7 Temmuz 2026

    Doğru algılama, doğru teşhis, doğru hamle...

    • Ayşe B. dedi ki

      8 Temmuz 2026

      Gerisi akıyor o zaman 👍

  • Nursena dedi ki

    7 Temmuz 2026

    Sabır ve zaman birde farklılıkları kabul etmek. Her bir bireyin farklı oluşu kabul edildiğinde sabretmekte o kadar kolay oluyor :)

    • Ayşe B. dedi ki

      12 Temmuz 2026

      Aynen insan anlamadığı kabullenemediği bir şeye de sabredemiyor, tepkisel oluyor.

  • Hayriye Ç. dedi ki

    7 Temmuz 2026

    Sevgi dilini fark etmek ve o dilden konuşmak insanın hayatında çiçekler açtırır. Ne güzel değil mi?

  • Bircan Ç. dedi ki

    7 Temmuz 2026

    Peki sen hangi tür çiçeksin nasıl beslenmek nasıl mutlu olursun hayatta😊

    • Hayriye Ç. dedi ki

      24 Ağustos 2026

      Ben kır çiçekleri gibi hissediyorum özgür ve sevgi dolu ;)

  • Ebru T. dedi ki

    7 Temmuz 2026

    Yeter ki her çocuk kendi dilinden sevilsin. Bu çok doğru... Ve hızlı indanlar etrafında çok ağırkanlılara denk geliyorsa belki de yavaşlamalıdır😎

  • Arzuuuu dedi ki

    7 Temmuz 2026

    Aceleyle sulanan çiçek çürür. Dinlenmeyen büyütülen çocuk solar çok iyiymiş. Bizide de çocukken çok dinlemediler

    • Hayriye Ç. dedi ki

      24 Ağustos 2026

      Bi dinleyen bulunur elbet :)

  • Filiz A. dedi ki

    7 Temmuz 2026

    Farkı anlayınca geriye sadece yöntem belirlemek kalıyor.

  • A. Neslihan D. dedi ki

    9 Temmuz 2026

    "Aceleyle sulanan çiçek çürür, dinlemeden büyütülen çocuk solar." Ne güzel bir benzetme olmuş 💐

  • Feyza Ç. dedi ki

    9 Temmuz 2026

    "Bir evde aynı anda kaç mevsim yaşanabilir?" sorusuna cevap veren bir yazı olmuş :)

  • Firuze dedi ki

    9 Temmuz 2026

    küçükken annemiz temiz bir yer gördüğünde çiçek gibi olmuş derdi :) yazıda çiçek gibi olmuş:) 🌸🌸🌸

  • Sevgi Ç. dedi ki

    10 Temmuz 2026

    Her çiçek aynı bakımla açmaz. Çocuklarda böyledir🙂

    • Sera Ö. dedi ki

      22 Temmuz 2026

      Her çocuk farklı dilde ilgi ister. Bizse farkında olmadan kendi dilimizde severiz.

  • Zg. dedi ki

    13 Temmuz 2026

    Sen onu anlamadıkça onun çiçek açma ihtimalini mi çürür…

    • Tuba O. dedi ki

      23 Temmuz 2026

      Ne kadar doğru.. Kimsenin çiçek açma ihtimalini çürütmememiz dileğiyle..

  • B.G. dedi ki

    16 Temmuz 2026

    evet insan deyip geçmemiz lazım. Her insan farklı, bu farklılığı fark edip ihtiyacına göre sulamak gerekir. Bu bazen konuşma, bazen sarılma olabilir.

  • Şira dedi ki

    19 Temmuz 2026

    Doğadaki farklılıklara dikkat kesilsek insanlardakileri de daha iyi anlamamızı ve daha iyi yönetmemizi sağlayacak...

  • Sera Ö. dedi ki

    22 Temmuz 2026

    Her çocuğun kendini ifade dili farklıdır. :)

  • Tuba O. dedi ki

    23 Temmuz 2026

    Yazıyı okurken yeğenlerimi düşündüm. Onlar da birbirlerinden çok farklılar. İkisinin birbirinden farklı çiçekler olduğunu ve farklı bakıma ihtiyaç duyduklarını farketmek bile insanı çok rahatlatıyor.

  • Sevgi Ç. dedi ki

    23 Temmuz 2026

    Her insanın kendine ait bir izi var ne güzel bir hal❣

  • Ozlem Ç dedi ki

    26 Temmuz 2026

    “Her kalp farklı çarpar, her çiçek farklı açar.” Ne güzel söylemişsiniz unutuyoruz, anlamıyoruz, kızabiliyoruz… Evde bambaşka çiçeklerle bir bahçe olabilmek!💕

  • Feyza Ç. dedi ki

    26 Ağustos 2026

    "Her kalp farklı çarpar." Kalbini sevdiklerimizi anlamamız için pratik bilgiler verilen bir yazı olmuş:)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.