
EKSİK YANIM
İnsan en yakınındakilerde kendisinden zıt özellikler gördüğünde uzaklaşmak isteyebilir. Bazı insanlar iletişime daha açıkken, bazıları daha kapalı olabilir. İletişime açık olan, kapalı olanı sıkıcı ve soğuk olarak değerlendirir. İletişime daha az açık olan ise diğerini meraklı ve yorucu olarak görür. Bu kişiler mümkün olduğunca birbirleriyle ilişki kurmaktan kaçınırlar.
Aylin ve Emine’de olduğu gibi…
Aylin ile Emine lisede tanışmışlardı. Aylin, evden okula, okuldan eve gider, derslerine günlük çalışırdı. Kimseyle fazla konuşmaz, teneffüsleri genelde sınıfta geçirirdi. Arkadaşları bahçeye çıkmak için ısrar ettiklerinde, “Tamam…” demekten bile çekinirdi. Emine ise Aylin’in sınıfına nakil olarak gelmişti.
Okula başlayalı daha iki hafta olmuştu ve adını neredeyse bütün okul duymuştu. Bilinirliği, dikkat çekici dış
görünüşünden veya derslerinde çok başarılı olduğundan değildi. Sebebi, herkesle hemen ortak bir nokta bulup iletişim kurabilmesiydi. Sınıfta, okul bahçesinde, koridorda kimi görse ilk selam verendi. Sohbeti başlatmakta ve uzun muhabbetler etmekte hiç zorlanmazdı.
Aylin ile Emine sıra arkadaşı olmuşlardı. Sınıf kuralı gereği; sıra arkadaşları birbirini takip ve kontrol ederdi. Ödevleri birlikte yapar, anlamadıklarını birbirine anlatırlardı.

Emine, Aylin’in yanına geldiği için pek memnun değildi. Sanki bir kale duvarının dibine oturmuş gibi hissediyordu. Herkesle hemen kaynaşabilen Emine, onunla bir türlü yakınlaşamamıştı. Aylin, sorduğu soruları çok kısa yanıtlıyordu. Hatta bazen açıkça; “Bu soruyu cevaplayacak vaktim yok.” deyip önüne dönüyor ve dersine çalışmaya devam ediyordu. Emine de çaresiz diğer arkadaşlarıyla takılıyordu.
Aylin ise Emine’yi pek merak etmez, soru sormazdı. Hatta onun bu hareketli halleri Aylin’e yorucu bile gelmişti. Özel hayatıyla ilgili sorularından çok bunalırdı. Keşke başka sıraya geçse diye düşünürdü. Emine’ye göre Aylin’in nasıl bir ailesi olduğu önemliydi. Okul dışında neler yaptığı, neleri sevip sevmediğini merak ediyordu. Emine, sürekli birileriyle konuşmaya daldığı için derse de gecikirdi. Aylin de onu takip etmekte zorlanırdı. Öğretmenin, Emine’yi görmediğinde ona soracağını bilir ve ne cevap vereceğini düşünüp gerilirdi.
Aylin, dersteki soruları yanıtlayabilmek için gece gündüz çalışırdı. Emine’yi sorduklarında “Bilmiyorum” demek,
görevini yapamamış hissi veriyordu. Bu his zamanla Emine’den uzaklaşmasına sebep oldu. Emine ise aralarında
yüksek ve sağlam duvarlarıyla duran Aylin’le yan yana olmaktan bunalıyordu. Birbirleriyle gerekmedikçe konuşmadan okulu bitirmişlerdi.
Aylin ve Emine yıllar sonra mezunlar yemeğinde karşılaşmıştı. Aynı masaya denk gelmeleri tesadüf değildi. Bir yıl boyunca sadece selamlaşarak geçirdikleri o günleri hatırladılar. Şimdi ikisi de evlenmiş ve yaşları birbirine yakın kızları olmuştu. Davetteki tüm çocuklar oyun salonuna götürülüyordu. Fakat Emine’nin kızı Melis hiç gitmek istemiyordu. Yanında kalmak için adeta savaş veriyordu.
Emine kızına, “Teyzelerine selam ver, bakalım.” dedi. Melis hiç oralı değildi, adeta içine kaçmıştı. Aylin ise sürekli kızı Merve’nin peşindeydi. “Terledi mi, yoruldu mu, acaba düşmüş olabilir mi?” diyerek hep ayaktaydı. Merve herkese selamlarla öpücükler dağıtıp gönülleri fethetmişti. O esnada dikkatini Melis çekti. Onunla tanışmak ve ona sarılmak istedi. Melis ise annesinin arkasına saklanmaya çalıştı.
Emine’nin kızı aynı Aylin gibi davranıyordu. Aylin’in kızı da aynı Emine gibi… Lisede birbirinin neden böyle
davrandığını anlayamayan iki kız vardı. Şimdi kendi kızları tam da uzaklaştıkları arkadaşları gibiydi. Hayat onlara yine aynı soruyu soruyordu; bu sefer kızlarıyla…
İnsan farklılıkların nedenini anladıkça ilişkilerini geliştirebilir ve sürdürebilir.
Farklı özellikte insanların bir araya gelmesi, eksik özelliklerini tamamlamaları içindir. Çekingen davranan ve hızlı ilişki kuran insanlar neden bir araya gelir? Aslında birbirilerini tamamlamak üzere karşılaşırlar. Hayat bunu öğretmek için zıddı özellikteki insanları yaklaştırır. Ya sıra arkadaşı, ya eşi, ya da çocuğu olur. İnsan kendisinden farklı olandan kaçmak yerine onu anlamaya çalışarak ve onunla uyumlanarak bakış açısını değiştirebilir.
Hiçbir karşılaşma tesadüflere bağlı değildir. O kişiden, o öyküden çıkarılacak bir pay mutlaka vardır.
“Acaba bu insan hangi eksik yanımı tamamlamak için geldi?”
Bu sorunun cevabı bulunduğunda ilişkiler daha anlamlı ve keyifli hale gelmeye başlar.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (33)
GA dedi ki
14 Mart 2026Aylincim o sınavı okul sıralarında vericektin 😊
Ayşe B. dedi ki
19 Temmuz 2026☺️☺️☺️
Deniz y. dedi ki
14 Mart 2026“Farklı özellikte insanların bir araya gelmesi, eksik özelliklerini tamamlamaları içindir. Aslında birbirilerini tamamlamak üzere karşılaşırlar. Hayat bunu öğretmek için zıddı özellikteki insanları yaklaştırır.”
Bu 3 cümle yaşadığımız problemlerin kaynağını çözmemizi sağlayabilecek cümleler. İnsan farklılığa doğru tepkiyi verir, o dersi anlarsa kazanan tarafa geçiyor🫠Demet K. dedi ki
18 Mart 2026Evet, insan hep ihtiyacı olan öykülerle karşılaşıyor değil mi?
Hayriye Ç. dedi ki
19 Temmuz 2026Evet hep bizi geliştirecek olgunlaştıracak öyküler
Sinem K dedi ki
14 Mart 2026Hayatın en ilginç tarafı, kaçtığımız özelliklerin bir gün en yakınımızda karşımıza çıkmasıdır.
Anladığımızda rahatlarız, anlamadığımızda uzaklaşırız. Farklılıkların tamamlamak için olduğunu hatırlatan çok güzel bir metin. 👏🏻Ayşe Neslihan D. dedi ki
14 Mart 2026Aslında problemleri yaşama sebebimizin insanlar değil de davranışlar olduğunu görmek umut verici. Çünkü insanları değiştiremeyiz Ama onların davranışına bakış açımızı değiştirebiliriz.
Elif C. dedi ki
14 Mart 2026Nasıl da hayatın içinden bir yazı. Kızım ve oğlumu anlatıyor. Yanii biraz da beni :)
Z.G. dedi ki
14 Mart 2026Farklılıkları ile yanımızdaki kişinin eksik yanımız olduğunu bizi tamamlamak için orda olduğunu görebilmek çok kıymetli.
Emine K. dedi ki
15 Mart 2026Hiçbir karşılaşma tesadüf değildir.
Ne kadar derin bir cümle aslında. Keşke anlayabilsek 🥹Ayşe B dedi ki
15 Mart 2026Eksik yanlarımızı tamamlayacak insanlar tam da dibimize geliyor. İnsan bu durumun farkında olmadığında köşe bucak uzaklaşmaya başlıyor. Ama nereye giderse gitsin başka bir yerde başka bir isimle karşısına çıkıyor.
Nursena dedi ki
17 Mart 2026Herkesin okulda böyle tanıdık bir anısı vardır🫢
HÇ dedi ki
17 Mart 2026Farklı olanı anlasak, öncelikle de kendimizi anlasak öfkelenmeyiz de sanki değil mi?
Filiz A. dedi ki
17 Mart 2026Kaçtığımız o tipler burnumuzun dibine gelir ya hep... Bu hayatın bir yasası ise o zaman bize bir mesaj var. O kaçtığımız tipten kaçmak yerine onu anlamaya çalışmak ya da ona verdiğimiz tepkiyi değiştirmek bizden beklenen şey olabilir.
Songül dedi ki
17 Mart 2026Hiçbir karşılaşma sebepsiz değil. Bana neler katacak kısmından baktığımızda daha da anlamlı oluyor aslında.
Ilknur K. dedi ki
18 Mart 2026İnsan kabul etmedikçe karşısındaki problemi çözemiyor. Tekrar eden bir döngüde kaçtıkça kovalanıyor. Kaçmak anlık bir çözüm. Oysaki hayatın bizden beklediği uzun vadede hem kendimize hemde karşımızdakine fayda verecek şekilde çözüm üretmek. Bunu arkamızı dönerek yapmamız mümkün değil. Yüz yüze halletmek gerek😊
Sera Ö. dedi ki
23 Mart 2026İnsan zamanında farklılıkları kabul etmedikçe, reddedemeyeceği yerden o fark onu yakalıyor. 😊
Bircan Ç. dedi ki
26 Mart 2026Olayların içinden ihtiyaç duyulabilecek, olumlu yönde bir pay çıkarabilecek bilinçte olmak ne güzel olurdu 😊
derya Ü. dedi ki
28 Mart 2026Emine ve Aylin... Sınavı büyütmenin haklı gururunu yaşayın :) şimdi nereye kaçacaksınız acaba?
Meltem Polat dedi ki
12 Nisan 2026Eksikliklerle dünyaya gelmişiz somut ve soyut. Soyut eksiğimizi tamamlamaya çalışırken soyut taraflarımızın eksiğini farkedemiyoruz. Soyutluktaki eksikliği görmemi sağlayan ilişkiler kurarak ilerledikçe daha zengin, ilişkilerinde kaliteyi yakalana birey haline geliyoruz
Sevgi Ç. dedi ki
13 Nisan 2026Bazen bulunduğumuz ortamda istemediğimiz bir kişi olduğunda o ortamı terk edebiliyoruz. Ama sonra yine benzer farklılıklarda ama başka biriyle karşılaşıyoruz. Acaba hayat bana bir mesaj veriyor olabilir mi?
Tuba O. dedi ki
19 Haziran 2026Burada anlatıldığı gibi o kaçtığımız mizaç ya çocuğumuzda olursa :) O zaman kaçmak yerine daha çok kabul eden, karşındakinin sende tamamlayacağı boşluklara odaklanan tarafta olmalı
Sevim A. dedi ki
26 Nisan 2026İnsan ilk başına geldiğinde fark edemiyor yaşadıklarının sebeplerini. Niye bu bana denk geldi diye düşündüğümüz olayların, hiç te tesadüf olmadığını. Ya geliştirmemiz gereken ya da fren yapmamız gerektirecek şeyler aslında. Keşke bir de böyle bakabilsek yaşadıklarımıza...
Pınar Y. dedi ki
1 Mayıs 2026Farklı özellikte insanların bir araya gelmesi, eksik özelliklerini tamamlamaları içindir. Acaba bu insan neden yanıma geldi sorusunu sürekli sormak, ve o eksiğe bilinç vermek ile o davranışı uygulamak zor ama çok güzel bir manzara olsa gerek...
Şira... dedi ki
1 Mayıs 2026Herkesin okul hayatındaki zıtları bir bir aklına gelmiştir.Şimdi daha net anlaşılıyor.
Feyza Ç. dedi ki
12 Mayıs 2026Doğru soru her zaman kazandırır. Bu kişi bana neden denk geldi :) Muhakkak bir kazanç var.
Şükran Ç. dedi ki
21 Mayıs 2026Hayatta hiçbir şey boşuna değil, yanımızdaki, yakınımızdaki insanların bizimle olmalarının bir sebebi var...
Ayşe B. dedi ki
19 Temmuz 2026Kaçma çöz diyor. Kaçtıkça kaçamayacağın bir öyküde yakalıyor çöz diye ☺️
MERVE AYDINLAR dedi ki
22 Mayıs 2026karşılaşmaların tamamlamak üzere olması, tesadüf olmaması ne büyük bir mucize
Sera Ö. dedi ki
4 Haziran 2026İnsana eksiğini de tamamlama imkanı veriliyor aslında... Çok kilit bir bilgi
Tuba O. dedi ki
19 Haziran 2026Bu yazıdan sonra, insan yakınındakilere daha farklı biz gözle bakmaya başlıyor :)
Güliz Erturan dedi ki
19 Temmuz 2026İnsanın en çok zorlandığı kişiler, bazen en çok geliştirecek olan kişilerdir. Yazı bunu çok güzel hissettiriyor. Acaba bu insan hangi eksik yanımı tamamlamak için geldi? sorusu gerçekten insanı kendisiyle yüzleştiriyor.🌸
Özlem Ç. dedi ki
25 Temmuz 2026Eksik yanını görmedikçe kabul etmedikçe hayat anla diye dibine getiriyor:)
