
Empati Gözlük
Yıl 2050.
Sahibinin algılarını, karakterini, huyunu, filtrelerini, düşüncelerini kopyalayan ve karşıdakine transfer edebilen gözlüklerin icat edildiğini düşünelim. “Empati Gözlük” adındaki bu icadı takıyorsun ve karşı tarafın göz merceğini hızlıca tarıyor. Birkaç saniye sonra, artık onun dünyasından hayata bakmaya başlıyorsun.
- Onun gördüğü şeyleri görüyorsun.
- Onun detayda fark ettiği şeyleri fark ediyorsun.
- Onun kazanç saydığı şeylerin nedenini anlıyorsun.
- Onun neyi sevdiğini neye kızdığını, nasıl karar verdiğini ve olayları nasıl yorumladığını anlıyorsun.
Bakıldığında mucize gibi bir şey...
Eşler birbirinin gözlüğünü taktığında;
“Tartışmamızın nedeni, seni gözlerine bakarak dinlemediğim içinmiş.”
“Aslında aynı şeyi anlatırken bile birbirimizi duymuyormuşuz.”
“O kadar konuşmak boşunaymış, bir kez sarılsam yeterliymiş.”
Gibi farkındalıkları oluşuyor ve herkes karşı tarafın ne istediğini anlıyor.
İşe alım yapacak kişi, mülakatta bu gözlüğü taktığında; “Bu işin detaylarını ve risklerini görebilecek mi?” diye karşıdakini anlayabiliyor.
Birbiriyle tartışan kişiler, “Bir de sen benim gözlüğümü tak ve beni anla.” diyerek uzlaşabiliyor.
Peki, birilerini gerçekten anlamak, başkasının dünyasını yaşamak mıydı?

Böyle bir gözlük olsa, ilişkileri toparlamakta gerçekten işe yarar mıydı?
İstanbul’un nezih bir semtinde, boğaz manzaralı bir çatı katında Defne ve Kerem bir akşam oturuyorlardı. Evlilikleri son zamanlarda bir sarmal içindeydi. Son tartışmalarında sonra, ikisi de ilk adımı atmak istemiyor ve karşı taraftan bir hamle bekliyordu. Defne, anlattığı şeylerin onda da aynı merakı ve etkiyi oluşturmasını istiyordu. Kerem ise, “Ömrüm seni dinlemekle geçiyor zaten!” diyerek yere bakıyordu.
Defne, masanın üstünden iki tane gözlük aldı. Biri siyah çerçeveli, diğeri mat titanyum olan gözlükler... Kerem’e “Gözlükleri takalım mı?” dedi. Kerem önce tereddüt etti. “Peki...” dedi. Önce Defne, Kerem’in gözlüğünü taktı.
O an, Kerem’in dünyasını yaşamaya başlamıştı. Heyecanlandı, biraz göğsü daraldı. Olayları nasıl da en detaylı hislerle yaşıyordu. Restorandaki yemek geldiğinde şöyle düşünüyordu: “Saat 20:14’te masaya oturduk ve garson 3 dakika sonra geldi. Et 62 derece pişmiş. Bıçaklar daha temiz olabilirdi aslında. Eğer bu şekilde dışarıda yemeye devam edersek bütçe aşılır ve ay sonu sıkışırız. Dışarıda yağmur başlamış, trafik olma ihtimali yüksek. Gecikirsem yarın işe uykumu almadan gitme riskim var...”
Defne’nin bu detaylardan sonra başı döndü. Kerem’in iç sesi sürekli; “Koru, hata yapma, risk alma, bunu yapmazsak başımıza şu gelir. Aman dikkat!” diyordu. Defne gözlüğü şaşkınlıkla çıkardı:
“Sen… Bütün gün bunu mu yaşıyorsun? Her şeyi bu kadar detaylı, yoğun hisli ve risk odaklı mı görüyorsun?”
Sonra Kerem, Defne’nin gözlüğünü taktı. Defne’nin dünyasında duygular akışta, detaylar bulanık ve sesler ne kadar baskındı. Kerem’in suskunluğu “Beni artık sevmiyor mu?” diye okunuyordu. Kerem’in “Abartma, rahat ol...” demesi, Defne için “Duygularımı küçümsüyorsun!” anlamına geliyordu. İçinden sürekli bir diyalog geçiyordu. Her olay ses kaydı gibiydi. “O gün ses tonu yine çok sertti. Uzun süre benimle konuşmadı...” diyordu.
Kerem gözlüğü çıkardığında epey yorulmuştu. Defne’nin elini tuttu. “Ben… Senin bu kadar yoğun duygular yaşadığını anlamamışım. Söylediklerimin ve hatta söylemediklerimin seni bu kadar etkileyeceğini bilemedim. Özür dilerim...”
O gece saatlerce konuştular. Ama bu sefer öncekiler gibi değildi. “Senin yüzünden oldu. Sen yapmasaydın böyle olmazdı.“ gibi birbirlerini eleştirerek, suçlayarak konuşmuyorlardı. Yeni birisini keşfetmiş gibi birbirlerine bakıyorlardı. Birbirlerini tanımamakla ilgili üzerlerinde bir sorumluluk hissetmeye başladılar. Aslında gözlük mucize değildi.
Sabah olduğunda Defne ve Kerem gözlüklere tekrar bir baktılar. Defne, “Birbirimizi tanımak için ille de bir cihaza mı ihtiyacımız var? Mesele karşıdakinin gözlüğünü takmak değil, onu anlamak ve verdiğimiz tepkilerle kendimizi güçlendirmek. Asıl güç, doğru olanla uyumlanarak bizdekini açığa çıkarmaktı. Farklılıklar zaten kişiyi geliştirir. Sadece bunu bilmek ve anlamak gerekmez miydi?“
Kerem başını sallayarak Defne’yi onayladı.
“Ve farklılıkların nedenini gerçekten anlamak için gayret etmek gerek. Çünkü gerçek olan başkasının dünyasını yaşamak değildir. Ondan kendine bir şeyler katabilmektir.“
Dışarıda İstanbul’un 2050 sabahı gri ve gürültülüydü. Ama o küçük çatı katında, iki insan birbirini ilk defa gerçekten görmeye başlamıştı.
İnsanların birbirlerini gerçekten anlayabilmeleri için ne yılın 2050 olmasına ne de bu mucize gözlüklere ihtiyaç var. Tüm zamanlarda ihtiyaç olan ve işe yarayan şey; insanın kendisinden farklı olanla gelişip öğrenebileceği gerçeğidir. İlişkilerdeki tüm uyumsuzluklar hayata karşı uyumsuzluktur. Bu da kendisinden başkasını anlamaya direnmekten ve sadece kendi isteklerine odaklanmaktan geçer. Oysa insanı anlayan hayatı anlar.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (44)
Ilknur Kurt dedi ki
3 Mart 2026"Gerçek olan başkasının dünyasını yaşamak değil, ondan kendine birşey katabilmektir." 👏🏻👏🏻 Bütün bir hayata ayna niteliğinde bir söz...
Büşra Bayrak dedi ki
5 Mart 2026İnsan kendi dışındakileri anlamaya çalıştığında çok şey değişir gerçekten. 😊
Ayşe B. dedi ki
7 Temmuz 2026O zaman tepkileri de değişmeye başlıyor.
Filiz A. dedi ki
10 Mart 2026Çok önemli bi detay değil mi? Yani başkasına benzemeye çalışmıyoruz aslında... Mesele kendiyapamadığımızı yapabilen birileri var ve onlar nasıl yapıyorlar biraz ona bakmak belki de...
Hayriye Çelik dedi ki
3 Mart 2026İlişkilerde uyumlu olmayı, birbirimizi anlamayı başardığımızda toplum olarak daha mutlu olacağız. Umuyorum ki çok yakında :)
Songül dedi ki
3 Mart 2026Hayata birbirimizin çerçevesinden bakabilmek…
Yıl farketmeksizin…
Gözlüğe ihtiyaç duymadan…
Asıl ihtiyaç duyduğumuz şey bu aslında.Filiz A. dedi ki
3 Mart 2026Gözlükler çok güzelmiş gerçekten :) Hayal ettiysek olur değil mi?
Sadece karşımızdakinin gözünden hayata bakmak... Onu yaşayıp anlamak. Şimdilerde insanlar buna vakit ayırmak bile istemiyor...Demet K. dedi ki
6 Mart 2026Birbirimizi anlamak için gerçekten çaba gösterdiğimizde, hiçbir teknoloji samimi algıyla yarışamayacaktır. Okuyunca keşke gerçekten böyle bir gözlük olsa dedirtse de daha az çaba ile bu işi çözmek mümkün değil mi? :)
Filiz A. dedi ki
4 Temmuz 2026Değiş mi? Bu işi teknolojik araçlar olmadan da halledebilmenin yolu var sadece biraz anlamaya çalışmak. İndan anlamadığında gözlüğü taksa da bir şeyler değişmez sanırım...
Ayşe B. dedi ki
7 Temmuz 2026👍
Pınar Y. dedi ki
4 Mart 2026Mesele öyle basit ki, insan o farklılığı kabul edince, ne güzel yöneten ve ne güzel yönetilen oluyor. Bunu kim istemez... Bunu aslında herkes ister...
MERVE EKŞİOĞLU AYDINLAR dedi ki
5 Mart 2026Merve A.
Belki ilerde bu gözlüklerden gerçekten olucak.. Ama gözlük olsa da.. insanın karşı tarafı anlamasının hissinin yerine hiç bir teknolojik alet geçemiyicek.Sevgi Ç. dedi ki
5 Mart 2026Böyle bir gözlük olsa kesinlikle paha biçilemez olurdu❣
Hayriye Ç dedi ki
4 Temmuz 2026Değil mi ama
Çiğdem S. dedi ki
6 Mart 2026Karşıdakinin gözünden bakmak hayata, kişiyi anlamak, hem bir bakışta. Farkındalık sağlayan bir yazı olmuş..
B.I.. dedi ki
7 Mart 2026Hani hiç düşündün mü diyoruz ya bütün mesele sadece biraz geriye gidip o insanın tüm zamanlardaki genel ahvaline detaylı bir bakmak. O zaman iç gözlüklerimiz empati gözlüklerine her zaman galip gelecektir... Çok etkileyici mesajlarla dolu.👏🏻👏🏻👏🏻
Sinem K dedi ki
7 Mart 2026Harika bir anlatım olmuş. 🌷
Aynı olayı farklı gözlerle görmenin ilişkileri nasıl etkilediğini çok güzel göstermiş.
Empati kurmanın aslında karşı taraf olmak değil, onu anlamak olduğunu hatırlatan çok değerli bir yazı.👏🏻Ayşe Neslihan D. dedi ki
7 Mart 2026Ne güzel bir ve benzetme olmuş. Evet böyle kullanabileceğimizi gözlüklerimiz yok. Ama karşımızdaki onu anlamamız için öyle çok bilgi veriyor ki... O gözle bakabildiğimizde tabi.
Nur dedi ki
7 Mart 2026“Ve farklılıkların nedenini gerçekten anlamak için gayret etmek gerek.”
Defne ve Kerem’in hikayesi, farklılıkların bazen zorlayıcı ama bizi geliştiren bir tarafı olduğunu hatırlattı. 🥰Duygu Erkmen dedi ki
11 Temmuz 2026Gerçekten gayret etmek gerekiyor. Durup durup okuyorum yazıyı hakikatten empati şart 😅
Ayşe B dedi ki
8 Mart 2026Zaman değişse de mekan değişse de gerçek gerçektir. İnsan aynadaki kişiden kaçamaz. Nereye giderse gitsin kaç yaşında olursa olsun...
Derya ü. dedi ki
8 Mart 2026Karşımdaki beni anlasın isteğindeyken diğer tarafın hayata nasıl baktığını anlamak kolay değil.
Sera Ö. dedi ki
3 Haziran 2026Karşımdakini gerçekten anladığımda beni neden anlamadığını da anlıyorum aslında
Meltem P. dedi ki
8 Mart 2026Başkasının dünyasını yaşamaktansa karşımızdakini kendimizi geliştirecek bir imkan olarak görünce işler kolaylaşıyor. Arada işler tıkanınca kör düğüm olunca sebebini anlamak içinde bu gözlükler fena olmazdı:) sanki dışardan destek almak gibi..
Deniz y. dedi ki
9 Mart 2026Problemlerin sebebi herkesin ilişki kurduğu kişiyi “kendileştirmeye” çalışması. Farklılığı kabul edip, yöneldiğinde yani geçici olarak bu gözlüğü taktığında iki tarafında “farklı ama mutlu” olduğu bir ilişki oluyor.
Ebru T. dedi ki
10 Mart 2026Çok güzel yorumlar yapılmış ama yine de o gözlükler şimdi burada olsaydı ben dayanamaz takardım😊
Tuba O. dedi ki
17 Haziran 2026Ben ise bazen o gözlüğü takmaya bile çekinebilirdim :)
Nursena G dedi ki
10 Mart 2026Empati gözlüğü okurken heyecanlandım ve keşke dedim… ama sonlara doğru aslında bir gözlüğe ihtiyaç olunmadığı gözlüksüzde bunun mümkün olduğu çok daha fazla sevindirdi💕
Sera Ö. dedi ki
11 Mart 2026Asıl mesele farkı kabul etmek değil mi? İnsan farkı nasıl kabul eder?
Duygu Erkmen dedi ki
12 Mart 2026Empati gözlüğü güzel fikir. Henüz icad edilmese bile bazen o gözlüğü takmak hepimize iyi gelecektir :)
Bircan Ç. dedi ki
26 Mart 2026İnsanın icat yapacak kadar ihtiyaç duyduğu bir konu. Ne kadarda hoşumuza gitti değil mi😊
Teknolojiyi üreten insanoğlu, yazdığı kodu yeterli motivasyonla gerçek hayatta uygulayadabilir😊Emine K. dedi ki
6 Mayıs 2026Böyle bir icat ne de güzel olurdu demeden edemiyor insan. :))
Feyza Ç. dedi ki
11 Mayıs 2026Kim Kimdir bilgileri ile bir insanı anlamak için gözlüğe ihtiyacımız yok :)
Şükran Ç. dedi ki
13 Mayıs 2026İnsanın duygularının en yoğun olduğu zamanlarda, tartışma çıkacağı vakitte içinden geçeni bağırarak söylemek yerine olaya karşı tarafın gözüyle bakmaya çalışması olayın seyrini ne kadar değiştirirdi... İnsan haklı çıkmaya çalışmak yerine "olayı nasıl çözebiliriz, işler bu hale nasıl geldi, ne yaparsak düzelir?" diye düşünse ilişkileri eskisine göre daha dengeli ve sağlıklı olurdu...
Zg. dedi ki
20 Mayıs 2026Sen gözünden empati gözlükle hayata bakmak…süper🥰
Gülfem A dedi ki
6 Haziran 2026Gözlüğe ihtiyacımız olmadan insanı tanımak ne güzel 😊 Kim Kimdir’i bilmek…
Elif C. dedi ki
4 Temmuz 2026Bilince nasıl da değişiyor herşey :)
Ozlem Ç dedi ki
2 Ağustos 20262026 yılında çok güzel hakkaten... O gözlük gerçekten öğrenmek isteyene hazır zaten!
Elif C. dedi ki
6 Haziran 2026Çözüm aslında çok uzakta değil. Dur ve dön bir bak. İşte orada...
Sevim A. dedi ki
8 Haziran 2026Empati gözlüğü olsa güzel olurdu demek isterdim ama... İnsanın karşısındaki anlaması için gözlüğe ne hacet, anlamak isteyene dinlemesi, farklılığı fark edip uyumlanması yeterli.
Tuba O. dedi ki
17 Haziran 2026İnsan arada bir durup da karşısındakinin gözünden hayata bakabilmeli demekki. 2050'de değiliz ama bu simülasyona girebiliriz :)
E.S. dedi ki
4 Temmuz 2026Simülasyon çok iyi olmuş 😁😁 gözlük takmadan da yapabilsek keşke
Filiz A. dedi ki
4 Temmuz 2026Simülasyon olmadan da yapabiliriz sanırım
Duygu Erkmen dedi ki
4 Temmuz 2026Gerçekten yanındaki kişiyi anlamak onun gibi bakabilmekle başlıyor.
