İYİ OLAN HANGİSİ?

İYİ OLAN HANGİSİ?

İYİ OLAN HANGİSİ?

3 dk okuma
8 tepki

Herkesin hayata çizdiği resim başka başkadır. Bazı insanlar hayatı suluboya gibi yaşar. Renkleri birbirine karıştırır gibi görünürler. Zaman zaman boyaları çizgilerinden taşar. Ama bütüne bakıldığında ortaya güzel bir manzara çıkarırlar. Bazılarıysa kara kalem ustası gibidir. Çizgileri net, hatları çok bellidir. Resimlerinin yanına silgi koymayı da unutmazlar.

Derya ile Elif, bu iki farklı tekniğin ressamları gibiydiler. Hayatın anlamı ikisi için de bambaşkaydı. Bir araya geldiklerinde bu farklılık kendini çok belli ederdi. Derya’nın takıları onun hakkında çok detay verirdi. Rengârenk bileklikler, sallanan küpeler… “Bunu görünce çok sevmiştim” diye anlattığı kolyeleri… Bir kıyafette üç renk yoksa onu biraz eksik sayardı. Elif ise sade, şık ve özenliydi. İnci küpesi, bir iki zarif saati ve her kıyafete uyan kaliteli bir çantası vardı. Gösterişli değildi ama her ayrıntının düşünülerek seçildiği belliydi.

Birbirinden farklı bu iki arkadaşın nikâh tarihleri yakındı. O yüzden ara ara beraber alışverişe çıkarlardı. Ancak çeyiz seçimleri de oldukça farklıydı. Derya mağazaya girer girmez limon desenli fincanlara, turkuaz kâselere ve çiçekli mutfak havlularına yöneldi. Sepeti kısa sürede küçük bir renk festivaline dönüştü. Elif ise çantasından ihtiyaç listesini çıkardı. Mutfak, banyo, yatak odası ve misafir için alınacaklar, tüm detaylarıyla yazılıydı. Hatta bazı maddelerin yanında küçük notlar vardı; “Kolay temizlensin, dolapta fazla yer kaplamasın, diğerleriyle uyumlu olsun.”

Derya alışverişinde kırmızı fincanları göstererek paylaşmak istedi;

- Bunlar eve neşe katar, almalıyız.

- Peki, sarı tabaklarla uyumlu olur mu sence?

- Peçete veya başka bir şeyle bir uyum yakalarız elbet.

- Ah Derya evi belli ki panayır alanına çevireceksin.

Derya’nın evi de kendisi gibiydi. Canlı yastıklar, renkli vazolar, desen desen kupalar… Eve giren herkes mutlaka bir eşyasına bakıp “Bunu nereden aldın?” diye sorardı. Bazı şeyleri nereden aldığını hatırlamazdı. Ama renkleri, şekilleri için aldığı belliydi. Farklı renkleri ve desenleri çok güzel kombinlerdi. Ona göre illa her şeyin bir sırası olmak zorunda değildi. Hayatı akışında yaşamak tam ona göreydi.

Bir gün şehir dışından aniden haber veren misafirleri aradı. Çayı demledi ve kısa sürede şık bir sofra hazırladı. Yemekten önce sofrayı hazırlamak onu rahatlattı. Önceki günden kalan kek ve börekleri vardı. Fakat ikramlıkları yeterli bulmadığı için en yakın pastaneye gitti. Poşetleri kısa süreliğine orada bırakıp yol üstündeki çiçekçiye uğradı. Masasında canlı bir çiçeğin güzel olacağını düşündü. Renkleri birbirinden güzel çiçekleri adeta bir çocuk gibi kucakladı. Çiçekleri severek eve girdiğinde ikramları almayı unuttuğunu fark etti. Hızla geri almaya gittiği için misafirlerle aynı anda eve girdi. Derya tedbirli biri değildi ama çok pratikti. Plan yapmazdı ancak akış bozulduğunda iyi çözümler üretirdi. Şimdiye kadar çat kapı bir misafirini aç göndermemişti. Meyve ve kuruyemişleri renkli kâselere koydu. Hamur işleri ısınırken bir de salata hazırladı. Yarım saat sonra eksikleri olsa da güzel bir sofraydı. Ona göre maksat zaten beraber olmaktı.

Elif ise aniden gelen telefonlardan pek hoşlanmazdı. Ona kalsa misafirler mümkünse rezervasyonla evlerine gelmeliydiler. Ancak kalabalık bir ailede büyüdüğü için tedbirli olmayı öğrenmişti. Buzlukta börek, dolapta kurabiye, yeşillikleri yıkanmış bir şekilde bulunurdu. Elif olay yaşanmadan riskleri planlar tedbir alırdı. Bu tedbirler sayesinde paniklemeden hazırlanabiliyordu. Derya ise olayın içinde çözümü bulurdu.

Derya’nın arabası da sürprizlerle doluydu: unutulmuş bisküviler, bez çantalar, şallar… Elif’in arabasında ise her şey yerli yerindeydi. Biri anın neşesini, diğeri yarının rahatlığını taşıyordu. Aslında ikisinin özellikleri de güzeldi. Ama ikisinin de birbirinden öğreneği çok şey vardı. Derya planlar bozulduğunda eldekiyle hangi güzellikleri yapılabileceğini gösteriyordu. Elif ise tedbirin büyük telaşları nasıl önlediğini hatırlatıyordu.

Hayat sadece planlarla yaşanırsa biraz monoton olabilir. Sadece akışına bırakılırsa biraz dağınık kalıp insan savrulabilir. En güzel denge; Elif gibi hazırlıklı olmak ve Derya gibi beklenmedik anlarda gülümseyip çözüm bulmaktır.

Bazen iki kardeş, bazen iki arkadaş, bazen iki sevgili…

Öylesine birbirlerinden farklılardır ki…

Ama her biri diğerine yeni renkler yeni stiller katmaya gelir.

Tabi öğrenmek isteyene…

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

Toplam 8 tepki

Yorumlar (8)

  • Pınar Ç. dedi ki

    24 Ekim 2026

    Ve her insanın boyası da, boyamasıda farklı, mesele farklı boyaları da öğrenmekte 🎨🖌

  • Gülfem A dedi ki

    24 Ekim 2026

    Aniden gelen misafir için tedbirli olmak mı, esnek olmak mı? 🤭

  • Deniz y. dedi ki

    24 Ekim 2026

    Farklılık kabul edildiğinde eksik parça tamamlanmış oluyor☺️

  • Ayşe B. dedi ki

    25 Ekim 2026

    Her insan bir renk. 🥰🎶

  • Zehra A dedi ki

    25 Ekim 2026

    Gülümseyerek çözüm bulmak♥️

  • Sena Nur Söme dedi ki

    25 Ekim 2026

    Sanki kardeşimle beni anlatiyorsunuz 🥹 gerçekten çok farklıyız 🤭

  • RD dedi ki

    25 Ekim 2026

    Bazen rengarenk şeylerle karşılaşmak içimizi hareketlendirir Derya gibi bazense sadelik bizi yavaşlatabilir Elif gibi :))

  • Nur Ö. dedi ki

    26 Ekim 2026

    Farklılıkları sorun olarak değil, birbirimizden öğrenme fırsatı olarak görmeliyiz. Önemli olan birbirimizi tamamlayabilmek.🌿

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.