KUŞLAR GİBİ

KUŞLAR GİBİ

KUŞLAR GİBİ

3 dk okuma

Rümeysa için hafta sonu çok yoğun geçmişti. Bugün artık dinlenmeli ve mutlaka keyifli bir şeyler yapmalıydı. Yaptığı kahve yarım kalmış, buz gibi olmuştu. Yanına koyduğu renkli çikolatalar da hala duruyordu. Kapının çalmasıyla birdenbire kendine geldi. “Nasıl da uyuyakalmışım…” diyerek koştu, kapıyı açtı. Karşısında her zaman paketlerini getiren o gözlüklü kargocu vardı.

- Kusura bakmayın uyuyakalmışım, çok beklediniz mi?

- Sıkıntı yok ablacığım, bir kez çaldım hemen açtınız. Bu sefer aylık dergilerinizi getirdim.

Oğlu için abone olduğu dergi gelmişti. Bu ayki dergi kapağında kocaman bir kartal fotoğrafı vardı. “Ne kadar da ihtişamlı görünüyor. Eskiden ne severdim böyle bilgilendirici dergiler okumayı…”diye geçirdi içinden. Derginin sayfalarını çevirdi, sayfaların kokusu bile onu cezbetmişti. Kartal fotoğraflarının olduğu sayfaya gelince durdu ve okumaya başladı.

Kartallar, yoğun sosyal gruplar kurmazlar. Belirli bir bölgeye bağlı yaşarlar ve bölgelerini diğer kartallara karşı korurlar. Bu nedenle yalnız olmayı tercih ederler. Keskin gözleri sayesinde çok uzak mesafeleri görebilirler. Sürüye ihtiyaç duymadan kendi besinlerini rahatlıkla bulabilirler. Ebeveyn kartallar, yavrularını uçma ve avlanma konusunda eğitirler. Bu eğitim dışında kartallar genellikle yalnız avlanırlar.

“Ne kadar güzel bir yazıymış. Kartal deyip geçiyoruz ama hakkında bilmediğimiz neler var. Böyle içerikli yazılar okumayı özlemişim.” Hevesle daha da okumak istedi. O sırada akşamın yaklaştığını fark etti. “Nasıl olsa akşam yemeğini hazırladım. Öncesinde biraz yürüyüş yapsam hiç fena olmaz” diyerek dışarı çıktı.

Yürümeye başlayalı on dakika olmuştu. Gökyüzünde muhteşem bir manzara vardı. Rümeysa gökyüzündeki ahenge kayıtsız kalamadı: “Yüzlerce sığırcık kuşu, ne güzel dans ediyorlar! Nasıl da birbirlerine çarpmadan şekilden şekle giriyorlar?” dedi kendince.

Güneşin batışı, gökyüzünün kızıllaşması ve kuşların uçuşması harika bir manzara oluşturmuştu. “İyi ki çıkmışım yürüyüşe…” diye geçirdi içinden. Kuşlar önce V çiziyorlar, sonra mantar şeklini alıyorlardı. Bazen futbol topuna, bazen gelin duvağına benzer şekle giriyorlardı. Birbirlerini engellemedikleri gibi, hiç çarpışma da yaşamıyorlardı. Adeta bir dans koreografisi sergiliyorlardı. Bu güzel görüntünün ardında yırtıcı kuşlardan da korunuyorlardı.

Rümeysa yürürken bir yandan da kuşlara bakıp düşüncelere dalmıştı.

“Ben de sığırcık kuşları gibiyim. Birlikte hareket etmeyi daha çok seviyorum; kalabalık aileyi seviyorum. Arkadaşlarımla birlikte yemek yemeyi, birlikte gezmeyi, tatile gitmeyi... Onlarla birlikteyken hep daha mutluyum. Kalabalık olunca her şeyin keyfi çıkıyor, eğlenceli oluyor. Yalnız kalmayı hiç ama hiç sevmiyorum...”

Sonra eşi Mehmet aklına geldi, iç sesi devam ediyordu:

 “Ne kadar farklıyız Mehmet’le; o hiç benim gibi değil. Tam tersi bireyselliği daha çok tercih eder. Tıpkı dergide okuduğum kartallar gibi… Hayatına fazla insan almayı sevmez.”

Mehmet için sınırlar çok önemliydi. Çocuğuna odaya izin alarak girilmesini o öğretmişti. Kalabalıktan pek hoşlanmaz, birkaç kişilik sakin hayatı tercih ederdi. Eşine de bazen; “Az insan çok huzur, boş ver toplama insanları." derdi.

Mehmet’in bu özelliği Rümeysa için zor bir durumdu. Rümeysa’nın kolektif yaşam tercihi de Mehmet’in pek hoşuna gitmiyordu. Hayat onları bir araya getirmişti. Aslında birbirlerinden öğrenmeleri gereken şeyler vardı.

Rümeysa, doğaya bakıp kuşları izleyerek kendi hayatından ve ilişkilerinden çıkarım yapabilmişti. Fırtınada ayakta kalabilen ağaçlar, esnemeyi becerebilenlerdir. İnsan bazen kartallar gibi, bazen sığırcık kuşları gibi olabilmelidir. Mesele nerde nasıl olması gerektiğini bilebilmekten geçer. Hayatın içinde hep bireysel veya hep kolektif yaşanamayacağı sonucuna vardı. Bir düğünde veya bayram yemeğinde kalabalıkla birlikte olmak gerekebilir. Ama ders çalışırken veya önemli bir kararın son aşamasında ise bireysel olabilmeli.

Farklılıkları, doğru zamanda ve doğru yerde bir strateji olarak kullanabilmeli. 

Ve insan, hayatını dengeye getirebilmek için kendinde olmayanı kendine katmalı. Sadece kartallar ve sığırcık kuşları insana aslında neler öğretebilir…

Peki, sen hangi kuşsun?

Kanatlarını nerde, nasıl açmalısın?

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (35)

  • Ayşe Neslihan D. dedi ki

    18 Nisan 2026

    Farklılık deyince farklı olanı yanlış zannediyoruz. Halbuki hepimize başkasındaki davranış farklı gelebiliyor. Hayatta mutlu olmak için farklılıkları doğru zamanda kullanmaya ihtiyacımız var.

  • Elif C. dedi ki

    18 Nisan 2026

    "Yapamıyorum" dan ziyade "Henüz yapamıyorum" demekle başlıyor herşey. Zorlansam da bugün dünüme göre ne yapabiliyorum? Bir buğday tanesi kadar dahi olsa değişmek...

  • SinemK dedi ki

    18 Nisan 2026

    İnsan nerede kartal, nerede sürü olacağını bildiğinde hayat kolaylaşıyor. 👏🏻

  • Cansu M. dedi ki

    20 Nisan 2026

    Hayat koşturmasındayken ne kadar da az düşünüyoruz... Bu aydınlatıcı ve güzel kaleme alınmış yazı için teşekkür ederim 🌸

  • Ilknur K. dedi ki

    21 Nisan 2026

    Kainat ahenkle dans ediyor😍

  • Ebru T. dedi ki

    21 Nisan 2026

    Mehmet dergi kapağındaki kartal, Rümeysa ise sığırcık sürüsünde bir kuş. Her kuşun ayrı özellikleri var. kartaldan sığırcık, sığırcık kuşundan da kartal olmadını beklersek ne olur😊

  • elmas a. dedi ki

    21 Nisan 2026

    İnsan zaman zaman kendini ürkek bir serçe gibi hissedebilir. Ama kendini tanıma ve geliştirme yolunda doğru tepkileri verirse o serçeyi bir şahin kuşuna da dönüştürebilir. İnsanın kendini bilmesi bu yüzden ne kadar da kıymetli.. Kim bilir içimden daha ne çıkacak.. hangi kuş benim?

    • Filiz A. dedi ki

      12 Mayıs 2026

      İnsan bazen güçlü durması gerken bir yönetici bazen şefkatli bir anne bazen ise ihtiyacı fark eden bir eş olabiliyor. O zaman yerine göre hangi kuş olmalıyız acaba değil mi?

  • Nursena dedi ki

    21 Nisan 2026

    Yerine göre kartal yerine göre sığırcık kuşu olmak gerekiyor. Denge önemli :)

    • NECLA dedi ki

      25 Mayıs 2026

      Doğadan öğreneceğimiz ne çok şey var :)

  • Tuğba Meclis dedi ki

    21 Nisan 2026

    Ne kadar basit ama ne kadar zor bir soru bu... Sen hangi kuşsun? Daha önce hiç düşünmediğim bir bakış açısı sundunuz...

  • Derya ü. dedi ki

    21 Nisan 2026

    Kendinde olmayanı yapmaya çalışmak anlatıldığı kadar olsaydı keşke :)) Ama doğru yerde doğru davranmak hakikaten iyi oluyor..

  • HÇ dedi ki

    21 Nisan 2026

    Ben de sığırcık kuşları gibiyim. Önceki yıllarıma göre biraz daha kartal gibi olmayı becerebiliyorum sanırım 😊

  • Büşra Bayrak dedi ki

    22 Nisan 2026

    İnsan bazen kartal gibi yalnız bazende sığırcık kuşları gibi birlikte olmalı.. Doğaya tekrar tekrar bakmamız gerektiğini anımsatan güzel bir yazı..

  • Emine K. dedi ki

    22 Nisan 2026

    "Fırtınada ayakta kalabilen ağaçlar, esnemeyi becerebilenlerdir."

    Ne kadar etkili bir cümle. Üzerine düşününce ne de çok şey çıkıyor. Esneyebilmek bazen ne de zor geliyor 🥹

  • Demet K. dedi ki

    22 Nisan 2026

    Farklılıkları yönetebilmek, hayatı yönetebilmek...

  • Ayşe B. dedi ki

    22 Nisan 2026

    Aslında büyün sistem insanın lehine işliyor. Doğru zamanda doğru yerde doğru şekilde kullanabilirse.... nerede bireysel nerede kollektif davranacağını bilirse iletişimi ve ilişkileri de daha kaliteli olur.

  • Pınar Y. dedi ki

    23 Nisan 2026

    Mesele uyumlanmakta, ve insan ancak kabul ettiğinde uyumlanabiliyor aslında, insanoğlunun öğrenmesi gereken daha ne çok şey var oysa....

    Öğrenmeyi durdurmayanlara selam olsun🙋🏻‍♀️

  • B.I. dedi ki

    23 Nisan 2026

    Nerede nasıl olmamız gerektiği ile ilgili seçim yaparken çok güzel bir ayrıştırma örneği olmuş.

  • B.G. dedi ki

    24 Nisan 2026

    Kimi insan var gelene kardeş gidene yoldaş. Kimisi de kardeşine bile yabancı:)

  • Feyza Ç. dedi ki

    24 Nisan 2026

    İnsanın görmek istemesiyle ilgili pek çok şey. Görmek isteyene kartal da kıymetli sığırcık kuşu da...

    • Sera Ö. dedi ki

      11 Mayıs 2026

      Hem de çokkkk... Yeterki bakmayı bil :)

  • Sevim A. dedi ki

    27 Nisan 2026

    Hayvanlardan bitkilerden ne çok örnek olacağımız modelleyeceğimiz şeyler var. Farklılıklardan biz ne gibi stratejiler çıkarabileceğiz? Birde bu pencereden bakalım çevremize....

  • Zehra A. dedi ki

    1 Mayıs 2026

    Eskiden sığırcık kuşuydum, şimdilerde kartal olmuşum demek... Olması gereken yerde olması gerektiği stili sergileyebilirsem tamamdır :)

  • Zg. dedi ki

    1 Mayıs 2026

    Her özellik herkesde güzel durmadığı gibi senin özelliğinde sana has.💐

  • Deniz y. dedi ki

    2 Mayıs 2026

    Peki sen hangi kuşsun? Gerektiğinde kolektif olup, gerektiğinde bireysel olabiliyor musun?

  • Sevgi Ç. dedi ki

    7 Mayıs 2026

    Hayat aslında bizden dengeye gelmemizi istiyor ve doğaya baktığımızda da her şeyin bir amaç için var olduğunu görüyoruz.

    • Tuba O. dedi ki

      12 Haziran 2026

      Evet, hangi kuş olduğun değil, gerektiğinde ikisi de olabilmen asıl anahtar. :)

  • Sera Ö. dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Bazen sığıcık gibi kollektif bazen de kartal gibi bireysel... Hepsi yerine göre güzel

  • Meltem Polat dedi ki

    24 Mayıs 2026

    Farklı olanı doğru stratejiyle yönetmeyi öğrenebilmek. Farklılığın Stratejisini bilmek, farklılığı yönetebilmek.

  • Tuba O. dedi ki

    12 Haziran 2026

    Ben de hep bir kartaldım hayatım boyunca. Ama ara ara sığırcık kuşu gibi olmanın hayatımı nasıl hafiflettiğini farkettim. İnsan zaman zaman ikisine de ihtiyaç duyuyor. Mesele ne zaman, hangi koşulda hangisi olacağına karar verip, kıvamda kalabilmek anlaşılan.

  • Gülfem A dedi ki

    4 Temmuz 2026

    Doğru strateji her zaman kazandırır.

  • Bircan Ç. dedi ki

    11 Temmuz 2026

    Hep aynı yöntemi yapmaya çalışmak ise yaramayabiliyor. Bazen eve de farklı yoldan gitmek, yemeği farklı bir urunle yapmak lezzet katabiliyor🌻

  • Ozlem Ç dedi ki

    28 Temmuz 2026

    Büyüdük kuşlara, gökyüzüne bakmayı unuttuk... Sonra çocuklar bize yeniden hatırlattı:)

  • Fatma okumuş dedi ki

    6 Ağustos 2026

    Toprak farklı farklı , akarsular farklı, yıldızlar farklı . Elmalar benziyor ama onlar da farklı. Kırmızısı yeşili alacalısı. birbirine benzer şeylerde bile böyle farklılıklar var. Aynen öyle insanlar da farklı. Bu farklılıkların varlığı kötü bir şey midir? Zor olan farklılık değil farklılığı yönetememek. Doğru stratejiyi bilememek ve seçememek ilişkileri de zorlaştırıyor veya koparıyor... Herkes iyi olmak zorunda ama herkes senin gibi olmak zorunda değil. Çünkü turşuluk domatesi de ihtiyaç var menemenlik domatesi de ihtiyaç var salata için olan domatese de ihtiyaç var kalın kabuklu salçalık etli domatese de ihtiyaç var. Hepsinin yeri ayrı... Doğru domatesi doğru yerde kullanmadığım zaman o domates kötü olmaz strateji yanlış olur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.