ÖĞRETMENLİKTE İLK GÜN

ÖĞRETMENLİKTE İLK GÜN

ÖĞRETMENLİKTE İLK GÜN

3 dk okuma

Yemyeşil doğanın içinde geçen bir yaz daha sona eriyordu. Melike, ailesiyle birlikte köylerinde güzel bir tatil geçirmişti. Tatil çok güzeldi ancak içinde bambaşka bir heyecan vardı. O, artık çiçeği burnunda bir sınıf öğretmeniydi. Üstelik mesleğine birinci sınıflarla başlayacaktı.

“Öğretmenlik tam bana göre.” diye düşündükçe heyecanı daha da artıyordu.

Melike hareketli bir yapıya sahipti. Çalışmayı ve yeni fikirler bulmayı seviyordu. Okulun ilk haftası için hazırlık yapmış, yeni fikirler bulmuştu. İlk hafta, okula uyum haftasıydı. Melike’nin amacı, öğrencilerini ilk haftadan tanımaya başlamaktı. Mesele sadece ilk günler isimlerini öğrenmek değildi. Onları tanımak ve kendilerini güvende hissedecekleri bir ortam oluşturmak istiyordu. Bunun için her güne özel etkinlikler hazırladı.

Sonunda Melike’nin beklediği sabah gelmişti. Heyecandan doğru düzgün uyuyamamıştı, midesinde kelebekler uçuşuyor gibiydi. Erkenden okula gitti, sınıfına geçti ve son hazırlıklarını yaptı. Bir süre sonra öğrenciler birer birer sınıfa girmeye başladılar. Bazıları heyecanlı, bazılarıysa oldukça sessizdi. Ama hepsinde annelerinden ayrılmanın tedirginliği hissediliyordu. Neredeyse çoğu her an ağlayacakmış gibi etraflarına bakınıyordu. Öğrencilerinin birbirinden ne kadar farklı olduklarını daha sonra anlayabilecekti. Şimdilik hepsi ürkek bakışlarıyla birbirine benziyordu.

Melike, öğrencilerine sıcak bir “Hoş geldiniz” konuşması yaptı. Ardından çocukları bir çember etrafında toplamak istedi. Bazı öğrenciler heyecanla koşarak geldi. Bazıları ise sıralarından kalkmak bile istemedi. Sessiz kalan öğrencileri incitmeden, çembere katılmaları için cesaretlendirdi. Melike küçük bir topu öğrencilerden birine atacaktı. Topu alan öğrenci ismini ve en sevdiği rengi söyleyecekti. Ardından topu başka bir arkadaşına atacaktı. Böylece öğrenciler kısa sürede birbirini tanımaya başlayacaktı.


Etkinlik başladığında öğrencilerin farklılıkları daha görünür hâle geldi. Bazı çocuklar topun kendisine gelmesini sabırsızlıkla bekliyordu. Yalnızca isimlerini ve sevdikleri rengi söylemekle kalmayıp, zıplayanlar oluyordu. Bazıları ise topla birlikte hikâyesini anlatmaya başlıyordu. Fakat çembere girmekte zorlanan, gözlerini kaçıran çocuklar da vardı. Duyulmayacak bir sesle isimlerini söyleyip topu hemen yanlarındakine uzatıyorlardı. Melike bakış açısının çocuklarınkiyle aynı olmadığını yeniden fark etti. Eğlenceli bir etkinlik bazı çocuklar için kaygı verici olabiliyordu. Bu yolculuğun zannettiğinden farklı yerlere evrileceği ilk günden belliydi.

Melike okulun ilk gününde çok yorulmuştu. Bazı çocukların sınıftan çıkarken ona sarılması bütün yorgunluğunu unutturmuştu. Eve döndüğünde kahvesini içerken günün değerlendirmesini yaptı. Ona göre çok eğlenceli etkinlikler hazırlamıştı. Ancak öğrencilerinin hepsi aynı keyfi hissetmemişti. Melike bu kez kendine farklı sorular sormaya başladı. Her soru beraberinde başka bir soruyu getiriyordu;

“Her çocuğa aynı şekilde ulaşmaya çalışmam ne kadar doğru?”

“Her birine nasıl yaklaşmalıyım ki sınıfa dahil olabilsinler?”

“Yarınki planımı onların farklılıklarına göre nasıl değiştirebilirim?”

Kendine sorduğu bu sorular farkındalığını daha da artırmıştı. Birinin kolaylıkla yaptığını, diğerinin yapması için zamana ihtiyaç vardı. Çünkü her çocuğun mizacı, kendini ifade etme şekli ve dünyayla kurduğu ilişki farklıydı.

Her insan aynı özellikte değildir.

Melike o akşam kendi çocukluğunu düşündü. En yakın arkadaşının ondan ne kadar farklı olduğunu anımsadı. İnsanın önce kendisini tanıması gerekiyordu. Bu karşısındakinin farklılıklarını daha iyi anlamasına yardımcı olacaktı. Dışarıdan birbirine çok benzeyen insanların bile ayrıntılarda farklı olduğunu hatırladı. Asıl mesele, karşısındakini detayları ile tanımaktı. Neye heyecanlandığını, neden çekindiğini, nasıl iletişim kurduğunu bilmekti. Kendisini hangi ortamda daha rahat ifade edebildiğini fark etmekti.

Yetiştirebilmek için önce o insanı tanımaya ihtiyaç vardır.

İyi öğretmen olmanın ilk adımı anlatmaktan değil, anlamaktan geçer. Öğrenciyi anlamak onu tanımakla başlayan bir yolculuktur. Aslında Melike bu ilk adımı atmıştı. Öğretmen olarak girdiği sınıfın ilk öğrencisi de kendisi olmuştu.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.