OPTİMUM MU?

OPTİMUM MU?

OPTİMUM MU?

2 dk okuma

Betül için bugün günlerden arınma günüydü. Uzun süredir zihnini meşgul eden planı uygulama vakti gelmişti. Bir süredir kullanmadığı eşyaları ayıracaktı. Başka bir şeyle meşgul olmadan bitirmek istiyordu. O yüzden çocuğunu da annesine göndermeyi tercih etti. Sabah kalkar kalkmaz eşi ve oğluna kahvaltı hazırladı. Bir an evvel uyanması için oğlu Arif’e seslendi. Birçok konuda olduğu gibi uyanma ve hazırlanmada da yavaştı. O daha yataktan çıkmadan Betül ve eşi kahvaltılarını bitirmişti. Betül “Hadi oğlum çabuk ol.” cümlesini çok kullanırdı. Bugün işi olduğu için daha da çok söylendi. Ancak Arif yine kendi hızında devam etti. Onları uğurladıktan sonra; “Aman bu çocuk kime çekti? Bu kadar yavaşlık olmaz ki!” diye kendi kendine söylendi.

Sonunda yüklerinden arınma vakti gelmişti. İlk adım olarak kıyafetleri ayırmaya başladı. Kıyafetlerini çok severek aldığı için biraz zorlandı. Betül’e göre hepsi çok güzeldi ama günlük hayatta çoğunu kullanamıyordu. Kıyafet ya kumaşından dolayı terletiyordu ya da günlük giyilemeyecek kadar abartılıydı. Kısa sürede birçok kıyafetini ayırmıştı. Tam ayakkabılara geçiyordu ki telefonu çaldı. Arayan kişi, uzun zamandır görüşmediği arkadaşı Aysel’di. Arkadaşı konuşmayı çok ama çok severdi. “Şimdi açsam beni çok tutar. En iyisi açmayayım sonra dönerim.” dedi. Ayakkabılarına geldiğinde ise durum pek de farklı değildi. Bazılarının topuğu çok yüksekti, son zamanlardaki düğünlerde bile giyememişti. Birçok ayakkabı kutusunda öylece duruyordu. Bazı ayakkabıları da şık ama rahat değildi. Onları da sıklıkla tercih edemiyordu. Bu ayrıştırmada zihni de bedeni de iyice yorulmuştu. Bir kahve yapıp dinlenmeye geçti.

Kahvesini içerken düşünmeye başladı; “Bu kadar fazla eşyayı neden aldım? Ve birçoğunu da neden kullanamadım?”

Düşündükçe zihni onu aynı kapıya yönlendirdi. Bu eşyalar tek kelimeyle aşırıydı. Ya aşırı topuklu, ya aşırı dar, ya aşırı renkli gibi... Aslında fark etti ki; birçoğu optimum değildi. Günlük hayatta kullanmak pek de kolay olmuyordu. Eşyalarını düşünürken bir anda insanlar geldi aklına. “İnsanlar da optimum olmalı.” diye düşündü. Tıpkı oğlunun çok yavaş ve arkadaşının çok konuşuyor olması gibi. Birçok kişi de Betül’ün çok hızlı hareket etmesinden şikayetçiydi. Oğlu çok yavaş olduğu için bir şeylere yetişmekte zorlanıyordu. Kendisi de hızından görmesi gereken yerleri göremiyordu. Arkadaşı Aysel’in de tek derdi hep anlatmaktı. Aslında herkesin ilişkilerde yaşadığı zorluklar başkaydı.

Peki, insan ilişkilerinde nasıl optimum olabilir?

İnsanlar birbirlerinden farklı özelliklere sahiptir. Kimi daha kuralcı, kimi daha esnektir. Kimi daha hızlıyken kimi daha yavaş olabilir. Bu yüzden insan diğerlerinden farklı olan yönünü fark etmelidir. İşte o zaman kendinde olmayan, zıddındaki özelliği kazanmaya çalışabilir. Çok hızlıyken yavaşlayabilmeli, çok konuşuyorken dinleyen kişi olabilmeyi öğrenmelidir. İnsanın optimum olabilmesi için çevresinden edinmesi gereken çok şey vardır. Buna bazen de kendi aşırılıklarını da törpülemek eklenebilir.

Hayatın genelinde optimumu yakalamanın yolu, herkesin kendinde başlar. Ancak kişinin kendinde optimumu yakalamaya çalışmasıyla mümkündür.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.