SESSİZ EVİN GÜRÜLTÜLÜ ŞİFASI

SESSİZ EVİN GÜRÜLTÜLÜ ŞİFASI

SESSİZ EVİN GÜRÜLTÜLÜ ŞİFASI

3 dk okuma

Seda, hastanenin koridorunda heyecanla bekliyordu. “Sonuçlar ne zaman çıkacak? Kalbim güm güm atıyor!” dedi. Bebek sahibi olabilmek için çeşitli yöntemler denemişlerdi. Ama her defasında hayal kırıklığı ile sonuçlanmıştı. İstekleri arttıkça ihtimaller sanki giderek azalıyordu. Umutları tükeniyor, kendilerini çaresiz hissediyorlardı.

Seda ve eşi Serdar çok sakin insanlardı. Pek konuşmazlar ama birbirlerini gözlerinden anlarlardı. Evleneli tam altı yıl olmuştu. Altı yıldır oturdukları daire sanki boştu. Evde bir çıt sesi bile yok gibiydi. Aralarında kırgınlıklar olsa da yüksek seslere, kavgalara dönmezdi. Huzurlu ve mutlu bir evlilikleri vardı. Tek ihtiyaçları, evlerinin neşesi olacak bir bebekti.

“Seda hanım, içeri girebilirsiniz.” diye seslendi doktorun asistanı. Seda’nın yüzünden ve hareketlerinden ne kadar heyecanlı olduğu belliydi. Doktor hanım tebessüm etti ve “Müjdemi isterim Sedacığım, hamilesin!” dedi. Seda ve eşi bu haberle havalara uçtular. Tüm dünyayı önlerine serseler bu kadar mutlu olamazlardı.

Heyecanla beklenen bebekleri doğdu; evin neşesi gelmişti. Zaman hızla geçti, aylar yılları kovaladı. Evde artık sürekli bir ses ve hareket vardı. Şimdi de sanki evlerindeki o eski dinginlik kaybolmuştu. İkisi de başta birbirine itiraf edemedi. Ama evdeki bu bitmeyen ses ve hareket onları zorluyordu.

Oğulları Selim; bitmek bilmeyen soruları olan bir çocuktu. Zaman zaman sorularına cevap vermekte ve bitmeyen konuşma temposuna ayak uydurmakta zorlanıyorlardı. Sabahtan akşama kadar çenesi hiç durmuyor, kelimeleri tükenmek bilmiyordu.

Bir akşam Selim’i uyuttuktan sonra kahve içmek için oturdular.

Seda derin bir iç çekti. “Lütfen balkonda içelim, hava almaya ihtiyacım var.”

- Serdar, ben çok bunaldım. Ne yaparsam yapayım bu çocuğa enerjim yetmiyor. Hem kendimi suçluyorum hem de Selim’e yetemediğim için üzülüyorum. Ne yapmamız lazım bilmiyorum, bir yol bulamıyorum. Bizim gibi iki sakin ve sessiz insandan böyle bir çocuk nasıl oldu? Selim bizim tam zıddımız! Halbuki bir çocuğumuz olmasını ne kadar çok istemiştik. Evimizin neşesi gelsin diye ne kadar çabalamıştık.

- Ben de bazen çok zorlanıyorum canım. Ne demek istediğini çok iyi anlıyorum. Hatta geçen gün iş yerindeki İsmail’e anlattım bu durumu.

- Serdar, bir çözüm bulmamız lazım! Bak, dün işten geldim; çok yoğun ve yorucu bir gün geçirmiştim. Selim’i okuldan aldım, arabaya biner binmez konuşmaya başladı. Arkadaşı Berk bir şeyler yapmış, o da parkta ona kızmış. Konuştu, konuştu, konuştu... Arka koltuktan bir oyuncak araba bulup eline tutuşturdum. Yine de konuşmaya devam etti. “Bak şimdi biz seninle araba yarışı oynayacağız. Rınn rınnnn! Mavi otobüs rınn rınn gidiyor” diye oyun oynarken bile konuşuyordu. En sonunda dayanamadım; sus artık be çocuk, sus! diye bağırdım. Yüzüme baktı ve hiçbir şey olmamış gibi oyununa devam etti. Ama çok üzüldüm, içim içimi yedi, vicdan azabı duydum.

- Sedacığım, bir sakinleş lütfen. Ben de az önce onu anlatıyordum. İsmail bana birkaç şey söyledi ve günlerdir bunu düşünüyorum. “Hayat neden zıddımızdaki kişileri yanımıza koyar, hiç düşündün mü? Bize ne mesaj vermek istiyor olabilir? Aslında şifamız zıddımızda olabilir mi?

Seda’nın zihninde bu sorularla bir şeyler belirmeye başladı. Çocuğunun onlardan farklı olmasının sebebini düşündü. Belki de onunla birlikte hayatlarındaki asıl denge kurulacaktı. Onlar bu kadar sakinken çocuklarının konuşkanlığı tesadüf olamazdı. Hayat bazen insanı tamamlayacak olanı yanına getirirdi.

Seda ve Serdar sakin, sessiz ve düzenli iki insandı. Selim ise hareketli, konuşkan ve enerji doluydu. Bu, ilk başta zorlayıcı görünse de aslında muazzam bir denge kurma fırsatı da sunuyordu.

Seda ve eşi çocuklarından daha hareketli olmayı veya duygularını daha çok kelimeyle ifade etmeyi öğrenebilirler. Çocukları ise az konuşmayla güçlü iletişim kurulabileceğini öğrenebilir.

Aile içindeki farklılıklar beraber olabilirse ortaya bambaşka lezzetler çıkar.

Tıpkı farklı sebzelerin bir araya gelip güzel yemeğe dönüşmesi gibi...

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.