
YANINDAKİ HAZİNE
Etraf sessiz, hava serin ve caddeye sokak lambasının ışığı yansımıştı. Havalar ısınmaya başlasa da sabahları soğuk hissediliyordu. Bu serinlik Gözde’ye çok iyi gelirdi. Çünkü sabahları hava aydınlanmadan güne başlamayı severdi.
Her gün yeniden planlama yapar, unutmamak için tekrar ederdi. Derslerine ayrı bir özen gösterirdi. Sınavdan doksan beş alsa üzülür; “Beş puanı nasıl kaçırdım?” derdi. Ders aralarında, boş derslerde soru çözer, ödevlerini yapardı. Evde de durum pek farklı değildi. Kendine ait bir düzeni vardı. Kitaplarını, çantasını, diğer eşyalarının yerleri belliydi. Masadaki suyunun hatta renkli ve renksiz kalemlerinin yeri bile değişmezdi. Genelde odasında vakit geçirmeyi severdi. Annesi-babası odasına pek karışmazdı. Gözde’nin düzenli olması onların da hoşuna giderdi.
Annesi Nermin Hanım, kızlarının odasına onlar okuldayken göz atardı. Gözde zaten düzenli olduğu için düzeltecek bir şey bulamazdı. Nihal’in odasının kapısını açmak bile istemezdi. Gözde ne kadar düzenliyse Nihal bir o kadar dağınıktı. Çünkü ona göre düzen, dağınıklıkta saklıydı.
Nihal sınavlarına genelde son anda çalışırdı. Sınıfta kimden not bulduysa son anda incelerdi. Hatta bazen sınavı olduğunu bile sınav günü arkadaşlarından öğrenirdi. Sınavdan aldığı not için pek kaygılanmazdı, geçse yeterdi. Nihal; doğayı, hayvanları çiçekleri izlemeyi, resim yapmayı çok severdi. Odasında resimler, kâğıtlar, boyalar hiç eksik olmazdı. Yatağının, halının, masanın üzerinde boş olan yerde resim yapardı. Çoğu zaman da olduğu yerde uyuyakalırdı. Sabahları ancak annesinin seslenmesiyle uyanabilirdi.

Uzun bir okul dönemi bitmeye yaklaşmıştı. Okulda geziler, sergiler, piknikler, bilgi yarışmaları yapılıyordu. Gözde sadece bilgi yarışmasına adını yazdırmıştı. Nihal ise gezi, sergi, piknik hepsine yazılmıştı.
Gözde erkenden kalkmış notlarını okuyordu. Birden Nihal’in sesini duydu.
- Sergiye götüreceğim resimleri bulamıyorum. Annecim acaba sen gördün mü?
- Hepsi masanda yavrum, sakin ol.
Ablası söze girmeden duramadı;
- Neden önceden hazırlık yapmadın ki?
- Of yaaa abla yardım etsene, lüüttfennn! Saatte yaklaştı nasıl yetiştireceğimi bilmiyorum. Peki, sen neden hazır değilsin?
- Şaşkın kardeşim sergi bugün değil ki yarın.
Nihal bir an duraksadı, düşündü tarihleri karıştırdığını fark etti. “Bir an önce sergi başlasın istiyorum.” dedi. Nermin Hanım kızlarına baktı. “Belki derslerinize birlikte çalışmayı deneyebilirsiniz. Gözde, Nihal’den biraz daha esnek olmayı öğrenebilir. Nihal de senden planlı davranmayı alabilir.” İkisi de hemen cevap vermedi. Birlikte çalışmak kulağa güzel geliyordu ama alışkanlıklarını değiştirmek kolay değildi. Gözde, ders çalışırken Nihal’in boyalarını masasında dağınık görmekten çekiniyordu. Nihal ise her gün belli bir saatte masaya oturma fikrine alışık değildi. Yine de denemeye karar verdiler.
İlk gün, Gözde sorularını çözerken Nihal resimlerini toparladı. Sonra hep birlikte ders çalıştılar. Nihal birkaç soruyu yanlış yapınca Gözde ona sabırla yardım etti. Çalışma bitince bu kez Nihal, ablasına sergideki resimlerini gösterdi. Gözde, resimlerde kendi fark etmediği ayrıntıları görünce şaşırdı.
Her gün kusursuz geçti denilemezdi. Bazen Gözde, Nihal’in oyalanmasına sinirlendi. Bazen Nihal, ablasının her şeyi önceden planlamasından bunaldı. Ama zamanla beraberce ortak bir yol buldular. Biri her şeyin plana göre gitmeyebileceğini öğrendi. Diğeri de küçük bir hazırlığın işlerini kolaylaştırdığını gördü. Biri diğerine dönüşmedi; sadece birbirlerine yeni şeyler kattılar.
Kardeş olmak, aynı olmak demek değildi.
Bazen farklılıklar insanı zorlar; sabırla paylaşıldığında geliştirir. Çünkü insan, başkasından öğrendikleriyle kendi yolunu zenginleştirir. Aslında kardeş herkes için bu hayatta hem sınav hem de yoldaş olabilir. Beraber güçlenip daha iyi olabilmek için yanı başındakinden başlamak gerekir.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
Toplam 12 tepki
Yorumlar (13)
RD dedi ki
21 Ekim 2026Kardeşlerimizden öğrenecek çook şeyimiz var :))
Emine K. dedi ki
21 Ekim 2026Yazıyı okurken kardeşlerim aklıma geldi. Küçükken bizde birbirimizin neden farklı olduğunu anlayazmadık. Büyüdükçe aslında kimim hangi konuda iyi olduğunu ondan neler öğrenebileceğimizi fark ettik. İyi olan yanlarımızı desteklemeye çalıştık. Farklılıklarla inatlaşmayıp kabul ettiğimizde aslında en büyük destekçimizi de bulmuş oluyoruz 💕💞🫂
Ayşe B. dedi ki
21 Ekim 2026İnsan başka türlü öğrenemez, kendisinden farklı olanlarla gelişebilir.
Sevgi dedi ki
22 Ekim 2026Bizi zorlayan da çoğu zaman bu farklılıkların kendisi değil, onları kabul etmekte zorlanışımızdır.
Zehra A. dedi ki
22 Ekim 2026Bir bütünün ne de güzel parçaları :)
Sera dedi ki
22 Ekim 2026Farklılıklar bizi geliştiren en büyük güzellik
Pınar Ç. dedi ki
24 Ekim 2026O farklılığı yönetmek ise en büyük zenginlik🪭
Halime Ç. dedi ki
22 Ekim 2026Annelerin travması ☺️ ikisini de ben doğurdum, nasıl bu kadar farklı olabilirler?
Pınar Ç. dedi ki
24 Ekim 2026İnsanın farklı olduğunu kabul etmekle başlıyor, hoşgörü ve sabır....
Gülfem A. dedi ki
24 Ekim 2026Çok tanıdık hikaye ☺️
Deniz y. dedi ki
24 Ekim 2026Nasıl bu kadar farklıyız diye neden düşünmedik ki☺️
Elif C. dedi ki
24 Ekim 2026Ne kadar da bizim eve dair bir yazı :) İki kardeş... Birbirlerinden alacakları şeyleri umarım farkedebilirler.
Nur Ö. dedi ki
26 Ekim 2026Bazen gelişmek için uzağa bakmaya gerek yok. Yanımızdaki insanların farklılıklarından da öğrenebileceğimiz çok şey var.🌿
