
YAŞAYACAKSIN KORKMA!
Aralık ayının son günleriydi ve hava oldukça soğuktu. Geçen kışa göre daha çetin bir kış olacak gibiydi. Nazlı üniversiteden sonra çalışma hayatına başlıyordu. İç Anadolu’nun bir köyüne öğretmen olarak atanmıştı.
Nazlı, köye ve okula uyum sağlamakta çok zorlanmadı. Soğuk havaya alışkındı ayrıca yeni ortam ve yeni insanlar tam ona göreydi. Neşeli ve rahat tavırları ile herkesle hemen kaynaşırdı. Öğrencileriyle ders yaparken oyunlar ekler, onlara dersi sevdirmek isterdi. İşini yaparken bundan keyif almaya çalışırdı. Tek sorun okulun soba ile ısınıyor olmasıydı. Çünkü Nazlı sobayı nasıl yakacağını bilmiyordu. Okulda sobayı yakacak yardımcı bir personel de yoktu. Ondan daha önce atanan Mine öğretmen, Nazlı’ya destek veriyordu. Her sabah erkenden, kimse gitmeden önce sobayı yakıyordu.
Mine de o köye yeni öğretmen olarak gelmişti. Birkaç yıldır atanmayı beklemiş ve sonunda bu köyde göreve başlamıştı. Mine, Nazlı’ya göre biraz daha sert mizaçlıydı. Konuşmayı seven, sözünü esirgemeyen ve otoriter bir tarzı vardı. Öğrencilerle arasında bir sınır vardı. Öğrenciler Mine öğretmenden daha çok çekinirlerdi.
Nazlı ve Mine birbirlerinden farklı olsalar da zamanla iyi anlaşmışlardı. Her ikisinin de bu birleşmede payları vardı. Nazlı’nın yumuşak huyu ve enerjisi hızlı uyumlanmayı sağladı. Mine’nin arada sert çıkışları olabiliyordu. Ama derdi okulla ilgili iyi işler yapmaktı.

İki öğretmen, öğrencileri ve köy halkı ile birlikte okulun tüm yükünü üstlenmişlerdi. Birlikte daha iyi bir eğitim için emek veriyorlardı.
Mine, yine bir sabah okula erkenden gelmiş ve sobayı yakmaya çalışıyordu. Odunlar yaş olduğundan tutuşturmakta zorlanıyordu. “Hay aksi şey!” diye söylenirken Nazlı tüm neşesiyle “Günaydııın!” diyerek içeri girdi. Bunu üzerine Mine:
- Gün aydın falan değil şuan. Her gün ben uğraşıyorum şu sobayla.
- Yardım edeyim, ne yapmam gerekiyor bilmiyorum.
- Sen zaten yapamazsın küçük hanım.
- Ne oldu Mine anlatır mısın? Neden bu kadar agresif davranıyorsun?
Mine hızlı hızlı hareket ederken birden odunlar ayağına devrildi. Ardından sobadan sıçrayan kıvılcım Mine’nin eline geldi ve yere düştü. Ne olduğunu anlamadan birkaç saniyede olanlar oldu. Okul tahta yapı ağırlıktaydı ve etrafı alev almaya başlamıştı. Nazlı telaşla koşarken çığlık çığlığa bağırmaya başladı. Mine’yi yerden kaldırmaya çalışırken bir yandan da “Yaşayacaksın, korkma!” diyordu. Nazlı o sırada Mine’nin elindeki yanığı görünce bayıldı. Gözlerini açtığında iki arkadaş yan yana hastane odasında yatıyorlardı. Mine’nin yere düşerken elinde ufak tefek çizikleri olmuştu ve kolunda bir yanık vardı. Nazlı kendisine şöyle bir baktı, bir şeyi gözükmüyordu. Bir süre müşahede altında kaldıktan sonra taburcu olmuşlardı.
İki arkadaş birbirlerine bakarak kızsalar mı gülseler mi bilemediler. İlk Mine söze başladı:
- Özür dilerim Nazlı. Saçma sapan agresif tavrım nelere yol açtı.
- Evet, hem kendini hem beni üzdün ve yaraladın. Çok canın yanıyor mu şimdi?
- Artık daha iyiyim, merak etme. O değil de “Yaşayacaksın korkma” ne demek? Ne kadar panik yaptın öyle.
- Ya sana ne demeli peki? Yine de sakin kalmayı başarabiliyorsun. Birbirimizden öğrenecek ne çok şeyimiz var.
Eksik parça çoğu zaman yanı başında gizlidir.
O gün aslında birbirlerine ne kadar ihtiyaç duyduklarını fark ettiler. İlişkiler bazen ani tepkiler arasında kaybolabilir. Mesele hızlıca olaydan çıkıp doğru tepkiyi verebilmektir. İnsanların hayatı algılama ve aktarma şekilleri birbirinden farklıdır. Aynı olaya bambaşka tepkiler verebilirler. Aynı Mine ve Nazlı’nın yaşadıkları gibi… Bu fark aslında kendinde olmayanı karşı taraftan öğrenebilmek içindir. Birbirine katılan her güzel davranış kişiyi geliştirir, hayatı kolaylaştırabilir. Eksik parça çoğu zaman yanı başında gizlidir. Farklı kişilerin uyumu ise mutluluğu ve neşeyi beraberinde getirir.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
Toplam 1 tepki
Yorumlar (20)
Ayşe B. dedi ki
27 Eylül 2026☺️ Farklılıklarımız geliştiriken aynı zamanda gülümsettiriyor da.
Büşra Bayrak dedi ki
27 Eylül 2026Hiç şaşmayan ikili😊 hemen panik olan ve her şeyde sakin kalabilen
Emine K. dedi ki
27 Eylül 2026Birbirimize olan ihtiyacımızı geç olmadan fark edebilmek ne güzel olur 🫂
Halime Cetin dedi ki
28 Eylül 2026İnsan huyunu yaşıyor. Duygusal olanın mantıkli olmayı öğrenmesi çokkk zor ama imkansız değil. ☺️
RD dedi ki
28 Eylül 2026İnsan eksik parçasını oysaki nerelerde arar. Ama parçada yazdığı gibi çoğu zaman yanı başındadır.
Ilknur K. dedi ki
28 Eylül 2026"Mesele hızlıca olaydan çıkıp doğru tepkiyi verebilmektir..." kilit nokta tamda bu.
Emine İ dedi ki
29 Eylül 2026😅 Bi tarafta Nazlı gibi içi kıpır kıpırlar, bi tarafta da Mine gibi vakur duruşlular…
🥰 Hayat sizlerle renkli 🤍❤️💛💙N.G dedi ki
29 Eylül 2026Yani çözüm aslında her zaman yanı başımızda ama biz zor olanı uzaklarda aramayı tercih ediyoruz🤦♀️
Sevgi Ç. dedi ki
1 Ekim 2026O parça sadece fark edilmeyi bekliyordur:)
Pınar Ç. dedi ki
3 Ekim 2026Farkı farketmeli insan ...
Şira dedi ki
1 Ekim 2026günlük hayatın içinde bir sürü buna benzeyen olaylar bize aslında nelerin mesajını veriyor...
Feyza Ç. dedi ki
1 Ekim 2026Kimisi eli yanar sadece bakar, kimisi eli yanana bakıp ortalığı ayağa kaldırır :)
Gülfem A dedi ki
3 Ekim 2026Yanı başımızdakileri bile anlasak ihtiyacımızı göreceğiz
Derya ü dedi ki
4 Ekim 2026Farklı olmak suç değil ki :) bir görebilse insan aslında çok eğlenceli 🤸🏻♂️🤸🏻♂️💃🏼💃🏼
Nur Ö. dedi ki
5 Ekim 2026Farklılıklarımız, birbirimizin eksik yönlerini tamamlayarak bizi geliştirebilir. 🌿
Demet K. dedi ki
7 Ekim 2026İnsan gerçekten gözünün önünde ona sunulan gelişim fırsatlarını göremeyebiliyor... Tam dibinde, en çok göz çektiğin şeyin şifası ne büyük oysa...
Sera Ö. dedi ki
8 Ekim 2026İnsan en çok göremediğini bir görebilseee....
Deniz y. dedi ki
10 Ekim 2026İnsanın bazen hoşuna gitmese de ihtiyacı olan kişi tam olarak da dibinde oluyor😊
Sevim A. dedi ki
10 Ekim 2026Ne kadar zıt, ters gibi gözüksede bazen ihtiyacın olan şey tamda yanıbaşına konulmuş :)
Sera dedi ki
17 Ekim 2026Yeterki insan anlasın bunu
