YOLCULUĞUN SIRRI

YOLCULUĞUN SIRRI

YOLCULUĞUN SIRRI

3 dk okuma
1 tepki

Doğa meraklılarının heyecanla beklediği gün sonunda gelmişti. Yirmi bir gün boyunca, Türkiye'nin farklı bölgelerindeki yaban kuşları belgelenecekti. Bu, aynı zamanda yüzlerce fotoğrafçının bir araya gelmesi demekti. Fotoğrafçılar trenle ve otobüsle yolculuk edecekti. Birlikte kamp yapıp, doğada yeni şeyler öğreneceklerdi. Yunus ve Süleyman da bu listedeki kişilerdendi. Birbirlerini ilk kez havalimanında gördüler. Her ikisi de bu projede öğrenilecek çok şey olduğuna inanıyordu.

Süleyman'ı uğurlamaya ailesi ve birkaç arkadaşı gelmişti. Havalimanında kalabalık bir uğurlama töreni yapıldı. Proje gereği katılımcılar ikili gruplara ayrılmıştı. Böylece Yunus ve Süleyman artık bir grup olmuştu. Kendi başına yaşamaya alışık olan Yunus bu duruma şaşırdı. Tanımadığı insanlarla mecburen iletişim kurmak onu tedirgin etmişti. Süleyman ise insanlarla sohbet etmeyi çok severdi. Girdiği her ortamda kolayca arkadaş edinebilen biriydi.

Vakit gelince Yunus ve Süleyman uçağa bindiler. İki saat sonra ilk duraklarına vardılar. İner inmez kendilerini büyük bir kalabalığın içinde buldurlar. Yunus, transfer aracını önceden ayarlamış, rotayı iyice çalışmıştı. Diğer gruplar taksi ararken onlar doğrudan araçlarına yöneldi. Bunu gören Süleyman'ın keyfi kaçtı. Çünkü kendi plansızlığı yüzünden gecikebilirler, hatta ilk çekimi kaçırabilirlerdi. İçinden "Planlı olmak bizi kurtardı. Bir sonraki duraktan önce rotayı ben de çalışmalıyım." diye söylendi.

Yol boyunca Süleyman şoförle sohbet etti, yol hakkında bilgiler aldı. Yunus ise kulaklığını takıp kitabını okudu. Bir mola yerinde Süleyman herkese çay ısmarladı, muhabbeti ilerletti. Yunus ise bardağı eline alırken şaşkınlıkla baktı. "Bu kadar hızlı samimiyete gerek var mıydı?" diye düşündü. Kendi alanına girilmesinden hoşlanmıyor, borçlu kalma fikri onu rahatsız ediyordu.

Kampa vardıklarında hava kararmak üzereydi. Çadırları hızlıca kurmaları gerekiyordu. Şoför, Süleyman ile kurduğu bağın hatırına yardıma geldi. "Sizi sevdim çocuklar, iyi birilerine benziyorsunuz. Yarın akşam yine aynı yerden alırım sizi." diyerek yanlarından ayrıldı.

Ertesi sabah gün doğarken çekim alanına yürüdüler. Patikaya geldiklerinde, Süleyman birlikte hareket etmek istedi. Yunus durup "Bugün çekimleri ayrı ayrı yapalım. İki farklı bakış açısı, projeye iki farklı iş kazandırır." dedi. Süleyman itiraz edemedi ama ilk kez yalnız çekim yapacağı için tedirgindi. Etraf sessizdi, hangi yöne gideceğine tek başına karar vermesi gerekiyordu. Kaybolmaktan çekindiği için sürekli haritaya baktı.

İlk bir saat boşa geçti, kuşların sesini duysa da kadraja alamadı. Sonra sabırla beklemeyi denedi. Yavaş hareket etti, kendi bildiği bir yöntemi uyguladı. En sonunda daldaki yalıçapkınını görüntülemeyi başardı. O an kimseye sormadan, kendi kararıyla doğru kareyi yakalamıştı. Akşam çadırda fotoğraflara bakarken düşündü. "Demek ki bazen yalnız kalıp kendi yolunu bulmak insanı geliştiriyor." dedi. Yunus’un zaten epey iyi kareleri vardı. Süleyman içinse günün kazancı, tek başına yapabilmiş olmaktı.

Yirmi bir gün bu şekilde geçti. Yunus ve Süleyman, karakter olarak tamamen farklı iki insandı. Yunus, Süleyman’ın rahat tavırlarını ve çabuk samimiyet kurmasını içten içe yadırgadı. “Bana göre değil, ben bu kadar açılamam.” dediği anlar çok oldu. Yol boyunca kendi alanını korumaya çalıştı. Proje bitip ayrılacakları günü iple çekmişti. Bu yüzden onun için bazı günler hiç geçmek bilmemişti.

En Çok Bilen mi, En Yetenekli Olan mı?

Süleyman ise aralarındaki farklılıklara başka bir gözle baktı. O da, Yunus’un mesafeli ve planlı haline uyum sağlarken zorlandı. Sessizliği yadırgadı, yalnız kalmaktan çekindi. Her zorlandığında kendine yeni bir şey kattığını fark etti. Plan yapmayı ve beklemeyi öğrendi. Bu yüzden Süleyman için bu süre su gibi akıp gitti.

Bu hikâye aslında herkesin hikâyesi. Ailede, evlilikte, iş hayatında farklı insanlarla aynı yola çıkılır. Bu yol bazen bir gün, bazen bir yıl, bazen de bir ömür sürer. Peki, bu yolun sonunda kim kazançlı çıkar? En çok bilen mi, en yetenekli olan mı?

Kazanan, kendinden farklı olandan öğrenmeye gönüllü olandır.

İlişkilerde birinin güçlülüğü diğerinin zayıflığına denk geldiğinde çatışma kaçınılmazdır. Fark oluşturan şey bakış açısıdır. Sadece eksiklere odaklanılırsa yol tükenir. İnsan karşısındakinin dolu kaplarından beslenmeyi seçerse yol uzar; beraber gelişebilir. Beraberlik de farklılıklara gösterilen uyumla oluşabilir.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

Toplam 1 tepki

Yorumlar (22)

  • Şira dedi ki

    31 Temmuz 2026

    Kişinin kendinden farklı olandan öğrenebilmesi çölü susuz geçmeyi başarması gibidir.

    • Filiz A. dedi ki

      4 Ağustos 2026

      En zoru değil mi? Bize farklı gelen hep yanlış da geliyor. E o zaman da insan ne öğreneceğim ki diye düşünüyor tabi. Oysaki en çok öğrenilecwk şey onda. Çünkü bende olmayan şey onda...

  • Gülfem A dedi ki

    1 Ağustos 2026

    Her insanda yeniden kendini öğreniyor olmak :)

  • A. Neslihan D. dedi ki

    1 Ağustos 2026

    "Kazanan, kendinden farklı olandan öğrenmeye gönüllü olandır." Ne güzel ifade edilmiş

  • Ayşe B. dedi ki

    2 Ağustos 2026

    Farklılıklara uyumlanabilmek öğrenmeyi sağlar.

  • Emine K. dedi ki

    4 Ağustos 2026

    "Öğrenmeye gönüllü olmak" tüm sır burada saklı gibi.

  • Ilknur K. dedi ki

    4 Ağustos 2026

    Bazen bizim için zor gelen yollarda en güzel manzaralara şahit olabiliriz. Eksiklerimiz var diye yoldan dönmek o manzaraları kaçırmamıza sebep olabilir. Birilerini beklemek bize zaman kaybettirebilir. Yollarımızın uzun ve keyifli olması karşımızdaki insanın dolu kabından beslenmeyi kabul ettiğimiz de başlayabilir.

  • N.G dedi ki

    4 Ağustos 2026

    Öğrenmek kabulden ve uyumlanmaktan geçiyor sanırım🥹

    • Emine K. dedi ki

      10 Ağustos 2026

      Birde kimden neyi öğreneceğimiz kişiyi iyi seçmeyi ekleyebilir miyiz? 🤔

  • Hayriye Ç. dedi ki

    4 Ağustos 2026

    Kazananın kendinden farklı olandan öğrenmeye çalışan olması çok büyük farkındalık uyandırdı

    • Sera Ö. dedi ki

      1 Eylül 2026

      Bir öğrenmeye devam meselesi...😊

  • Filiz A. dedi ki

    4 Ağustos 2026

    Farkı kabul ettiğinde öğrenmeye fırsat doğuyor gibi... Yani önce kabul...

    • Ozlem Ç dedi ki

      19 Ekim 2026

      Ah bir insanoğlu kabul edebilse neler neler yapacak :)

  • Sinem K dedi ki

    6 Ağustos 2026

    Aynı yolculuğa çıkan iki insan, aynı yere varsa bile aynı şeyleri öğrenerek dönmüyor. 👌🏻

  • Zg. dedi ki

    8 Ağustos 2026

    Sabırım en ileri gidebilenler her zaman öğrenebilenler…

  • Elif C. dedi ki

    8 Ağustos 2026

    En güzeli de yeni ve benden farklı biriyle tanıştığımda "Bakalım ne öğreneceğim?" merakıyla yaklaşmak.

  • D.K. dedi ki

    9 Ağustos 2026

    Hayatta en iyi olmak veya tam olmak diye bir süreç söz konusu değil.
    Ama olanın üzerine bir şeyler ekleyerek hareket etmek çok kıymetli…

  • Büşra B. dedi ki

    10 Ağustos 2026

    Tek başına bir şeyler yapmayı istemek çok tanıdık geldi☺️

  • Deniz y. dedi ki

    15 Ağustos 2026

    Farklılıkları kabul etmek, öğrenmenin basamağı 🙈

  • derya ü. dedi ki

    25 Ağustos 2026

    insan bazen yalnız kalmayı tercih edebilir. Ama kalabalığın tadı da bir başka değil mi 💛

  • Sera Ö. dedi ki

    1 Eylül 2026

    İnsan farklılıkların avantajını öğrendikçe zenginleşiyor.💖

  • Ozlem Ç dedi ki

    19 Ekim 2026

    Her insanla yeni bir kapı açılıyor insana.
    Ancak öğrenmek isteyene....

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.