Uzun zamandır bin bir emekle beklenilen gün gelmişti. Bugün birçok öğrenci mezun olup yeni hayatlarına başlayacaktı. Törende herkes kendi hikayesinden bahsediyordu. Kalabalık arasında iki ses öne çıkıyordu. Biri, çocukluğundan beri mühendis olmak isteyen Selim’di. Diğeri ise, ne olacağına uzun süre karar veremeyen Elif…
Selim, küçüklüğünden beri planlı biriydi. “Büyüyünce ne olacaksın?” diye sorduklarında, hiç tereddüt etmezdi. “Uçak mühendisi olacağım!” diye hemen cevap verirdi. Odası farklı farklı oyuncak uçaklarla doluydu. Derslerine düzenli çalışır, ödevlerini aksatmazdı. Ailesi ona farklı meslekler de önermişti fakat Selim fikrini değiştirmedi. “Ben kararımı verdim bir kere.” derdi. Yıllar sonra dediği oldu ve uçak mühendisliği bölümünü kazandı. Mezun olduğunda ailesi de yanındaydı. Bu başarıyı hep birlikte kutladılar.
Elif ise Selim’in tam tersiydi. Ne istediğine karar vermek onun için zordu. Bir gün doktor olmak isterdi, bir gün öğretmen. İnsanlara yardım etmeyi seviyordu ama hangi yoldan gideceğini bilemiyordu. Üniversite tercih zamanı geldiğinde beslenme ve diyetetik bölümünü seçti. Öğrencilik döneminde aldığı kilolardan dolayı pek çok araştırma yapmıştı. Kendi sağlığıyla ilgilenirken bu alana ilgi duymaya başlamıştı. Kendisi için en doğru kararın bu olduğundan emindi.

Bu iki farklı kişinin üniversitede yolları kesişti. Ortak bir arkadaş sayesinde tanıştılar ve zamanla yakınlaştılar. Okul bitince evlenmeye karar verdiler. Bu süre içerisinde birbirlerinden çok farklı olduklarını anladılar. Çünkü Selim için iş hayatı öncelikti. “Önce iyi bir iş bulalım, sonra evliliği düşünürüz.” diyordu. Geleceğini bir şekilde garantiye almak istiyordu. Çünkü önce mantıkla hareket etmek gerekirdi.
Elif ise aynı düşüncede değildi. “Birlikte olunca her şey kolaylaşır.” diyordu. Ona göre duygular, planlardan daha önemliydi. Mutlu olduktan sonra gerisi kendiliğinden gelirdi. Bu yüzden, zaman zaman tartıştılar. Bazen Selim’in, bazen Elif’in dediği oldu. Selim iş buldu, Elif de kendi kliniğini açtı. İkisi de kendi alanlarında ilerlerken, evliliklerini de yürütmeyi öğrendiler.
Yıllar sonra geriye dönüp baktıklarında anladılar ki; ikisi de haklıymış. Selim sadece aklıyla hareket etseydi, kendini mutsuz hissedecekti. Elif sadece duygusuyla hareket etseydi, hayatı dağınık olacaktı.
İnsan yaptığı her seçimde benzer zorluklarla karşılaşır. Birbirine benzeyen iki seçenek arasında seçim yapmakta zorlanmaz. Ancak ne zaman aklı ve duyguları arasında kalır; işte o zaman kararsız kalır.
Çünkü insan sadece mantığıyla yaşarsa mekanikleşir. Sadece duygusuyla yaşarsa da savrulur. Akıl yolu gösterir, duygu o yola anlam katar.
Tıpkı bir portakalın, hem fayda hem tat vermesi gibi… Bazı insanlar portakalı faydası olduğu için tüketir. Bazıları da ondan tat ve keyif almak için yer. O zaman ikisine de ihtiyaç var demektir.
Selim ve Elif’in hikayesi de bunu gösterdi. İkisi farklı düşündüler ama orta yolda karar verdiler. Ve sonunda birbirlerini tamamladılar. Çünkü doğru karar, akıl ve duygunun birlikte çalıştığı yerde verilir.



26 Responses
Aklımızı ve duygumuzu doğru şekilde kyllanıl doğru kararlar almak, doğru seçimler yapmak dileğiyle…
Doğru karar akıl ve duygunun birlikte çalıştığı yerde verilir 🙂
Ne kadar değerli, hayatımızı değiştirecek bir bilgi..
Doğru karar da denge istiyor en nihayetinde.
Birlikte farklılıklara rağmen uyumlanıp hedefleri doğrultusunda yol alabilmişler ne mutlu🦋
Bazen sendeleselerde gerçeği kabul etmek ve uyumlanmak süreçlerini kolaylaştırmış🥹
Akıl duygudan bir adım önde olsa daha mı iyi olur acaba :))
“Kışın hasta olmak istemiyorsan portakal tüketmelisin.”
“Hayır, hayır. Lezzetli bir kahvaltı yapmak için portakal suyu olmazsa olmaz.”
Olay tamda bundan ibaret 😀 Bir birimize muhalefet olacağız derken gerçeğin etrafında dönüp duruyoruz.
Akıllı duygu lazım bize 🙂
Güzel tanımlama olmuş. Faydaya haz ekleyince akıllı duygu oluyor demek 🙂
İnsan sadece dıygularıyla karar verdiğinde yanılabilir. Sadece mantıklı karar verdiğinde de duygular olmaz. Hem akıllıca hemde sevdiğimiz kararlar almamız gerekir.
Aklı aha ön planda olan insanlar mantıklı düşünmenin, duygusu önce olanlar ise duygusal düşünmenin daha kıymetli, önemli olduğunu düşünürler 🙂 Ama insan ne zamanki kararlarında bir şekilde ikisini dengeleyebiliyor, o zaman gerçeği fark ediyor. Dengede, kıvamda olmak..
dengede kıvamda olmaktan daha kıymetli ne olabilir ki
Bir şeyin hem mantıklı olması hem de keyif vermesi tadından yenmez🌻
İnsanlar farklı düşünse de orta yolda buluşuyor olmak ne kıymetli. Hele ki akıl ve duygu kol kolaysa, adımları da aynı olur ☺️
Akıl ile duygunun dengelenmesi 🙂
Bir küreği tutarken diğerini bırakan akıntıda pişman olur 🙂
Çok güzel bir bakış açısı sunmuş. Hayatta her zaman tek bir doğru olmadığını, akıl ve duygunun dengesiyle en doğru kararların verilebildiğini çok sade ve etkileyici bir şekilde anlatmışsınız. Selim ve Elif’in hikâyesi de bu mesajı güçlü şekilde hissettiriyor. Emeğinize sağlık. 🌿
Doğru karar, akıl ve duygunun birlikte çalıştığı yerde verilir💐
Portakal gibi ömrümüz olsun 🙂
Mekanikleşmek insanın doğasına ne kadar aykırıymış
İnsan olduğumuzu gösteren bizi diğer canlılardan ayıran özellikler akıl ve duygu… ikisini de kullanmak ne kadar önemli…
Doğru karar aklın ve duygunun beraber çalıştığı yerde verilir. Ne kadar kıymetli bir bilgi. Karar vermenin altın anahtarı
Hem mantığa hem Kalbe hitap edebilmek dileğiyle
Güzel bir ölçü, kararımın doğru olduğunu nasıl anlayacağım dediğinde aklımıza bu gelsin😊 Akıl ve duygunun birlikte çalıştığında doğru karar verilir.
İkisinin biribirinden bağımsız olmadığını anladığımızda bütün seçimler ve o seçimlerin yönü daha da kolaylaşıyor.
İnsanı olgunlaştıran ikisinden birini kullanmak değil, ikisini yerinde ve dengede kullanmak bizi geliştirir.