Ofis ışıklarının sönmesiyle mesainin bittiğini fark etti. Günün yoğunluğundan saatin nasıl geçtiğini anlayamamıştı. Kalan son gücüyle eşyalarını toplamaya başladı. İşten çıkar çıkmaz derin bir nefes aldı. Bunu birkaç kez tekrarladı ve biraz esnedikten sonra yavaşça yürümeye başladı. Ofisten çıkmıştı ama müdürünün söyledikleri hala kulağındaydı.
“Bu işi senden başkası yapamaz Gülsüm. Bu şirketimiz ve senin için çok iyi bir fırsat. Hem birkaç gün tatil de yapmış olursun. Ne dersin, yarınki toplantıda ismini yazdırayım mı?”
Çalıştığı şirketin son dönemlerde üzerinde yoğunlaştığı bir proje vardı. Gülsüm ise projenin son kontrollerini yapan kişiydi. Bu yüzden sunum yapması için özellikle Gülsüm’ün gitmesi isteniyordu. Onun firmayı daha iyi temsil edeceğini düşünmüşlerdi. On yıldır burada çalışıyordu, firmayı daha iyi kim tanıtabilirdi ki?
Gülsüm, yurt dışı toplantılarına katılmak istemediğini işe girerken belirtmişti. Buna rağmen müdürü, gitmesi konusunda ısrarcıydı. Bu toplantı için uçakla on saat uçması gerekecekti. Bu kadar uzun bir yolculuğa nasıl dayanacaktı?

Gün içerisinde pek çok kez toplantılara katılıyordu. Toplantı yoğunluğu veya uzaklığına göre farklı ulaşım araçlarını kullanıyordu. Yolculuk süresi kısa olduğu için otobüs şoförlerini veya taksinin koltuklarını önemsemiyordu. Genellikle çantasında yiyecek bir şeyler mutlaka olurdu. Bu sebeple yemek konusunda kaygılanmıyordu.
Beş saat süren Kütahya yolculuğu geldi aklına. Yolda uyurum düşüncesiyle tekli koltuk almak istemişti. Fakat bulamadığı için ikili koltuklardan birini almak zorunda kalmıştı. Yanına orta yaşlarda bir teyze oturmuştu. “Memleketin neresi, peki nerede okuyorsun?” ile başlayan sorular yol boyu devam etmişti. Gülsüm’ün uyku hayali de iptal olmuştu. Koltuğun rahatsızlığı ve arka koltuktakilerin yüksek sesle konuşmaları da cabasıydı. Bu yüzden o yolculuğunu pek de güzel hatırlayamıyordu.
Bunları düşünürken metro durağına kadar gelmişti. Metroya bindiğinde ter kokusu, gürültü, sıkışıklık, tutacaklardaki yapışkanlık… Etrafına baktı ve oturacak yer bulamadı. Nasılsa birkaç durak sonra inecekti. Kısa mesafedeki yolculuklara aldırış etmiyordu. Fakat mesafe uzadıkça oturduğu koltuğun, yanındaki kişinin, ve kalan mesafenin de önemi artmaya başlıyordu.
Gülsüm bunları düşünürken ineceği yere gelmişti. Evine doğru yürürken telefonundan mesaj sesi geldi. “Yine işle alakalı mı?” diye düşünmeden edemedi. Mesajın nişanlısı Ömer’den geldiğini görünce rahatladı. Tebessümle mesajın bir yerinde kalakaldı. “Bir ömür elimi sen tut istiyorum.”diyordu. Bu yoğun düşünceler içinde ona ilaç gibi gelmişti. Ama düşündükçe zihni onu derinlere bir yerlere taşıdı.
“Bir ömür… Sahi kaç yıldı bir ömür? 40, 50, 60? On saat yolculuk nasıl geçecek derken bir ömürde neler vardı?”
Hayatın kendisi bir yolculuk değil miydi?
Hem de en uzun ve en değerli yolculuk; hayat yolculuğu… Bu kadar uzun bir yolculuğu nasıl olur da önemsemezdi? Belki elli yılı birlikte geçireceği insanların nasıl önemi olmazdı? Koltuğun dahi önemli olduğu yerde insanların nasıl etkisi olmazdı? Koltuk seçer gibi eşini nasıl seçebilirdi ki insan?
İnsanoğlu çevresindekilerin yaşı, işi, memleketi gibi bilgileri bilmek ister. Peki, onların hangi alanda yetenekli olduğunu veya küsünce nasıl tepki verdiğini merak eder mi?
Mutluluğunu ilk kiminle paylaştığını, ağlamamak için ne mücadeleler verdiğini?
Peki, bir hedef için nelerden vazgeçebileceğini bilebilir mi?
Her yolculuğun bir hikayesi muhakkak vardır.
Tıpkı her ilişkinin de bir hikayesi olduğu gibi.
Herkes hayatın içinde güzel yolculuklar yapmak ister.
Mühim olan bu hikayelerdeki karakterleri doğru tanıyabilmek değil midir?



25 Responses
Hayat yolculuğunda otobüste olanlar önemli..Zamanı geçireceğimiz insanları tanımak, seçimlerimizi de etkiliyor. 🥰
Hayat yolculuğumuzda ne kadar yol almış olursak olalım, kalan hayatımızın ilk günündeyiz henüz. En iyisi mi biz, kalan ömrümüzü geçen ömrümüzden daha güzel geçirmeye çalışalım.
İnsan yola çıktığında ne ile karşılayacağını bilemez, lakin nasıl tepkiler vereceği insanın elindedir. Herkese iyi yolculuklar o vakit♡:)
İyi yolculuklar 🧡😊
İnsanlar farklı farklı fakat yolculukta yanımda olacak, ürün süre kalacak kişiyi tanımadan seçersem yolculuk zor olmaz mı?
Hem de çok zor olur..
Kimimiz için yolculuk fırsatken kimimiz için endişe kaynağı olabiliyor. Bize yapması kolay gelende sorun yok. Zor geleni yaptığımızda gelişiyoruz .
Yanımızdakileri tanıya tanıya ve en çok kendimizi tanıyarak yolculuğa devam etmek güzel…
Bir ömür insan kendiyle beraber, nerete gutse kendisiyle gidiyor…
Tanımak ama gerçekten tanımak çok önemli…
Bir koltuk bile önemliyken…
Kendisini, hayatına alacağı insanları tanımaması nasıl önemli olmaz.
Evet nereye gidersek gidelim hep bizimle olan biri var o da kendimiz 🙂 o kim peki?
Hayat yolculuğunda insandan başka her şeyi düşünmeye başlar olduk, hayatımıza eşlik edecek insanları öncelikli olarak irdelemek, anlamlı olan hayata giriş kapısı gibi…
İnsan en uzun mesaisini bazen daha çok para kazanmaya harcıyor. Bazen de meşhur bir tatlıyı yemek için saatlerce yol gidebiliyor. Hayatının en uzun yolculuğunu kendisiyle ve yanındaki kişilerle yapıyor. Ama onları anlamak için ayırdığı zaman başka şeylere kıyasla oldukça zayıf kalabiliyor.
Uzun bir yolculuk nasıl keyifli ve faydalı hale getirilir ve yaşanır. Bunu irdelemek hayatımıza katmak çok kıymetli
Hayata bir yolculuk gibi bakınca ne kadar anlamlı ve dengeli oluyor. Herkes çok kıymetli ama kimse kalıcı değil. Bu yolculuğu güzel ilişkilerle geçirebilmek dileğiyle…
Evet her ömür bir yolculuk ve her ilişki bir yol arkadaşlığı…
Otobüs eskiydi,koltuklar rahatsızdı, içerisi havasızdı, gürültüden uyuyamadım derken yolculuk bitiyor ve en nihayetinde insan yol boyunca onu bekleyen manzarayı göremeden otobüsten inmiş oluyor. Hayat yolculuğundaki olumsuzluklara takılmadan manzarayı görerek yolun tadını çıkarmak kıymetli…
Hem de çokkkkk…. Otobüsün içinden şikayet ederken ne manzaralar kaçıyor değil mi?
Ne güzel sorular; “Küsünce nasıl tepki verdiğini merak eder mi?
Mutluluğunu ilk kiminle paylaştığını, ağlamamak için ne mücadeleler verdiğini?
Peki, bir hedef için nelerden vazgeçebileceğini bilebilir mi?”
Biz insanları tanırken daha yüzeysel kalıyoruz sanırım. Birini tanımaya çalışırken bu derin sorulara odaklanmıyoruz, hassas irdeleme yapamıyoruz.
Hayatın kendisi bir yolculuk. Evet ama asıl mesele bu yolculukta yol arkadaşların kim? Sana yol aldıran mı? Yolda bırakan mı?…
Herkes, yola çıktıysa eğer güzel bir yolculuk yapmak ister. İşte burda önemli olan şey yol arkadaşını iyi tanımakta. O zaman ne diyoruz KİM KİMDİR? 🤭
Çok uzun yolculuklarda araç bir bakıma sokulur. Eksik arıza varsa düzeltilir. Peki hayat yolunda bizim eksiğimiz ne? Nasıl tamamlarız? Hayat yolculuğunu keyifle geçirmek için önce kendini tanımalı..
Günlük bir yolculuktan yola çıkıp hayat yolculuğuna ve insan seçimlerine bağlamanız çok anlamlı olmuş. İnsanlara dış görünüşleriyle değil, karakterleriyle bakmanın önemini güzel ve net veriyor. 🦚
İnsanın çevresindeki o yolda giden insanları tanımaya çalışmasından güzel ne olabilir ki? Oysa biz insanı değil de daha çok o kişinin imkanını tanımaya çalışır hale geldik malesef 🙁
Hayatta karşılaştığımız olaylarda olumlu paya odaklanmak kıymetli🌻
Yolculuğun nasıl geçeceğini ve kalitesini öngörmek burada saklı gibi…
Bu yolculuğun nasıl olduğu önemsenmeli o da ancak doğru bir tanımlama yapmakla mümkün gibi gözüküyor.