İKİSİ DE AYNI OLSA?

Güneşin insanın içini ısıttığı güzel bir güne uyandı. İş yerinde yapacaklarını kafasında planladı. Esra’nın aklı, bitirilmesi gereken yeni projedeydi. Ofise vardığında, tam işe odaklanacakken gözü Can’ın odasına kaydı.

Can, masasına oturduğunda önce kalemlerini hizaladı. Dosyaları her zamanki gibi renklerine göre ayırdı. Evrakların köşesi az kıvrılsa rahatsız olurdu. Her işi belli bir sırayla yapardı. Acele etmez ve pek de yanlış yapmazdı. Esra ona baktığında, kendisine ne kadar benzediğini düşündü. Tam da o esnada Efe kapıdan telaşla girdi. Bazen nefes nefese, bazen de elinde kahvesiyle gelirdi. Bazen de trafiğin yoğunluğuna söylenirdi. Yani Efe pek dakik bir çalışan değildi. Bilgisayarın başına geçtiğinde de sanki zamanla yarışan biri olurdu. Hızlı düşünür, pratik çözümler bulurdu. Herkesin yarım saatte yaptığı işi on dakikaya toparlardı.

O gün çok önemli bir rapor yazılması gerekiyordu. Esra içinden “Bugün bu iş nasıl bitecek?” diye geçirdi. Yetişmesi gereken zamana az kalmıştı. Hata kabul etmeyen ve hızlı hazırlanması gereken bir işti.

Esra o an içinden şöyle geçirdi: “Biri düzeniyle güven veriyor, diğeri hızıyla işi kurtarıyor. Niçin sadece birini seçmek yerine birlikte projede çalışmalarını istemiyorum? Bakalım birlikte çalışınca neler yapacaklar? Benim için de yeni bir deneyim olacak.”

Pratik mi, Risk mi?

Can, hemen klasörleri açtı, belgeleri sıraladı. Eksikleri hemen tek tek not etti. Her şeyin doğru yerde olmasını istiyordu. Tüm detayları ajandasına not aldı. Efe ise dosyanın genelini hızlıca taradı. “Bunu böyle yaparsak yetişmez. Önce en önemli bölümleri tamamlayalım. Sonra eksikleri tek tek düzeltiriz.” dedi. Can, hemen bu düzensizliğe kaşlarını çattı. “Hayır, önce her şeyi sıraya koymalıyız. Dağınık başlarsak hata yapma ihtimalimiz yüksek olur.” Aralarında bu anlaşmazlıkla bir sessizlik başladı. Biri düzenin yavaş ama sağlam yolunu savunuyordu. Diğeri hızın pratik ancak riskli tarafını seçiyordu. Esra uzaktan onlara baktı ve şimdi daha iyi anlamıştı.

Farklılıklar aslında birbirini tamamlamak için vardır. Kimse kimseyle aynı olmak zorunda değildir. Biri olumsuzlukları görür, biri çözüm üretir. Biri işi sağlamlaştırır ve korur. Biri işi hareket ettirir ve ileri taşır.

Esra ekibinin yanına gidip “Sen dosyanın iskeletini kur ve doğru sıraya koy. Sen de en acil bölümleri hazırla, pratik çözümlerle işi hızlandır. Biriniz fren, diğeriniz de gazsınız. Bu arabada ikinize de ihtiyaç var.” dedi. İkisi birbirine baktı ve gülümsediler. İlk kez birbirlerine olan katkılarını görmeye başladılar.

Düzenli Can, dosyanın hatasız ilerlemesini sağladı. Pratik Efe ise, işin son teslim saatine yetişmesini sağladı. Evet, dosyayı zamanında hazırlamayı başarmışlardı. Üstelik sadece yetişmedi, düzgün, temiz ve eksiksiz oldu.

Kimi dakikliğiyle güven verir. Kimi ise pratikliğiyle krizi çözer. Asıl başarı, farklı karakterlerin birbirini tamamlamasıyla ortaya çıkar.

İyi ekip, herkesin aynı olduğu yer değildir.

İyi ekip, herkesin güçlü yanını doğru yerde kullanabildiği yerdir.

Farklı özellikler birleşince ortaya başarılı işler ve keyifli anlar çıkar.

Loading spinner

7 Responses

  1. Bir araya gelebilmek hakkaten zor iş hayatında. Ama yapabildiğinizde de işler hem daha güzel hem de daha pratik oluyor. Liderin birleştiriciliği nasıl da kıymetli!

  2. Sadece gaz ya da sadece fren olsa olur mu?
    Gaz olmasa araba gitmez. Firen olmasa duramaz, bir yere çarpar.

  3. Bir iş yerini, okulda bir sınıfı, aileyi, toplumu hepsini yönetmek, farklılıkları yönetebilmekten geçiyor o halde..

  4. Fren ve gaz insanın kendinde de olsa 😂 bazı insanlara bakınca sadece gazı var gibi ilerler, kimisi de hata yapmamak için ilerlemez. Her şeu bir arada olunca güzel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir