NOTALARIN DANSI

Aysun telefonuna gelen mesaj sesiyle uyandı. Mesaj, lise arkadaşı Filiz’den gelmişti. “Günaydın Aysuncuğum. Beklediğimiz tayinimiz sonunda İstanbul’a çıktı. Hazırlıkları tamamladık, önümüzdeki hafta taşınacağız. Bundan sonra artık sık sık görüşürüz.” Mesajı okuyan Aysun hemen arkadaşını aradı. Uzun süren telefon görüşmesinin ardından kızı Suna’ya seslendi:

– Suna kızım, uyandın mı? Sana harika bir haberim var.

– Nasıl uyanmamış olabilirim anne? Sabah sabah bu kadar konuşacak ne buluyorsunuz anlamıyorum.

– Ne oldu, uykunu alamadın mı? Filiz teyzenle konuşuyordum, harika bir haberi var. Önümüzdeki hafta İstanbul’a taşınıyorlar. Haftaya biz de yardıma geliriz dedim. Sen de şimdiden programını ona göre hazırla. Sonra laf etme; son dakika işlerini sevmiyorum diye.

– Sağ ol anne, kararını vermişsin zaten. En azından erkenden haber verdin. Keşke benim adıma söz vermeden önce bana bir sorsaydın.

– Sormadım ama niye sormadım bir sor bakalım. Filiz’in senin yaşlarında bir kızı var. Onunla tanışır arkadaş olursunuz diye düşündüm.

Suna’nın sessiz ve derin bakışlarıyla Aysun ilk defa karşılaşmıyordu. Aysun kalabalık bir çevreye sahipti. Hızlı hareket eder, tüm davetlere yetişirdi. Evinde misafir ağırlamayı, başkalarına misafir olmayı çok severdi. Akşamdan sabaha gelişen planları, anlık kararları vardı. Kızı Suna ise tam tersine kalabalıktan hoşlanmazdı. Onun için her şey planlı ve düzenli olmalıydı. Ne zaman eve biri gelecek olsa söylenirdi. Annesinin gittiği yerlere dahil olmak istemezdi.

Filiz İstanbul’a taşındığında, Aysun hemen programı yaptı. Suna’yla beraber Filiz’in evinin yolunu tuttular. Filiz ve kızı Seher misafirlerini kocaman bir tebessümle karşıladılar.

– Merhaba hoş geldin, ben Seher sen de Suna olmalısın. Gel sana odamı göstereyim Suna. Hala yerleşemediğim eşyalar var, senin yardımınla bugün hallederiz.

Suna tedirgin bir ifadeyle Seher’in peşinden odaya geçti. “Daha yeni tanıştık nasıl bu kadar samimi olabiliyor?” diye içinden geçirdi. Ancak Seher konuşmaya devam ediyordu;

– Suna bana yardım eder misin? Şu kolideki eşyalar piyanoya ait, gel beraber yerleştirelim. Bak bu nota sehpası, bunlar pedallar…

Suna, daha önce bu kadar yakından piyano görmemişti. Parçaları yerleştirdikten sonra tozunu almaya başladı. Tuşlara basmasıyla çıkan sesten irkilip geri çekildi. Seher hemen imdadına yetişip yüreklendirdi;

– Merak etme bir şey olmaz. Sana nasıl çalındığını göstermemi ister misin? Bak şu beyaz tuşları görüyor musun? Bunlar ana notalar. Do-Re-Mi-Fa-Sol-La-Si.

–  Peki, şu siyah tuşlar ne işe yarıyor?

– Bu tuşlar ana notaların seslerini değiştiriyor. Diyez sesi tizleştirirken, bemol ise pesleştirir.

–  Yani aynı sesin tonunu mu ayarlıyorsun?

– Harikasın Suna, aynen öyle. Bu tuşlarla eserin duygusunu, tonunu, rengini verebiliyoruz.

– Tam anlayamadım, biraz daha açıklar mısın?

– Aynı nota tonlamalarla bambaşka şeyler ifade ediyor. Böylelikle birbirinden farklı eserler ortaya çıkabiliyor. Mutlu Do, Üzgün Do, Heyecanlı Do, Şaşkın Do….

İkisi birden kendilerini tutamayıp gülüştüler. Suna istemeyerek geldiği ev ziyaretinden keyif almaya başlamıştı.

Farklılıkların Kulağa Hoş Gelen Melodisini Duyabilmek

Seher ve Suna’nın muhabbeti iyice derinleşmişti.

– Seher, sen böyle söyleyince annemle olan ilişkimizi düşündüm. Farklı notaların bir araya gelmesiyle çıkan bir parça gibi. Onun notası ile benim notam birbirinden farklı. Biz bu parçada neden ritmi yakalayamıyoruz?

– Birbirinden farklı notaların bir araya gelmesiyle melodiler oluşur. Ama bu melodilere ruhu veren şey tonlamalar. Birbirinden farklı notalarınızın doğru tonlamalara ihtiyacı var. Elde etmek istediğin parçaya uygun tonu kullanmalısın.

– Bu kulağıma hoş geldi, sanırım deneyebilirim.

– Kesinlikle denemelisin, harika bir eser için buna değer.

Birbirine benzer görünen tuşlar, farklı notaları temsil eder. Farklı notaların bir araya gelmesiyle eserler ortaya çıkar. Her parçanın kendine has bir tonu vardır. Tıpkı piyanonun tuşları gibi insanlar da birbirine benzer. Her birinin notası, tonu farklıdır. Güzel ilişkiler için insanın kendisini ve çevresini tanıması gerekir. Böylelikle farklılıklar parçasının melodisi insanın kulağa hoş gelir.

Peki ya sen, etrafınla güzel melodiler oluşturmaya ne dersin?

Loading spinner

14 Responses

  1. Hayat ya sürekli aynı tonda çalan bir parça olsaydı? 😳
    İyi ki farklı tonda, farklı parça da insanlar var.

    İnsan notaları detayda tanıdıkça, hayatta farklı eserlerin keyfine varabilir miydi 😊

  2. Benzerlikler ve o benzerlikler içindeki farklılıklar her yerde her konuda var… Detaya indikçe keşfetmek ne güzel 🎼🎵🎶

  3. Kişi veya konu ne olursa olsun farklılıkların melodi haline getirilebileceği, bir hedef ve amaç uğruna uyumlanabileceği ve bir olabileceğini anlayabilmek insanın farklılıklara karşı merakını arttırıyor 🙂

  4. Kendimizi ve çevremizi ne kadar iyi tanırsak o kadar ahenk içinde olabiliriz. Tıpkı notalar gibi uyumlanarak harika melodileri duyabiliriz.

  5. Çok güzel bir benzetme olmuş.Melodiler ve bir de tonları… Melodilere kulak vermeden hangi tonda olduğunu anlayamayacağız. Mutlu do mu üzgün do mu?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir