FARKIN FARKINDALIĞI

Sabah güneşi ağaçların arasından, bahçedeki çiçeklerin üzerine sakince süzülüyordu. Güneşin yeşil yapraklardaki yansıması arttıkça, çiçeklerdeki canlılık da fark ediliyordu. Havada mis gibi nergis kokusu vardı. Gözlerini kapattı ve kahvesinden bir yudum aldı.

Bahçeye bakan pencereden dışarıyı izleyip, kahve içmeyi severdi.  Kahvenin tadı ve keskin kokusu ona bir şeyler hatırlattı. Gözlerini bahçeden çekip, fincanın içindeki kahveye yoğunlaştı. Zihninde birtakım düşünceler dönmeye başladı. Cevaplar fincanın içindeymiş gibi uzun uzun bakmaya devam etti.

Dünkü veli toplantısında öğretmenin söyledikleri hala kulaklarında çınlıyordu:

Dünkü veli toplantısında öğretmenin söyledikleri hala kulaklarında çınlıyordu:

“Arda derse sürekli geç kalıyor.”

“Ödevlerini düzenli yapmıyor ve zamanında getirmiyor.”

“Dikkati çok dağınık, derse konsantre olamıyor.”

Elif bu duyduklarına çok şaşırmıştı. Arda bu olanlardan ona hiç bahsetmemişti. “Oğlumu gerçekten tanıyor muyum?” sorusunu sordu. Çünkü kendini disiplinli bir anne olarak görüyordu. İki çocuk annesiydi ve aynı zamanda bir firmada yöneticilik yapıyordu.  Koca bir şirketi profesyonelce idare edebiliyordu. Fakat kendi çocuğunu anlamakta zorlanıyor, yetersiz hissediyordu. Bu durum canını çok acıtmıştı.

Kendi kendine şu soruları sordu:

  • Oğlumu gerçekten doğru tanıyor muyum?
  • Gerçekte Arda nasıl bir çocuk?
  • Arkadaş çevresi neden bu kadar geniş?
  • Ben neden bu kadar sınırlıyım?
  • Arda’yı anlamaya çalışırken nerede yanlış yaptım?

Arda ve Elif mıknatısın iki ucu gibiydiler. Aynı evde, aynı masadaydılar ama bir türlü ortada buluşamıyorlardı. Veli toplantısından sonra kararını vermişti. “Daha sıkı olmalıyım ve kurallarım net olursa iyi otorite kurabilirim.” diye düşündü. Arda ile ilgili olası durumlarda söyleyeceklerini bile hazırladı.

“Sabah uyanır uyanmaz odanı topla.”

“Okuldan geldiğinde ödevini hemen yap.”

“Her istediğin zaman arkadaşlarınla çıkamazsın.”

“Hayatının toplamında daha planlı ve düzenli olmalısın.”

Bu cümlelerle Arda üzerinde gerçek bir otorite kuracağını düşündü. Çünkü kendisine öğretilen “anne olmak” kavramı buydu. Bir süre ilişkilerine bu cümlelerle yön vermeye çalıştı.  Fakat aralarındaki mesafeyi daha da açmış oldu.

Arda ise bu süreçte daha çok içine kapandı. Daha az konuştu, daha çok uzaklaştı. Oğlunun gözlerinde ciddi bir kırgınlık vardı. Bakışları sanki “Beni artık sevmiyorsun anne!” diyordu. Elif, durumu fark edince kalbi sızladı. “Düzeltmeye çalışırken daha da bozdum galiba…” diye fısıldadı. Peki, asıl değişmesi gereken kimdi? Sonra büyük oğlunu düşündü. Aynı ev, aynı anne-baba, aynı koşullar… Ancak, elde var bambaşka iki insan. Demek ki yetiştirmek için başka şeyleri de anlamak gerekliydi.

Doğuştan getirilen mizaç ve sonradan eklenen karakter özelliklerini bilmek lazımdı.

Belki de sorun sadece Arda’da değildi. Belki değişmesi gereken Elif’in kendisiydi. Her çocuk aynı kalıba sığamazdı. Her kalp aynı ritimde atmazdı. Ve belki de çözüm, değiştirmek değil, olduğu gibi kabul etmekti. Bu düşünceler zihninde dönüp dururken, kapı zilinin çalmasıyla irkildi. Elindeki fincanı bırakıp kapıya doğru yöneldi. Kapıyı açtığında karşısında Arda vardı. Terden ıslanmış saçları, yorgun yüzü ve hâlâ onun küçücük oğlu…

Hiçbir şey söylemeden oğluna sımsıkı sarıldı. Hem kalbiyle, hem de diliyle; “Hoş geldin oğlum…” dedi.

Belki o gün hiçbir sorun çözülmedi ama bir şey değişti. Elif artık oğlunu düzeltmeye değil, anlamaya niyetliydi.

İlişkileri yönetebilmek için insanlara yön verebilen bir otorite olmak gerekir. Otorite olmak ise karşıdaki insanı doğru anlamaktan geçer. Farklılıkları fark etmek, insanların ihtiyaçlarını doğru kalibre etmek demektir. Doğru kalibrasyon, ihtiyaca yönelik iletişim kurmayı sağlar. Doğru teşhis için hiçbir zaman geç kalınmış olunmaz. Çünkü doğru teşhis varsa artık ilişkinin tedavisi mümkündür.

Loading spinner

21 Responses

  1. Farklılıklarımızın bizi ayrıştıran sebepler olmaması gerektiği güzel vurgulanmış. Emeğinize sağlık…

  2. Farlılıkları anlamak onları yönetebilmeyi de sağlıyor. O zaman ilişkiler de daha sağlıklı olmaya başlıyor.

  3. Koca firmayı idare etmek kendi çocuğumuzu anlamaktan, tanımaktan daha kolay olabiliyor. Asıl sorun çocuğumuzu tanımadan ve anlamadan sadece disipline etmek istememiz.
    Halbuki küçücükte olsa o da bir birey ve onu da bir başkasından ayıran özellikler var.

  4. Kalıplardan çıkarak insanı değerlendirmek ne güzel. Herkes benimle aynı olmak zorunda değil bunu anladığımda işler değişiyor..

  5. Farklılıkları kabul etmediğimizde onları karşımızdakinin canını yakma aracı olarak kullanabiliyoruz.

  6. İyi ilişkilerimiz olsun, insanlarla güzel anlaşalım isteriz. Bunu nasıl yapacağımızı ise bilemeyiz. Çok farklı bilgilerle kafalar daha da karışır ve biz insanları anlayamadığımızı düşünürüz. Oysa ki bunun bir yolu var. Tüm zamanlarda geçerli ve tutarlı bir yöntem ile ailemizi çevremizdekileri tanıdıkça hayat daha kolay olabilmekte…

  7. Çok zor değil aslında anlamaya çalışmak… Herkes aynı olamaz, hepimiz aynı değiliz. Doğuştan gelen özelliklerimiz ile üzerine kattıklarımız bizi biz yapan…

  8. Tarkanın bir şsrkısı vardı. Bilenler bilir. Soruyo musuun bakalım
    Nasılsın diye
    Ne biliyosun belki iyi degilim bu gece
    Anlamadan dinlemeden
    Nereye böyle
    🙂
    Çoğu ptoblemi bu yüzden yaşıyorız bence… Anlamadan düzeltmeye çalışmak…

  9. Farklılığı anlayabilmek ne kadar önemliymiş. Bilmeyince dağ gibi büyüyen problemler, kırgınlıklar..

  10. İnsanı kabul edemeyince değiştirmeye çalışıyoruz. Buralarda debelenince ilişkiler de yıpranıyor. Anlamak nasıl da her şeyin başlangıcı…

  11. Hayatta hiçbirşey çözümsüz değildir yeterki bizde çözüm için bir istek, mücadele olsun. Farklılıkları yönetebilmek için doğru soruları bulabilmek, kalibrasyon çok kıymetli😊

  12. İlişkide otorite olmak ne kadar önemli… mesele söz geçirmek mi yoksa ona yön verebilmek mi?
    Su gibi aktı yazı 😍

  13. Doğru tedavi için doğru teşhis gerekir. Tedavi sonuç vermiyorsa, teşhis yanlış yapılmış olabilir. İnsanı tanımak, farklılıklarımızı bilmek doğru sonuçları getirir

  14. İnsan hayattaki bir çok rolünde liderlik etmek zorunda olduğunu fark etmiyor bazen. Anne, baba, öğretmen olmak aynı zamanda yetiştirmek liderlik etmek demek. Bunun için de iyi tanımak ve buna göre bir yol belirlemek gerekiyor

  15. İnsan anlamaya başladığında hem yaklaşımı hem bağı değişiyor.
    Anlamaya çalışmanın, değiştirmeye çalışmaktan ne kadar farklı olduğunu makalede çok net hissediliyor 👏🏻

  16. Çocuk yetiştirirken tanımak çok kıymetli, bir daha geri alınmayacak zamanlar, çocuktaki zayıf ve güçlü tarafları bilip buna göre düzeni sağlamak, ona davranmak ilişkiyi daha sağlam yapıyor

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir