Hayatın içindeki hareketler birbirinden farklıdır. Bazen yavaş, bazen hızlı, bazen ortalama ve bazen de başına “çok” kelimesinin konduğu hareketlerle karşılaşılır. “Çok hızlı” ve “çok yavaş” gibi… Hayatın içindeki hareketlerin hız seviyesi insanların davranışlarında da görülür. Bazı insanlar vardır; konuşurken cümleler koşar, fikirler birbirini sollar. Bazıları da vardır ki; kelimeler ağır ağır gelir ve cümle kurarken hayatı tartarak konuşurlar.
Tıpkı Ece ile Mert gibi…

Ece hızlı düşünür, hızlı konuşur, hızlı yürür, hızlı karar verir. Hareketi, canlılığı çok sever. Yerinde duramayanlardandır. Yemek yerken bile defalarca masadan kalkar.
Mert ise, yavaş konuşur, sakin hareket eder, düşünmeden adım atmaz. Fazla hareketliliği sevmez, kalabalığı sevmez. Sonuç mu? Aynı ilişkide, iki ayrı tempo.
Önceleri Mert’in bu sakinliği Ece’nin ilgisini çekmiş ve bu özelliğini sevmişti. Evlendikten sonra ise kendi ritmine eşinin yetişememesi problem olmuştu. Evlendikleri günden beri “hemen, hadi, çabuk” kelimeleri Ece’nin diline pelesenk olmuştu. Hemen konuşalım, hemen çözelim, hemen çıkalım, hemen hareket edelim istiyordu.
Mert için cevaplar; “Tamam, bir dakika…” cümlesinden ibaret olabiliyordu. Aslında Mert’in her kısa cümlesi birçok detay içeriyordu. “Bir dakika düşüneyim, bir dakika anlayayım, bir dakika duralım.”
Tartışmaları da hep buralardan başlıyordu. Bazen aralarında kırıcı sözler dönebiliyordu.
- Mert, benim söylediklerimi hiç umursamıyorsun. Ne desem geç hareket ediyorsun. Bazen bu yavaşlığına olan kızgınlığımdan gözüm dönüyor.
- Ece, bu sabırsızlığın ve baskıcı tavrın beni çok yıpratıyor.
Oysa gerçek, çok basittir: Biri koşmayı sever, diğeri yürümeyi. Konuşma anları bu farkın en net hissedildiği yerdir. Hızlı konuşan anlatır, anlatırken yaşar. Elleri kolları, mimikleri tüm bedeniyle aktarır. Yavaş olan ise hala ilk cümlenin duygusunu içinden geçiriyordur.
Sonra, birbirlerinin farklılıklarını anlamayan ve tartışan iki insanın klasik replikleri gelir:
- Beni dinlemiyorsun.
- Dinliyorum ama anlattıklarına yetişemiyorum.
Aslında dinleme vardır ama hız farkı anlaşılmayı engeller. Hareketlerde de durum farklı değildir. Bir yere gidileceği zaman hızlı olan ayakkabısını giymiş ve anahtarı alıp çoktan kapının önünde hazır bekler. Yavaş olan hâlâ “Acaba bir hırka alsam mı? Hava nasıl acaba? Sıcaklarsam elime alırım ama bu sefer de bir şey taşımayı sevmiyorum.” diye düşünüyordur.
Hızlı olanlar “Bu insan neden bu kadar yavaş?” diye merak eder. Yavaş olanlar da
“Bu insan neden bu kadar aceleci?” diye düşünür.

İlişkilerde problem hız değildir. Problem, hızın yanlış yorumlanmasıdır.
Hızlı olan, yavaşlığı ilgisizlik sanır. Yavaş olan, hızı tehdit gibi hisseder.
Oysa biri telaşlı değildir, diğeri ise ilgisiz değildir. Sadece ritimleri farklıdır.
Peki, ilişkilerdeki bu hız farkının getirdiği zorluklar ve anlaşmazlıklar ne zaman kolaylaşır? Hızlı olan biraz yavaşlamayı, yavaş olan biraz hızlanmayı öğrendiğinde… İlişki bir yarış olmaktan çıkıp birlikte yürüyüşe dönüştüğünde…
İlişkilerde en güzel denge; aynı yolda, farklı hızlarda da olsa, birlikte kalabilmektir.



65 Responses
Birlitelik için çok güzel bilgiler aldım
İnsan kendini ve karşıdakinin davranış ve düşüncedeki farklılıklarını farkedince birliktelikleri, ilişkileri ve iletişimide dününe göre çok daha iyiye götürür insanı… Bunu öğrenmek o kadar konforlu ki…☘️
Ritimleri farklı çok güzel bir tanımlama olmuş. Gerçekten bazı insanların ritimleri birbirinden farklı ve bu onları birbirinden daha iyi veya daha kötü yapmıyor. Sadece Orta yolda buluşmaları gerekiyor.
Çok güzel bir ifade, evet, bende çok beğendim. Ve kalbimize benzettim. Her insanın değil davranışları, gün içinde yaşadıklarına verdiği kalp ritmi bile farklıyken, nasıl oluyorda insan herkesin kendi gibi davranmasını bekleyebilir ki?
İlk tanıştığında kişi hızlı olunca , yavaş olan kişi ağır abi geliyor ama sonra insanı doğuştan getirdiği özelliklerini bilmediğimizde o yavaşlık problem olabiliyor. Oysaki o bizi gıcık etmek yapmadığını, o bu kişinin özelliği olduğunu bildiğimizde, o ilişkiyi yönetir hale gelebiliyoruz
Ne güzel bir bağ oluyor sonra, hem yönetilen hemde yöneten olunca… Hoşgörü tohumları serpiliyor tek tek yüreklere çok şükür🌱
Çevremizdeki insanlar bazen ne kadar yorucu geliyor. Aynı anne babanın yetiştirdiği çocuklar birbirine benzemiyor. Biri çok hareketli diğeri çok sakin diğeri çok konuşkan. Beş parmağın beşi bir değil diyoruz ama karşımızdakiler farklı bir davranış sergilediğinde bu aklımıza geliyor mu? Hayır.. Hemen kızıp tepkisel oluyoruz bazen de çok umursamaz oluyoruz. Farklılıkların getirdiği zorlukları aşarak ilişkilerimizde dengeye gelebilelim….
Aslında evet, beş parmağın beşi bir değil derken bile, insan kendine ben neden böyleyim diye sorsaydı cevap çok basitti. Ama işte insanoğlu kendini farketmeli ki denge kurabilen olsun. Bu bilgilerle bende yeni dengeler kurabilen olmaya başladım.
İlişkilerde dengeyi sağladığımız zaman mutluluğa ve huzura sahip olabiliyoruz.
Biraz senden, biraz benden…Olması gerektiği gibi…😇
Senden…:)
Benden…:)
Bizden…:)
Ne güzel ifade olmuş, çok haklısınız tüm denge insanın önce kendinin, sonrada karşıdakinin farklılığı odaklanması ile başlıyormuş…
Hızın ilişkide yanlış yorumlanması bölümü nokta atışı olmuş. İnsan ilişkisinde farklılıkların neden olduğunu bilmediğinde karşısındakinin davranışını çok yanlış yorumlayabiliyor. Tartışmalar, kopmalar, küskünlüklerin olduğu bir sürü örnek var hayatımızda.
Hoşgörünün ne demek olduğunu farkı kabul edince anlıyormuş insan…
ilişkilerde çözümün kimin haklı olduğunda değil, birbirimizi nasıl gördüğümüzde saklı olduğunu hatırlatıyor.
Farklılıkların çatışma değil denge kurabileceğini gösteren sakin ve düşündürücü bir yazı. 🤌🏻
Meğerse Çözüm insanın kendindeymiş, göremiyor, duyamıyor, hissedemiyor olmasının… beni kimse anlamıyor diye yaptığı o sitemlerinin… Tek çözümü, kendiydeymiş… farkındalık sağlayanlara teşekkürler…
Hayatın içinde sık karşılaştığımız sorunlardan biri bu, bazılarının yavaşlığına tahammül edemezken diğer kısım da hızdan başı döner ✈️
Anlayınca ve o farkları kabul edince herşey ne güzel de değişiyor🌱🌿🌳
Ama bu kadar hızlı olmana gerek var mı sözünü duyan çoktur. Kızım azıcık yavaş konuş ne anlattıysan anlayamadım 🙂 başka birine de eee cümlenin sonu bugün gelir mi dediklerimiz gibi :)))
Farklılıkları bilmeyince biraz hızlı ol, ya da ne bu hız demek ne kadar anlamsız. Hâlbuki yavaşın hıza, hızlının biraz yavaşlığa ihtiyacı var. Yani birbirimize ihtiyacımızvqr aslında…
Ne güzel ifade, birbirimize ihtiyacımız var demeniz… Gerçekten Biz bizsiz yapamayız🤌
Düşündürücü ve faydalı bir yazı olmuş. İlişkilerimizi düzenlemede ince bir detay. Daha ne gibi incelikler var merak etmedim değil.
Tıpkı nakış nakış insanın önce kendini, sonrada karşıdakini farketmesindeki o ince detaylardaki sır… O sır farkı kabul edince açığa çıkıyor, ne güzel bunu bile farketmek…
Tam da beni anlatılmışım 🙂 Yavaş olmak mı çok zor gelirdi. Yavaşladıkça anladım neler kaçırdığımı. Yavaşla, yaşa, gör ve devam et.
Kesinikle katılıyorum. Oysa insanlar yavaş değilmiş, ben çok hızlıymışım. O hızım onları yavaş göstermiş bana… Ah ben ah… neyse ki farkına varmak bile bir adım🙃☺️
Karşımızdaki kişinin bizden farklı olduğunu bilmediğimizde onu değiştirmeye çalışıyoruz ya da onda bir sorun olduğu düşünebiliyoruz. Hayat bizim için daha zorlu bir hale gelebiliyor. İnsan kendisinden farklı olanın farklı oluşunu kabul edip neden farklı olduğunu öğrendiğinde iletişim ve ilişki kurduğu insana karşı daha anlayışlı ve daha sabırlı yaklaşabilir hale geliyor. Hayat daha kolaylaşıyor, yürüdüğümüz yol güzelleşiyor ve yolda bize eşlik edenlerle daha mutlu, dengeli ilişkiler kurabiliyoruz.
Sakinlik ve sekine geliyor insanın yüreğine… Çünkü o insan seni gıcık etmek için onu yapmıyormuş doğuştan getirdiği mizacı oymuş deyip kabullenince dünya yaşanılır olmaya başlıyormuş
Ritim farklılığı ne güzel ifade, ne güzel anlatmış farklılıkları…
Ritm💓
Tıpkı kalp atış ritmlerininde farklı oluşu gibi…
Herkeste kalp var, benzer büyüklük, benzer renk ve benzer damarlar ile verilmiş. Ama detayda o benzeliklerde bile farklılıklar var.
Ritm💓🤌🫶
Ritim farklılığı güzel olmuş. Ama ilişkide birlikte dans ederek yükselmek için ritim önemli :))
E hayatta da her an farklı bir ritim var ve ona uyumlanmaya çalışmakta güzel☺️
ilişkilerdeki tıkanıklığımızın sebebi bunlar değil mi zaten? karşı tarafın kim olduğunu kabul etmeden nasıl uyumlanabiliriz?
kendimize de sormamız gerekiyor neden bu kadar zıddım bana verilmiş? bende olmayanı kendime kattığımda ilişkimdeki bağı güçlendirebiliyorum.
Herşey o soru ile başlıyormuş?
Kim Kimdir?
Öz soru ise; “BEN KİMİM?”
Oysa önce bu sorunun cevabı doğru verilmeliymiş…
Birbirimizden farklı özelliklerimizi anlamaya başladığımızda ilişkilerimizde yaşadığımız problemleri de anlarız ve doğru çözümler üretmeye başlarız. 💐
İnsan davranışları ile ilgili genel yargılarımız var. İki insanın her zaman aynı hızda ilerlemesi beklenemez. Bazen birisi geri çekilir diğeri öne çıkar, bazen birisi konuşur diğeri susar. Önemli olan birlikte yol alabilmesi, bu durumun geliştirici olmasıdır. Neyin ne zaman gerektiğini bilerek bazen hızlı nın yavaşlaması, bazende yavaşın hızlanması gereken zamanları yönetebilirsek hem ilişkide, hem kişinin kendisin de olumlu dönüşüm gerçekleştirir.
Geçen gün bir arkadaşımla da bu konuyu konuşmuştuk. Eşi ile kendisi de bu tür sorun yaşıyordu.
“Bunun olumlu yönlerini hiç düşündün mü? diye bir soru sordum.
“Bilmem ki, olumlu bir yanı var mıdır ki bu durumun?” dedi.
Bu yazı bana onları hatırlattı. Umarım zamanla farklılıklarını fark edebilirler. 🙂
Ah bu hızlılar! Zorlanıyoruz onlarla ama anlaşınca da hayat onlarla daha kolay!👍
İki ayrı uç olmak değil aslında mesele dengeye gelebilmek…
Emeklerinize sağlık ne güzel ifade etmişsiniz 🙂
Hayatın içerisinde ki ritmi yakalayınca kendimizi çok sesli bir orkestranın için de bulabiliriz🤗
Karşındaki insanın sana yavaş olduğunu hissettirmesi ve sürekli bunu dile getirmesi de motivasyon düşüren bir şey. Bazen ne kadar hızlı olsan da ona yetişemiy0rsun bu sefer kendinde kusur arıyor insan
İnsanın kendini dengeye getirecek ilişkiler kurması ne kadar kıymetli.. Karışımızdakini ve kendimizi tanıyınca ona kızmayı bırakıyoruz hatta minnettar oluyoruz..
Çoğu zaman hızlı oluşumdan memnuniyet duysamda. Bazen bu hız beni yoruyordu. Üstelik yolda beni kendi yavaşlıklarıyla yavaşlatıp yürüyenlerede anlam veremezdim. Hızlı olabilmek bir sorun değil ama gerektiğinde yavaşta olmak gerekiyormuş.
Çok güzel bir tespit gerçekten, teşekkürler. Bana da var olan ilişkilerimde yol gösterecek. Çünkü yavaş olmak benim ilgisizlik olarak adlandırdığım bir durumdu. Aslında öz; yanlış yorumlanmasıymış!
Keşke bu kadar aceleci olmamayı her anlamda başarabiliyor olsak. O zaman her şey daha kolay olacak şüphesiz.
İnsan kendisinin zıttında davrananları anlamaya başlayınca, ilişkilerinde de başarılı olabiliyor.
İnsan kendi tarzı dışındakileri üretim hatası gibi görüyor gerçekten 🙂 Bu farklılığın bir hata değil de bize bir mesaj olduğunu düşündüğümüzde hayat daha kolaylaşıyor sanki. Benden farklı insanlar var ve onlar da bu hayatta büyük başarılar gösterebiliyorlar. Demek ki tek doğru biz değiliz…
Ritimleri farklı olan kişiler birbirilerini uyumsuz olarak görürler. Asıl olan farklılıkları farkedebilmekte.
Ufak veya önemsiz gibi gözükse de.. aslında ilişkileri yönetememe sebebimiz bu ufak detaylar.. Biz yönetemedikçe daha da büyüyor sanki..
Yazınızı okurken Ece’nin aslında çok yakın bir arkadaşım olduğunu fark ettim. Hızı çoğunlukla başımı döndürüyor :)) O hareket ettikçe, izlerken ben yoruluyorum.. :)) Sanırım ben de Mert oluyorum bu durumda. O halde biraz hızlanmalı.. 🙂
İnsanın bu hayatta en çok bacaladığı yer ilişkiler. Ne kadar güzel sadece yalın bir anlatım olmuş. Resmen kalbimi bıraktım 🌺
Aynı ben de ece gibiyken karşımdakileri anlayamıyordum aslında onlara da çok yoruyormuşum kendimi de….
İlişkilerimizdeki denge insanın önce sabretmesi ve sonrada o sürece uyumlu olmasıyla başlıyor. Dolayısıyla insan karşı tarafa “çok yavaş” , çok hızlı vs dediğinde aslında kendine dönüp acaba tamam annem, eşim vs bu kadar yavaş ok, peki ben neden bukadar hızlıyım biraz yavaşlamayı düşünmüyorum diye sorsa, cevabı gelecektir:)
Hızlı ve yavaş olmak gibi detayda takılabiliyoruz ilişkilerimizde. Hakikaten Kim Kimdir? Hakikaten anlamaya çalışmak çok önemli.
Dengede olabilmek ne kadar zor ve önemli…
İnsanlar hızın tanımını kendine göre yaptıkça karşı tarafın hızını anlamsız buluyor. Oysa ki ne çok hızlı ne çok yavaş, farklı hızla aynı yolda yan yana kalabilmek ne kadar kıymetli bir tavsiye.
İnsan bu farkı bilmeyince sorun yaşıyor. “Ben daha yemeğe başlamadan sen bitirdin, şöyle karşılıklı yemek yiyemiyoruz.” diye yakınabiliyor.
Sıkça yaşanan ama anlamlandıramadığımız çok güncel sorunlarımızdan birisi. Aynı evi paylaştıgim kardeşim senin hızın beni yoruyor derken ben de onun işleri ağırdan almasından yoruluyorum. Dengeye gelmediğimiz müddetçe problem de bitmeyecek gibi görünüyor.
Şu küçük gibi görünen bir mesele nerelere varabiliyor aslında. Boşuna yaşanan tatsızlıklar, tartışmalar ve sonuçta ise Aradaki bağın zayıflaması… Bu anlamlı ve kaliteli detaylar içeren yazı için teşekkürler 🙂
Evet tamda böyle oluyor birimiz daha yavaş daha az konuşan diğerimiz bıcır bıcırtamda hayatın içindeki gibi..:)
İnsan kendi neyse hızlı veya yavaş, herkeste zaten öyle olması gerektiğini düşünebiliyor. Başka türlüsü problem veya kişisel bir durum gibi algılayabiliyor bu sefer ilişkiler de sorun başlıyor. Aslında çoğu zaman durum bambaşka olabiliyor…
Yavaş mı iyi hızlı mı sorusuyla oyalanmak yerine yavaşsam hızlanmayı hızlıysam yavaşlamayı tercih etmeliyim demek ki.
Yavaş, hızlıyı tanımlayınca çok zorlanıyor.
Hızlı da yavaşı tanımlayınca çok rahatsız oluyor.
Ama tanımaya başlayınca kim hızlı kim yavaş… Yumuşacık oluyor insan 🙂
Ilişkilerin temelindeki problemler aslında birbirini yeterince tanımamaktan kaynaklanmıyor mu?
Sebepleri öğrendiginde insan daha da güçlenecektir.
Ece ve Mert örneği üzerinden, aslında pek çok çiftin yaşadığı ama adını koyamadığı bir sorunu anlatıyor. Kabullerimizi artırıp dengeye gelebilmek dileğiyle…🌸☺️
İnsanlar arasındaki farklılıkların bu kadar belirgin olabileceği daha önce hiç aklıma gelmezdi…
Hayat nasıl da dengelenmemiz için insanlar çıkarıyor karşımıza.
Bu makaleyi tekrardan okumak istedim… Bazen bir yazı okırsunuz ve cevabı orada bulursunuz ya.
Asıl problem ritmi anlamaya çalışmamak farklılıklarımızın sebebini bilmemek. İşte insan bildiğinde ilişkilerde ki problemler ortadan kalkmaya başlıyor.
Davranışlardan ve farklılıklardan ziyade nedenlerini merak ediyor olmak süreci deşifre etmeyi ve uyumlanmayı sağlıyor. Uyum çok büyük konfor doğrusu🍃
Beni dinlemiyorsun… Dinliyorum ama yetişemiyorum…. Ahh… Ah…