İYİ Kİ…

Fatma, bir yayın dağıtım şirketinde yönetici asistanı olarak çalışıyordu. Çalışmaya başlayalı henüz iki ay olmuştu. Çalıştığı ortama bir türlü ısınamamıştı ve kendisini oraya ait hissedemiyordu. Bu uyum sorunu aslında ilk günden başlamıştı.Ofise geldiği ilk gün; ortamın soğuk dekorasyonundan hoşlanmamıştı. Mekân, sadece bej ve gri renklerle boyanmıştı. Masalar ve halıların renkleri aynıydı. Ortamın soğukluğu ve sessizliği canını sıkmıştı.“Kimse müzik dinlemez mi burada? Birkaç tablo ofise ne güzel renk katardı. Masaların üzerinde renkli çiçekler ve vazolar ne hoş görünürdü oysa…” diye içinden geçirmişti. Ama aylarca iş aramıştı ve bu nedenlerden dolayı işinden vazgeçemezdi.Aradan iki ay geçmesine rağmen kendisini daha iyi hissedememişti. Saatine sık sık bakar ve “Mesai bitimine daha çok var!” diyerek yakınırdı. Şirket şehir merkezine 50 kilometre uzaktaydı. Bu uzaklık da onu yoruyor ve sıkıyordu. Bir an önce işten çıkmak ve şehir merkezindeki canlı hayata gitmek istiyordu.Diğer çalışanların bu ortama nasıl katlandığını anlamıyordu. Zaman işyerinde çok yavaş ilerliyordu. “Bir saat elli dakika sonra bitecek.“ diyerek kendini rahatlatıyordu. Fakat bu duruma karşı sabrı çok uzun sürmedi ve yardım istemeye karar verdi.İnsan Kaynakları Müdürü Erden Bey’e durumunu anlattı. Bu şekilde devam etmekte zorlandığını söyledi. Ardından “Siz ne tavsiye edersiniz?” diye sordu. Erden Bey gülümseyerek cevap verdi.-          Fatma öncelikle samimiyetin için teşekkür ederim. Benden yardım istemen doğru bir adım olmuş. İş hayatına yeni başladın ve karşılaştığın farklılıklar seni zorluyor. Buradaki düzen senin canlı ve hareketli mizacına uygun olmayabilir. İstifa etme fikri bile şuan sıcak gelebilir. Ben bir süre daha sabretmeni ve işine devam etmeni tavsiye ederim. Çünkü sana farklı ve sıkıcı gelen bu sistemden öğreneceğin çok şey var.

“Öğreneceğin çok şey var.” cümlesi onu çok etkilemişti ve tüm gün zihninde tekrar etmişti. Okuldan mezun olduğunda, her şeyi bildiğini zannediyordu.  Aslında hayatın kendisi bir okuldu ve öğretmeye devam ediyordu.

Fatma, işe devam etmeye karar verdi. Bu süre içerisinde zorlandığı yerlere dikkat etti. Mekânın atmosferi onun için ilk koşul olmamalıydı. “Bu şartlar altında en iyi ne yapabilirim?” diye düşündü. Kendi masasına renkli çiçekler koydu ve duvarına ufak tablolar yerleştirdi. Sistemli çalışmanın sıkıcılığını değil, kaliteyi arttıran tarzına odaklandı. Kurallara uymaya, düzenli çalışmaya gayret etti. Motivasyonu giderek daha da artmaya başladı. Hayatını daha organize bir şekilde yönetmeye başladı.

Elbette şirket çalışanları da Fatma’nın neşesinden ve yaşam enerjisinden etkilenmişlerdi. Fatma sayesinde onlarda da belirgin değişiklikler olmaya başladı. Doğum günleri ve diğer özel günlerle ilgili hediyeleri Fatma’nın organize etmesi istendi. Artık sadece eski Fatma kadar değildi. Kendisinde olmayan özellikleri geliştirerek daha olgun ve güçlü birine dönüştüğünün farkındaydı. Bu haliyle kendini çok daha iyi hissediyordu. İş yerinde başarılı işlere imza atmaya başlamıştı. “İyi ki o zaman işten ayrılmamışım ve farklılıklara uyumlanıp öğrenmeyi seçmişim.” diyerek kendisiyle gurur duyuyordu.  

“İyi ki…” ile başlanılan cümleler insana doğru seçimleri anlatır.

Hayatından memnun ve teşekkürü olan izler bıraktığını vurgular. “İyi ki…” diyebilmek ve doğru seçimler için insanın hayata kendi penceresinden bakması yetmez. Yapmakta zorlandığı kısımlar onu daha ileriye götürecek basamaklardır. Buda insanın kendinde olmayan ve yaptığında iyi gelecek zıt özellikleri katmasıyla olur. Böylelikle “İyi ki pes etmemişim… İyi ki devam etmişim… İyi ki takılmamışım…” cümlelerini hayatında çoğaltır.

Loading spinner

7 Responses

  1. “İyi ki “ ne güzel bir kelime … düşündüm tarttım olumlu, olumuz yönlerine baktım ve en iyisinin aslında bu olduğunu gördüm💕kalbimi bıraktım bu yazıya …

  2. Bazı insanlar hayatımıza huzur vermek için, bazıları ise sınırlarımızı genişletmek için gelir. 😉👏🏻

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir