Spora başlarda her gün gidip, sonra “Vücudum alışamadı.” diyerek bırakanlardan mısın?
Yoksa spora sadece üç seans gidip, sonra “Spor benim hayat tarzım.” diyenlerden misin?
Başlamak harekete geçmektir; devam ettirmek ise disiplin işidir. İkisini birden yapabilen kişi, kendine karakter katmış olur.
Bazı insanlar için bir işe başlamak kolaydır. Hızlıca başlar ama o işi sürdürmekte zorlanırlar. Onlar için önemli olan hemen işe koyulmaktır. Hayat onlara bir fragman gibi gelir. Kitabın tamamını okumaktansa, özetinden de konu anlaşılabilir. Bu yüzden hızlı ama eksik öğrenir, biraz yüzeysel kalabilirler. Ama hayatın içinde pratiktirler ve keyifle yaşarlar. Onlar için dinlemek, hızlarını kesen bir engel gibidir. Daha söz bitmeden “Anladım, gayet kolaymış!” der ve hemen yola koyulurlar. Farklı bir menemen tarifini duysalar; “Tamam, domates ve biber işte!“ deyip tavayı hemen ocağa koyarlar. Bir eksik çıksa bile “Yok canım, neyse olur öyle…” demek onların doğasındandır.
Bazıları için de başlamak zor, devam ettirmek kolaydır. Yeni duruma adapte olmakta zorlanırlar. Bu yüzden her işe hemen başlayamazlar. Düşünür, araştırır, planlar; sonra uygulamaya geçerler. İşin sonunu zihninde tam olarak görmeden adım atamazlar. Başladıkları zaman da devam ettirir, işi yarıda bırakmazlar. Sadece iş öğrenmezler; zamanla işin kendisi olurlar. Dolayısıyla ne yapacaklarını değil, neden yapacaklarını bilmek isterler.
“Başlamak bitirmenin yarısıdır.” denir. Peki, o zaman diğer yarısı nedir?
Cevabını bu öyküde aramaya ne dersin?
Şirketin yönetim katına gergin bir hava hâkimdi. Genel müdür, masaya yeni dönüşüm projesini bıraktı ve sorusunu yöneltti: “Beyler, bu proje pazartesiye kadar detaylarıyla bitmeli. Şimdi karar verin, kimler çalışıyor?”
Selim, daha dosya masaya konar konmaz elini kaldırdı. Gözlerinde o bildik, sabırsız bakış vardı. “Ben hallederim, hiç sorun değil. Kafamda bir şeyler oluştu bile. Yarın akşama masada hazır bilin.”
Kerem ise dosyayı eline aldı, sayfaları tek tek çevirdi. Yüzünde derin bir düşünce ifadesi belirginleşti. “Bir saniye Selim, kuralları incelememiz lazım. Ayrıca bu dönüşüm eski projemizle bağlantılı olacak mı? Müşterinin beklentisi tam olarak ne? Bunları anlamadan ilerlemek riskli olur.”
Selim güldü, Kerem’in omzuna vurdu. “Aman Kerem, yine başladın detaylarla. Bir başlayalım, sonra detaylara bakarız. Önemli olan başlamak, motoru çalıştırmak. Haydi hızlanalım, ben başladım bile!”
İkinci gün Selim’in ofisinde müzik açıktı, masası dosyalarla doluydu. Öğle yemeğine çıkmadan otuz sayfalık sunumu hazırladı. Odasına gelen herkese; “Bitti sayılır, iyi iş çıkardık.” diyordu. Ama sayfalara bakıldığında rakamlar yuvarlanmıştı. Kilit yerler, “Buraya daha sonra bakılacak…” notuyla geçilmişti. Araya konulan grafikler ise sadece görsel amaçlıydı.

Kerem’in odasında ise derin bir sessizlik vardı. Dosyaların içine gömülmüş, tüm sayfaları kelime kelime inceliyordu. Konuyu ve istenilenleri çok iyi anlaması gerekiyordu. Böylelikle hata payını olabildiğince en aza indirecekti. Sadece birkaç not almıştı. Dışarıdan bakıldığında çok iç açıcı değildi. Şefi yanından geçerken sordu: “İlerleme yok gibi, henüz başlayamadın mı Kerem?”Kerem gözlerini dosyadan kaldırmadan cevap verdi: “Bir tohumu ekmeden önce neye ihtiyacı olduğunu hesaplamak gerekir. Bir kez ektikten sonra onun kök salmasını beklemek gerekir. Bu yüzden riskleri analiz etmeden kodları yazamam.”
Pazartesi toplantısından önce son düzenlemeler yapılıyordu. Selim’in ilk günkü heyecanı kalmamıştı. Dosyada çıkan hatalar ve teknik sorunlar canını sıkmıştı. “Of, çok sıkıldım bu işten. Sürekli aynı detaylar, sürekli düzeltmeler… Bu kadarı yeterli değil mi? Artık yeni bir projeye geçsek mi?” Selim işin büyük kısmını yaptığını düşünüyordu. Ama kalan son bölüm ona dağ gibi geliyordu.
Kerem ise ofise yorgun geldi ama dosya sunuma hazırdı. İşe geç başlamasına rağmen bitirmişti. “Tüm sorunları çözdüm, risk oluşturabilecek açıkları kapattım. Sistemi kurma aşamasına geçebiliriz artık.” dedi.
Genel müdür dosyaları inceledikten sonra Selim’e döndü: “Harika bir şekilde işi başlattın, bizi de heyecanlandırdın. Ama dosyada eksik kısımlar var. Hataların üzerinden geçilmemiş, detaylara yeterince inememişsin. Projenin kuralları anlatılırken ‘Anladım’ dediğin anda dinlemeyi bıraktın. Ancak ortaya attığın fikirle süreci çok iyi başlattın. Başlamak senin için heyecan verici ve bu yüzden motoru güzel çalıştırdın. Ama devam ettirmekte zorlanıyorsun ve durum zamanla zorlaşıyor.”
Sonra Kerem’e döndü: “Sen ise başlamakta zorlandın, hatta direndin ve bizi de epey beklettin. Senin için başlamak, o işin sorumluluğunu sonuna kadar omuzlamaktı. Ama başladığında bir daha arkamıza bakmamıza gerek kalmadı. İşin başı değil ama sonu tam olması gerektiği gibi. İkinizin ortak çalışması ile proje hayat bulacak.”
Ofiste gerginliğin yerini sakinlik almıştı. Son bir toparlanma ile proje tamamlanmış olacaktı.
Başlamak insanın kendini harekete geçirmesidir. Ama o başlangıcın devamı için emek yoksa işler yarım kalır. Hayat, yarım kalmış projeler ve başlanamamış harika fikirlerle dolup taşar.
En iyi projeyi ya da en lezzetli yemeği mi yapmak istiyorsun?
O zaman Selim’in heyecanıyla Kerem’in istikrarını birleştirmeye ihtiyaç var.
Dünya Selim’ler sayesinde hareket eder, Kerem’ler sayesinde ayakta kalır.
İnsan bu zıt özellikleri kendinde geliştirdiğinde hikayeler yazabilir.



28 Responses
Varım 🙂
Bir işte başarılı olmak için Selim’in heyecanıyla Kerem’in istikrarını gerekiyor.. Başlamak ve sonuca götürmek bu da ancak karakter katmayla mümkün gibi😊
Hep “başlamak” konuşulur ama asıl başarının istikrarla geldiğini çok güzel anlatmışsınız. Selim ve Kerem karakterleriyle insan kendinden mutlaka bir parça buluyor. 🌻
Başaramadığımızda neden olduğunu bilmek ne kadar kıymetli…
Her iş hakkıyla başlatılmayı ve tamamlanmayı hak eder. Böylelikle dünyada yapılacak ne iyi işler var değil mi 🙂
Dünya Selim’ler sayesinde hareket eder, Kerem’ler sayesinde ayakta kalır.👍👍👍
Evet, her ikisinden de lazım 🙂
Selimin heyecanı Keremin istikrarı lazım bize☺️ insanada eksik olan yanı hemen yabındakilerde gösteriliyor. Bazen kardeş, iş arkadaşında.. yeter ki anla ve kendine kat
Gerçek başarı doğru motivasyonda gizli…
Kendimizi tanıdığımızda nasıl motive edeceğimizi de biliyoruz aslında. Doğru motivasyon ve tabi istikrar en güzel başarı anahtarı…
Devam devam devam, yarıda bırakmaz olmaz 🙂
🙌🏻🙌🏻👏
Kalbimi bıraktım
Kendime not: Heyecanla başla istikrarla devam ettir ;))
İkisi bir arada müthiş… 👌
Evvet 🙂
Ne Güzel bir not…
İnsan kendisine daha güzel bir not yazamazdı….
“Başlamak başarmanın yarısıdır” denir. Kalan yarısı ise devam ettirmek.
Aslında en zor olan kısmı da devam ettirmek…
İyi bir motivasyon ve başarılı sonuca giden enerji… Varım ben de …
bir işi ekip ruhuyla başarmak içinde farklılıklara ihtiyaç var.
Kimi başlamakta zorlanmıyor yüksek motivasyonu oluyor, fırsat denince yerinde duramıyor, kimi de aynı işi yıllarca bikmadan usanmadan aynı motivasyon ile yapabiliyor, çeşit çeşit işler…
Bir işe başlamak da sürdürmek de insanın yaratılış özelliklerini öğrendikçe daha derin anlam kazanıyor🙂
Evet varım ama ben de aynı Kerem gibiyim. Nasıl Selim gibi motivasyonla başlayabilirim?
Bir işe başlayabilmek ne kadar kıymetliyse devam edebilmekte o kadar kıymetli.
İnsanı hedefe götüren bu ikisinin de olması tabii😍
Yeter ki doğru ekibin içinde olalım ve ona uyumlanalım…