GÖRÜNMEZ BAVUL

Hayatın içinde sürekli farklı farklı şeyler yaşarız. Acı, tatlı, mutlu veya hüzünlü anlarımız olur. Bazen sevinir, bazen üzülür, bazen de endişeleniriz. Yaşadığımız olayların bizde oluşturduğu duygular vardır. Zamanla bunları fark eder ve bir şeyler öğreniriz. Bunlar küçücük şeyler olabileceği gibi bazen de büyük şeylerdir.

Hayatın öğretme şekli oldukça çeşitlidir. Öğrenme yolculuğunu başlatan şey de yaşadıklarımızın içinden fark ettiklerimizdir.

Hatırlıyorum da; ilkokul arkadaşımın defteri rengârenk kalemlerle yazılıydı. Defterime kenar süsünün nasıl yapıldığını ondan öğrenmiştim. Bir diğer arkadaşımın defterindeki yazı ise inci gibi diziliydi. “O kadar küçük ve düzenli yazmayı nasıl becerebiliyor?” diye düşünürdüm. Yazımı hep onunkine benzetmeye çalışırdım. Hiçbir zaman onunki gibi yazmayı başaramadım. Ancak kendime göre eskisinden daha iyi yazabildim.

Halamın kuru patlıcan dolmasını yediğimizde tadı damağımızda kalırdı. Annemin pilavı, anneannemin ise yöresel yemekleri meşhurdu. Annemden pilavı, halamdan dolmayı ve anneannemden ekşili çorba yapmayı öğrendim.

Yengem, oldum olası çok güzel örgüler örerdi. Küçükken, kuzenimle bana tığ ile zincir çekmeyi öğretmişti. Bir süre sonra şal ve bereler örmeye başladık. Lisede taktığım rengarenk şal ve berelerle anılır oldum. “Ne güzel bereler, bunları nereden buluyorsun?” diye sorarlardı.

Dedemin eski eşyalara merakı vardı. Bir gramofonu ve çok sayıda plağı vardı. Gramofonuna plak takıp dinlerken; eski eşyaları temizler ve onarırdı. Eşyaları onardıktan sonra evin en nadide parçası haline getirirdi. Eski şeylerin onarıldığında yenilerinden bile güzel olabileceğini dedemden öğrendim.

Annem giyim kuşamına çok dikkat ederdi. Desenli fularları herkes tarafından dikkat çekerdi. Çekmecesindeki rengarenk fularlara hayran kalırdım. Kıyafetinin uyumunu çantasına veya bileğine bağladığı fular ile tamamlardı. Ben de kıyafetlerimi bir aksesuarla güzelleştirmeyi annemden öğrendim.

Komşumuz Adile teyze çok güzel telkâri yapardı. Zaman zaman Adile teyzeye gidip onu izlerdim. Bir yandan telkâri yapar, bir yandan da nasıl yapıldığını anlatırdı. Bazen bana da küçük küçük denemeler yaptırırdı. Güzel şeyleri ortaya çıkarmak için sabırlı olmak gerektiğini öğrendim.  Adile teyze hem sabrı öğretti hem de beni yüreklendirdi.

Herkesin hayat yolculuğunda yanında taşıdığı görünmez bir bavulu vardır. Bavulun içi, karşılaşılan olumlu ve olumsuz olaylardan öğrendikleriyle doludur. Zor bir durumla karşılaştığında mutlaka işe yarayacak şeyler bulunur. Nereye giderse gitsin, kaç yaşına gelirse gelsin sürekli yanındadır.

Bu bavul; kişinin geçmişinden getirdiği ve geleceğini tasarlamasına yardımcı olan bir bavuldur. Bazen bu bavuldakiler birleşir ona bir meslek olur. Bazen onu iyi bir eş, iyi bir anne ya da iyi bir işveren yapar.

İnsanın hayatındaki en değerli şeyi o bavulu, yani öğrendikleridir.

Öğrendiklerim; geçmişten taşıdığım, değerli görünmez bavulum…

Peki ya senin bavulun nelerle dolu?

Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir