Songül ve Nurgül, yedi çocuklu kalabalık bir ailede büyümüşlerdi. Nurgül ailenin ikinci, Songül ise beşinci çocuğuydu. Diğer kardeşlere göre Songül ve Nurgül birbirlerine daha yakındılar. İkisi de birbirini çok sever, hiç ayrılmak istemezlerdi. Ayrılamazlar ama sürekli tartışmaktan da geri durmazlardı. Tartışmalarının sebebi çoğunlukla farklı tercihlerinin olmasıydı. Kıyafet seçimi, yemek, ev düzeni ve daha birçok şey… Çoğu konularda zevkleri birbirlerinden farklıydı. Aradan yıllar geçmiş artık kırklı yaşlara gelmişlerdi. Fakat aralarındaki tartışmaların nedeni hala benzer sebeplerdendi.
Bayram alışverişi için çocuklarına ve kendilerine kıyafet bakmaya çıktılar. Songül’ün tercihleri genelde renkli şeyler olurdu. O, adeta baharda açan çiçekler gibi neşeli ve canlıydı. Doğanın en parlak tonlarını üzerinde görmek isterdi. Nurgül ise daha sade şeyler tercih eder ve canlı renklerden pek hoşlanmazdı. Toprak gibi sade tonlar ona daha asil gelirdi. Durgun ve sade şeylerden keyif alırdı.
Songül mağazada pembe bir etek gördü. Fıstık yeşili bir bluzla onu eşleştirdi. Nurgül ise derin bir iç çekti. Kardeşine sonbahar yapraklarını hatırlatan elbiseler göstererek:
— Songülcüğüm, sen ne zaman daha sade olacaksın kardeşim? Artık küçük değilsin, kaç yaşına geldin. Toprak gibi, gece gibi asil renkleri tercih etmelisin. Siyah ve kahverengi doğanın kökleridir. Bu asil renkler sana da çok yakışır.
— Ne yani, kırk yaşına geldim diye solacak mıyım? Ben doğanın tüm renklerini üstümde taşırım. Güneş gibi parlamak benim en doğal hakkım. Bence senin için iyice geçmiş. Zaten bir türlü sevemedin renkli şeyleri. Çocuklara bile koyu kıyafetler giydiriyorsun.

Farklılıklar Dünyayı Güzelleştirir
Söylenerek beraber bir parkın kenarından geçtiler. O sırada gökyüzünde bir gökkuşağı belirdi. Altında ise devasa kahverengi dağlar uzanıyordu. Doğa tüm renklerini bir arada sunuyordu. Ne kahverengi çirkindi ne de pembe yoruyordu.. İki kardeş durup bu manzarayı izledi. Az önce renklerle ilgili tartışmışlardı. Şimdi ise doğa onlar cevap veriyordu. Doğanın renk cümbüşüne şahit oluyorlardı. Gökkuşağı kaybolana dek izlediler, ara ara anlamlı bakıştılar.
Sonra yanlarından geçen kedilere gözleri takıldı. Biri “Desenlerindeki güzelliklere bak.” dedi. Gri ve siyah tonunda olan kedi sakin sakin yürüyordu. Hemen yanına gelip ona sataşan diğer kediyi fark ettiler. Diğeri; “Şunun tüylerinin dokusu ve sarısının tonu nasıl da güzel.” dedi. “Bizim gibi farklılar ama ayrı güzellikleri var.” diye düşündüler. Farklılıkların dünyayı güzelleştirdiğini o an anladılar. Nurgül:
— Düşünsene doğada her şey kahverengi ı ya da pembe olsaydı…
— Çok haklısın, çok yorucu ve sıkıcı olurdu. Peyniri çok severim ama sadece peynir yemek zorunda olsaydık? Başka hiçbir yiyecek olmasaydı nasıl zorlanırdık?
Nurgül kardeşinin renkli dünyasına gülümsedi. Songül ise sadeliğin asaletine hak verdi.
İnsan, hayatın genelinde benzerliklere yakınlaşsa da farklılıkları sever. Her gün aynı kıyafeti giymek istemez. Her gün aynı yemeği yemek istemez. Hep aynı yere gezmeye gitmek istemez. Ancak insan, çevresindeki kişilerin farklılıklarına tahammül etmekte zorlanır. Etrafındakiler de kendisi gibi olsun ister. Kendisine benzeyenlerle ilişki kurmak ister ve farklı olana sabredemez. Farklılıklar anlaşılmadığında ilişkilerde sorun çıkmaya başlar.
Oysaki insan, farklılıkları anlayıp kabullendiğinde ilişkileri yönetebilen olur. İnsanları tanımak için davranışlarının arkasında yatan sebepleri anlamak önemlidir. İşte bu insanı ilişkilerde üst seviyelere taşır. Doğru ilişkiler insanın mutluluğuna veya başarısına kapı aralar.



27 Responses
Farklılıklar doğanın içinde sırt sırta ve güzelliğini sunuyor. İnsan farklılıkları kabul ettiğinde o renklerle boyanabiliyor, güzelleşebiliyor.
Doğru ilişkiler için insanı tanımak olmazsa olmaz…
O kadar hayatın içinden bir yere denk geldi ki 🙈 umarım farklılıklarımızi koruyabilir ve diğer farklılıklari kabul edebiliriz 🌸
👍
❣️
Bu hayatta bazılarımız gökkuşağı, bazılarımız dağ, taş toprak… Hepimiz aynı göğün altında birleştiğimizde daha güzel oluyoruz.
Etrafımızdaki kişilerin farklı olan yönlerini anlayabildiğizde ilişkilerimiz daha yönetebilir olmaz mı?
Hem iyi yönetilen hemde iyi yöneten olmak, bunu kim istemez? Bunu herkes ister… Ozaman farkı farkedip kabul etmekle başlayalım mı?😊🙋🏻♀️🌿⛓️💥⛓️
Yer ve göğün arasındaki tüm güzelliklere bakınca ne kadar birbirinden farklı ama ne kadar da uyumlu. İyi ki de böyle demekten alamıyor insan kendini. Daha iyisi olamazdı zaten sanırım.
Kesinlikle daha iyi ve tadından yenmez bir boyuta ulaşabilir 🏵️
Her yere aynı kıyafetle gidilseydi? Okula önlükle düğüne önlükle işe önlükle. Ne anlam kalırdır ne netlik. Farklılıklar sayesinde bir bütün oluşuyor aslında.
Songül ile Nurgül farklılıkları anlayıp kabul ederek doğruyu yakalamışlar
Darısı bize ve tüm insanlığa🤸🏻♀️🧘♀️🌸😇🫠🥲
İnsan bazen en çok sevdiği kişilerle en çok tartışıyor. Sanırım bunun nedeni birbirimizi kendimize benzetmeye çalışmamız. 😉
👍
İnsan her ne kadar başta farklılıklara dirense de sonrasında bu farklılıklar hayatına girdikçe ne kadar yerinde olduğunu anlıyor…
Doğa hiç bir rengi reddetmiyor o zaman insanda ondan farklı olan kim varsa acaba bende olmayan neyi göstermeye geldi diye bakması gerekmez mi?
Doğa her an bizimle konuşuyor, peki insanoğlu neden dinlemiyor?
Doğaya bakınca her şey daha anlamlı.. o zaman seyredwlim:)
Renkler güzeldir ☺️🎨
Hem farklı olmayı isteriz ancak farklı olanı da kabul etmekte zorlanırız…
Kabullen,Uyumlan,Farkı farket 🌸Formülü bu galiba…
Gerçekten de doğada ki çeşitlilik ve uyum ne kadar güzel 💓
Kendi gibi düşünen, kendi gibi yaşayanlarla insan ne kadar gelişip hayatta yol alabilir ki?
İnsan farklılığı kabul ettiğinde hayat kolaylaşıyor ve güzelleşiyor. Diğer türlüsü hayatı kendine ve karşındakilere zehir etmek oluyor malesef
Seninle sevdiğimiz şeyler aynı olmayabilir. Ama amacımız bir ise hedefimiz aynı ise neyi sevdiğinin bir önemi yok ki 🤷♀️
Farklılıklar dünyayı güzelleştirir.👌