YİNE Mİ SEN?

Gözleri, yağmurun cama vuran damlalarına takılmıştı. Zihni yapacağı işlerin detaylarıyla meşguldü. Masasının bir köşesindeki çayını yudumladı ve soğuduğunu o an fark etti. O çayı bir türlü sıcak içemezdi.

Leyla, işleri konusunda çok titizdi. Kendisine verilen görevi en iyi şekilde yapmaya çalışırdı. Detaylarla ince ince uğraşmayı iyi bilirdi. Ancak bazen çok oyalanır, bu detaylarda kaybolur giderdi. Yine bir işin detaylarına takılmıştı. Kendi kendine söylendi;

“İşi en iyi şekilde yapayım derken zaman nasıl geçti anlayamadım. Sedef olsa çoktan bitirmişti bu işleri. Tabi bir sürü hata ile…”

Leyla ve Sedef aynı departmanda bir ekip olarak çalışıyordu. Sedef iş konusunda Leyla’ya göre daha pratik ve hızlıydı. Hem işini yapar, hem de ortamdaki muhabbete dahil olabilirdi. Leyla ise elindeki iş bitmeden asla başka bir işe başlayamazdı. Leyla kendi kendine söylenmeye devam etti;

“Ama Sedef’in yaptığı işi de biliyoruz tabi. Ben de öyle çalışsam hemen bitiririm. O benim gibi detay detay bakmıyor ki… Hep böyle rahat tipler de beni bulur zaten.”

O an Sedef gibilere sık sık denk geldiğini fark etti. İlkokulda sıra arkadaşı, lisede kankası, üniversite yurdundaki oda arkadaşı… Şimdi de iş arkadaşı… Hayatına benzer özellikteki insanları çektiğini fark etti. Sanki aynı kişi farklı bedenlere bürünerek Leyla’nın karşısına çıkıyordu. Leyla içinden şu cümleyi kurdu; “Yine mi sen?”

“Bu, hayatın bana bir mesajı mı acaba? Bu kadar sık tekrar ettiğine göre…” diye düşündü.

Leyla, ilişkilerine iyi tarafından bakmayı denedi. Kendisinde ne eksikse, Sedef’te fazlası vardı. Onda olmayanlar da kendisinde mevcuttu. “Biz ticarette ortak olsak uçar gideriz. Bendeki disiplin ve düzen, Sedef’teki pratik zeka ve hız!” Hayaller alemine dalan Leyla, Sedef’in sesi ile irkildi.

– Leyla ben bu dosyadaki tarihleri yanlış mı yazmışım?

Leyla ortaklık fikrinden hemen vazgeçti. “Şimdilik aynı departmanda çalışsak yeterli.” diye gülümseyerek mırıldandı.

– Olabilir Sedef, tekrar bir kontrol et istersen.

Teşekkür ederim Leyla, sen olmasan bu hataları göremezdim. Dikkatin bizi yine kurtardı.

–  Yaa, rica ederim, öyle mi düşünüyorsun gerçekten?

Leyla bir an duraksadı. Sedef’ten böyle bir cevap beklemiyordu.  Gülümseyerek ekledi:

– Senin de payın büyük Sedefciğim. Sen olmasan bu rapor bugüne yetişmezdi.

Sedef hemen espriyle karşılık verdi:

– Biz aslında iyi bir takımız da sanırım pek farkında değiliz.

İnsan, kendinden farklı kişilerle bir arada olmakta zorlanır. Oysa hayat, insanla-birileri aracılığıyla-sürekli konuşur. Yapıp ettiklerinin doğru veya yanlış olduğuyla ilgili işaretler gönderir. Başkalarının hoşuna gitmeyen davranışları aslında onu zorlamak için değildir.  Sadece o kişinin hayata bakışı ondan daha farklıdır. Öyle ki onu zorlayan davranışlar, başkasını hiç rahatsız etmeyebilir. Peki, insan neden o kişiye karşı böyle hisseder? Belki de o farklı davranışlardan kendi hayatına katacağı şeyler olabilir mi?

İnsanın onda olmayan farklılığı, kendine katmaya ihtiyacı vardır.  

Bu farkı kendine katmadığında benzer kişilerle karşılaşmaya devam eder. Mesajı doğru anlayamazsa, sadece isimler değişir ancak kişiler benzerdir. Her öykünün sonunda; “Böyle tipler de hep beni bulur.” demek zorunda kalır. 

İnsan nerelerde aşırılaştıysa tam zıddı özellikte olanlar etrafını sarar. Çünkü hayat insanı dengeye getirmek ister. İnsan zıddındakine uyumlandığında kendini geliştirebilir. Mesele konfor alanından çıkabilmek ve kendini bir miktar zorlayabilmekten geçer.  

Loading spinner

33 Responses

  1. Ne kadar kaçmaya çalışırsak çalışalım kendimizden farklımız ile mutlaka yollamız kesişiyor. Kaçsak da elbette yakalanacağımız bir sobelemece ☺️

      1. Kesinlikle katılıyorum. Bazen acı bir şekilde öğrenmek zorunda da kalabiliyoruz. Bu yüzden iyi ki farklılıkların sebebini öğrenmişiz.

  2. Hayatın içerisinde hepimizin bir şekilde karşılaştığı bir durum. Problem diye anlattıklarımızın çoğu problem çözme becerimizi geliştirmek için varlar 🤗

  3. İnsan kendi gibi düşünenlerle olmayı konfor alanı zannediyor. Bu yanılgıya sürekli zıddı kişilerle uğraşırken düşüyor hem de… Oysa zıtlıkların uyumu maksimum verimi getirir.

  4. Hayatın bir mesajı olabilir mi? Doğru soru doğru cevaba götürüyor ne güzel farkedebilenlere…

  5. “İnsan nerelerde aşırılaştıysa tam zıddı özellikte olanlar etrafını sarar. Çünkü hayat insanı dengeye getirmek ister.” Çoğu zaman sorduğumuz “neden bu insanlarla karşılaşıyorum?” sorusunun cevabı işte …

  6. Zıttı olanlara gıcık oluyor ama dengeye gelebilmenin yolu da zıttında olanı katmaktan geçiyor😊

  7. İnsan farkı fark etmeye başladığında ”Yine mi?” leri ne kadar da azalmaya ve anlamlanmaya başlıyor …

  8. Birlikte mesai yaptığımız insanlardan olumlu yönlerine dair deneyim transferi yapabilsek hayat ne kadar da konforlu hale gelir 🍃

    1. Gıcık olduğumuz tiplerden alacağımız bir şeyler var diye baktığımızda gıcıklık da gidiyor sanki 🙂

  9. Mesele karşı taraf değil, bizim öğrenmemiz gereken şeyler aslında. İnsan direnmek yerine anlamaya başladığında her şeyin yeri değişiyor. Sade ama derin bir yazı 👍🏻👏🏻

  10. Aynı kişiler beni buluyor ben de kendimi geliştirmemişim demek oluyor. Öğrenmeye devam,hayat devam ediyor:)

  11. İnsan kendini neden zorlamak istemez? Kolaya kaçma eğilimindeyiz sanki… Ama bir bilsek zor olanı yaptığımızda değişecek olayları…

  12. Hayat bir şekilde öğrenmen için burnunun dibine kadar getiriyor problemi…Zıttındakine uyumlandığımızda kendimizi geliştiriyoruz.

  13. hayat insanı dengeye getirmek ister, dengeye gelinmeyen her süreçte de şikayetler başlar. Dengeye gelmek için kişi kendi önünden çekilmeli o zaman, çünkü engeli kendisi..

    Dengeye gelmek ümidiyle🌦☘️

  14. Hasta kişi ilaç için çırpınıp sürekli bir arayış içindeyken aslında kendi şifasının kapısının önündeki bitkide olması gibi.

  15. Bazen de “-benim iyi olmadığım konularda bu kişi daha iyi” diyerek yanımızdan ayırmadıklarımız var 🙂

  16. Doğru soru belki de “Kendimle ilgili gözümden kaçan ne gibi şeyler var?” olabilir. O zaman karşısındaki insanın “gıcık” değil bu sorunun cevabı olduğunu anlar 😉

  17. İnsan kendisinden farklı biri ile iletişim ve ilişki kurmaya bir miktar kendini zorladığında olumlu anlamda kendisine yeni özellikler katabilir…

  18. Halbuki eksiklerimizi tamamlayacak insanlar hayatımızda ne büyük konfor. “Sürekli bu tipler dibimde bitiyor” demek yerine, “Şükür ki bu eksiğimi tamamlıyor” dediğimizde hayatta bir seviye atlıyoruz sanki, başarıya daha yaklaşıyoruz.

  19. Detaycılar & Bütüncüler birbirini anlamadığın da iki uzak insan ama anladığında iyi takım oluyor 💪🏻😊

  20. Belki de en çok zorlandığımız insanlar, bize en çok öğretenlerdir. Çünkü bize benzemeyen her insan, eksik bıraktığımız bir yönümüzü görünür kılar. Farklılıkla savaşmak yerine onu anlamaya çalıştığımızda, hayat yük olmaktan çıkar dönüşüme dönüşür.

  21. Bir mıknatıs gibi benzer kişileri çekmek… Bazen bunu insan geç fark ediyor yada kendiyle hiç ilişkilendirmiyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir