Aylin, yoğun bir iş günün ardından evine gitti. Şu sıralar yoğun olan sadece işi değildi. İş, ev ve sosyal ilişkilerinde de çatırdamalar vardı. Dağılan zihnini toparlamak için evinin yakınındaki ormana gitti. Doğada vakit geçirmeyi her zaman severdi. Böyle zamanlarda doğaya daha çok ihtiyaç duyuyordu. Kafasında dönüp duran o sesler biraz da olsa susuyordu. Çok sevdiği ağaçlar; güzel olan şeyleri kendisine tekrar hatırlatıyordu. Derin nefes alarak ormandaki oksijeni depolarcasına içine çekti.
Uzun bir yürüyüşten sonra eve geldi. Hiçbir şey yapmak istemiyordu, odasına geçip uzandı. Başını yastığa koyduğunda yine o seslerle baş başaydı;
“Bak yine yapamadın gördün mü?”
“Onu orada söylemek neden aklına gelmedi?”
“İnsanlar bir şekilde işini çözüp ilerliyor. Ya sen, sen detaylarda kayboluyorsun…”
“Orada haklıydın ama yine haksız durumuna düştün”
“Ahh yine geçmişteyim, geçmiş hiç geçmiyor sanki.”
İş yerinde yaşadığı olay Aylin’i çok yormuştu. Raporların tamamını hazırlamıştı, eksik bir şey olmadığına emindi. Ancak, tek bir dosyanın eksik gönderilmesi tüm dengeleri bozmuştu. Müdüründen de bu konuda ciddi bir uyarı almıştı. Bu yüzden o günü atlatması kolay olmamıştı. Diğer iş arkadaşlarının nasıl çalıştığını düşündü.
Füsun detayda işini düzenli yapamıyor ve eksikleri çok oluyordu. Fakat kriz anlarında gerçekten işi toparlıyor, çok güzel yönetebiliyordu. Aylin ise kriz anlarını yönetmekte zorluk çekiyordu. Kriz yokken o işi çok başarılı bir şekilde yapabilirdi. Fakat kriz anında kitlenir kalır, çözüm üretmekte zorlanırdı. Çocukluğunda da benzer tepkiler verirdi. Öğretmen dersi ilk anlattığında hemen anlayamazdı. Anlaması için üzerinden biraz zaman geçmesi gerekiyordu.

“35 yaşına geldim hala ilkokuldayım. Kendimi binlerce teneke takılmış araba gibi hissediyorum. Taksiyken kendini yük arabasına dönüştürmek gibi bir şey. Bu durum beni çok yıpratıyor.”
Bu düşüncelerle saatin kaç olduğunu unutmuştu. Kafasını çevirip duvardaki saate baktığında saatin iki olduğunu gördü. Bu süreçte uyku düzeni de bozulmuştu. Aylin için yatış ve kalkış saatleri çok önemliydi. Kendini bu durumdan kurtarması gerekliydi.
Ertesi sabah uyanmakta zorlandı ama pes etmedi. Bir an önce hazırlanıp ormana yürüyüşe gitti. “Acaba doğada insanlardan uzak bir yerde yaşayabilseydim nasıl olurdu?” diye düşündü. Evet, kısa süreli gitmek güzel oluyordu. Fakat uzun süre yaşayabilmek için detayda bilgiye ihtiyacı vardı. O bölgede hangi hayvanlar yaşıyor? Hangi ağaç türü var, hangileri meyve verir? Hangi mantarlar yenir, hangi mantarlar yenmez? Hangi otlar hangi hastalıklara iyi gelir? Şehir merkezine kaç dakikada varılır? En yakın hastane ne kadar uzaklıkta? Bunları bilmek ormanda yaşamak isteyen biri için konfor sağlardı.
İlişkilerdeki detaylar da aslında böyledir. Alışveriş yapılan marketten, binilen otobüse… Çocukların gittiği okuldan, çevredeki komşulara kadar… Her detay, hayat yolculuğunu daha konforlu hale getirmek içindir. Ancak bu konforun ilk adımı, insanın kendini tanımasından geçer.
Sürekli geçmişte yaşamak ne kadar konfor sağlar?
Kötü anları sürekli gündemde tutmak hangi ilişkiyi başarılı yapar? Bu yüzden geçmişteki olayları ait oldukları yerde bırakabilmek ve alınan dersi bundan sonra uygulamak gerekir. Ya da geçmişi hiç düşünmeden sadece yarına odaklanmak ne kadar sağlıklıdır? Yaşadıklarından ders çıkarmadan, her seferinde yeniden öğrenmek zorunda kalmak ve deneyim olmadan yaşamaya çalışmak zordur. Yeniden öğrenmekle ilgili büyük bir maliyete katlanmak külfetlidir. Bu detaylara hâkim olarak bilinçli tercihler yapabilmek gerekir.
Kendisini tanıyan ve iç dünyasının farkında olan kişi; ilişkilerine daha bilinçli yön verir. Çevresindeki insanları daha doğru anlayabilir. İşte o zaman hayat, daha anlamlı ve yaşanabilir hale gelebilir.



29 Responses
Geçmişe takılmak seni vefalı yapıyorsa tamam ama her yeni yeni bir senle tanışma imkanı 😊
Kendimi bile tanıyamıyorum dedikleri bu olsa gerek 🤭
Yaşanılanlar insanı mutlaka etkiler. Ancak mesele hatırlayıp üzülmek değil de ders alıp geleceğe bakabilmek. Yaşadıklarımızdan ders çıkartabilirsek gelecekte oluşturacağımız anıları hatırladığımızda üzülme ihtimalimiz de azalacak…
Güzel ve etkili bir yazı …🌺insan zaman zaman geçmişe takılı kalıyor. Mazi gibi de bakmadan alınması gerekeni alıp ilerlemek. İşte bütün mesele burda.
Geçmiş aslında geçmiyor… Ama insan onun içinden geçmeyi öğreniyor. Yazı tam olarak bunu hissettiriyor.
Ne geçmiş ne gelecek hareketimize engel olmamalı Geçmişimiz, deneyimlerden öğrenmek için var . Gelecek ise deneyimleri ve doğru bir planlama yapabilmek için var.
Ikisinden birine takılı kaldığımızda ne olur?😊
Değil mi? Yani geçmişte yapamadıklarıma gelecekte ise olabilecek olumsuzluklara takılıp kaldığım anda ilerlemem ve ders çıkarmam ne kadar mümkün olabilir ki…
Kardeşim ve eniştemi düşündürdü bu yazı bana. Eniştem kriz anlarında hep çok iyidir. Kardeşimse krize gerek kalmayacak kadar tedbirli ve planlıdır. Ama hayat tabiki kontrol dışı şeyler yaşanıyor. Ve orada o çözümcül oluş yani belkide son dokunuş çok işe yarıyor. Bazende planlı olmak hayat kurtarıyor. İkisini de yapabiliyor olmak çok önemli 🙂
Eğer insan kendini tanımıyor olsa.. Neden nerde ne tepki verdiğini bilemez. Bu da biraz can sıkıcı 🙁
Hem de çok can sıkıcı
Kişinin kendisini tanıyıp kabul etmesi onu çok rahatlatıyor. Nerden biliyorum? Kendimden 😊
Ben de Aylin gibi çoğu zaman geçmişi düşünürken buluyorum kendimi. Eskiden bu durumdan rahatsız olurdum. Şimdi ise geçmişi düşünüyor, ama kafamda artılarla eksileri yazdığım bir rapor çıkartıyorum kendime. Hatalarımdan ders çıkarmaya çalışıyorum. Böyle olunca, geçmişi düşünmek bana fayda da sağlıyor 🙂
Bilgi insana güç veriyor, hele ki ilişkileri yönlendirme konusunda…
İnsan sürekli dikiz aynasına bakarak yol alamaz. Önünü göremez, kaza yapar.
Deneyim olmadan yaşamak zor ve sürekli yeniden öğrenmek için o külfete katlanarak da zor, bilinç vererek deneyim çıkarmak, düşünmek, akıl etmek ne güzel… Ama biz insanları düşünmek yorduğu için her defasında o külfetle uğraşıyor ve oyalanıyoruz. Farkındalığı olan ve tekrar düşünmemizi sağlayan bir yazı, teşekkürler 👏
Çoğumuz geçmişe takılmayı geçmişi düşünüp ders çıkarmak olarak görüyoruz.gelecekle kıyaslayınca daha net anlaşıldı…
Geçmişe takılı kalmak lastik iple bir yere bağlanmışsın gibi. İlerlemeye çalışıyorsun ama seni geri geçen bir kuvvet var. Bir bakmışsın yine aynı yere geri dönmüşsün hiç yol kat edememişiz. Ne acı…Yaşadıklarımızdan ders çıkararak ilerlemek, başarı ve mutluluğu bize getirecektir.
Geçmişin tecrübelerini gelecekle bağlayabilirsek, ilişkilerimize daha anlamlı ve konforlu yön verebileceğiz.
Geçmişe odaklanıp, şimdi ve geleceği kaçırabiliyoruz. Her şey kıvamında güzel😊
Farklı olan yönlerimizi fark ettiğimizde aslında deneyim çıkarabiliyoruz. Yoksa o farkı anlamadığımızda hep geçmişe takılıp kalıyoruz.
Ne kadar doğru… Araba sürerken dikiz aynasına bakıp oraya takılı kalırsak önümüze bakmadığımız için kaza yapma ihtimalimiz artmıyor mu? 🙂
Detayları fark etmek güzel ama bunu harekete dönüştürmek lazım. Aynı konuyu defalarca defalarca analiz etmek bizi hareketsizleştirir. Böylece yarınımızı planlamakta zorlanırız. Geçmiş ve geleceği birbirine bağlayabilmek ilişkilerimizin ve hayatımızın kalitesini artıracaktır
Ne kadar da önemli bir konuya değinilmiş… Geçmişte yaşamak… Ormanda yaşamak tabiki çözüm değil ama insan ilişkilerini yönetemeyince orman bile daha cazip hale gelebiliyor…
Geçmişe takılı yaşamaktansa, yaşadıklarından ders çıkarıp deneyim transferi yaparak hayatına devam etmek en büyük konfor…
İnsan kendini tanıdıkça neyi geliştirmesi gerektiğini farketmesi güzel
Biraz geçmiş biraz gelecek, dengeyi bulup zamanı yönetmek, kendini yönetmek, duygularını yönetip anı yönetmeyi öğrenmeye başlarız
Geçmişi ders çıkarmak için düşünmek ve sonra geleceğe bakmak… Tüm zamanlara hakkını vermek olurdu. Geçmiş sürekli düşünüp üzülmek ya da böbürlenmek için yok. Gelecek de bugünü zehir etmek ya da boşa geçirmek için. İçimizden gelen kolay olan neyse onu yapmak yerine doğru olanı yapabilmek ümidiyle…
İnsan geçmişteki güzellikleri geleceğe taşıyabildiği kadar geçmişte yaşamalı. Takılıp kalmak çok yorucu
Yenilikler anlamında takılıp kalırsak dezevantaj olan geçmişimiz, problemler anlamında deneyimler çıkarmamıza vesile olabiliyor, mesele kıvamı kaybetmemek 🎯