Her insan farklıdır ve farklılıklar sayesinde bilmediklerini öğrenerek gelişir. Farklılıkları kabullenmek bazen zor gelebilir. Ancak her insan, farklılıkların hayatı zenginleştirdiğinin farkındadır. Hayatın kendisi de farklılıklarla dolu değil midir? Tek bir ağaç türü yoktur mesela… Veya tek bir çiçek, tek bir kuş, tek bir balık… Her şeyin bir rengi vardır ve her renk farklı tonlardan oluşur.
Yeşilin yerdeki haliyle ağaçtaki hali farklıdır. Her ağaçta farklı bir yeşil tonuna denk gelmek mümkündür. Hatta aynı ağacın farklı yapraklarında da farklı yeşiller görülür. Her kuş cıvıldar ama bazısı düz, bazısı kıvırcık öter. Gökyüzünün gün içinde farklı renkleri olur ve mevsimlere göre de farklı tonlar oluşur. Suyun onlarca çeşidi vardır, tadı-tuzu farklıdır. Havadaki koku bile yüksekliğe, bulunduğu bölgeye göre değişir. Hayat, bu kadar çeşitliliği uyum içinde barındırır ve hiçbir sistem olumsuz etkilenmez.

Hayatın içindeki bu farklılıklar, bu çeşitlilik insana da iyi gelir. Ancak insan, çeşitliliği sevmesine rağmen, kendisine benzeyenlerle ilişki kurmak ister. Benzer şeyleri düşünen, benzer şeylere ihtiyaç duyan, benzer şeylerde seçim yapan… Hayata dair isteklerini, beklentilerini haklı görür ve ilişkilerindeki insanların da kendisine hak vermesini ister. Kendisi için en iyi seçimleri yaptığını zanneder ve başkalarının farklı düşünceleriyle eşleşemediği zamanlar olur. Kendi gibi düşünmeyen ve problemine farklı çözüm sunan insanlar tarafından anlaşılmadığını düşünür. Anlaşılmadığı için yakınır, sitem eder ve ilişkilerini doğru yönetemez hale gelir.
Tekdüze bir hayat stili, herkes için sıkıcı bir fikirdir. Ancak ilişkilerde farklılıkları anlamak o kadar kolay olmayabilir. Kimi insan, bir sürece girdiğinde fayda mı zarar mı göreceğine odaklanır. Kimi ise, o süreçte haz veya acı var mı diye bakar. Bir futbol maçında her oyuncu aynı motivasyonla oynamaz. Kimi gol atmaya odaklanır, kimi gol yememeye… Kimi insan kazanma odaklıdır, kimi ise kaybetmemeye kilitlenir. Kazanmaya çalışan kişi, tedbir almak isteyeni yadırgar ve çalışmak istemediği gibi kendisini de engellediğini düşünür. Aynı kediyi severken, biri rengine, biri çıkardığı seslere ve bir diğeri tüylerinin yumuşaklığına odaklanabilir. Hayata dair tercihlerdeki bu farklılıklar her alanda seçimleri etkiler.
İnsanı geliştiren, ona yeni bakış açıları kazandıran ve hayata karşı esnek ve olgun düşünmesini sağlayan şey farklılıklardır. Zihin kıyasla çalışır ve kıyas farklı şeyler arasında yapılır. Kendisinden farklı olanı görüp kıyas yapmadıkça, insan kendi artılarını ve eksilerini göremez. Dolayısıyla kendisini geliştirme ihtiyacı duyamaz.
Tüm ilişkiler yetişme ve yetiştirme üzerine kuruludur. Kendinden farklı olana yön verebilmek ve insan yetiştirmek için farklılıkları anlamak, uyumlanmak gerekir. İnsan, kendinden farklı düşünen eşiyle, arkadaşıyla, patronuyla anlaşamayabilir. Anlaşılmadığını düşünerek ilişkilerini doğru stilde yürütmekte zorlanır. Oysa problem, farklı olanı anlamak için çaba göstermemekte gizlidir. Çözüm anlaşılmamaya odaklanmak değil anlamaya çalışmakta gizlidir.
İnsan hangi konuda gerçeğe sahipse o konuda üstünleşir. Herkesin hayatı algılama ve kendisini dış dünyaya aktarma stili farklıdır. “Ben kimim? Hayattaki artılarım neler? Eksik kalan yönlerim neler? Gerçek ihtiyacım ve benden beklenenler neler?” Bu soruları insanın kendisini ve diğer insanları anlamak için de sorması gerekir. Bu farklılıkları fark ederek iletişime geçmek; anlayan ve anlaşılan ilişkiler kurmayı sağlar. İletişiminde, ilişkilerinde ve hayatındaki diğer süreçlerde yetişen ve yetiştiren, anlayan ve anlaşılan olmak insanı dengeye getirir.



30 Responses
Bir ressam kendi tuvalinde resmini yaparken nasıl tüm renklere ihtiyaç duyarsa, insanda öyle yaşamında gelişmek ve hayatını güzelleştirmek için tüm farklılıklara ihtiyacı vardır.
Ne güzel bir benzetme olmuş. Bu açılardan bakınca insan neden insana muhtaç daha iyi anlıyor. Aksi halde gereksiz kırgınlık ve inatla dolu bir yaşam sürdürmeye çalışılıyor.
Aslında ilişkilerimizin ya yetiştirme ya da yetişme üzerine kurulu olduğunu unutmamış olsak daha farklı bir şekilde yön verebiliriz belki de…
Aynen öyle, yetişme ve yetiştirme de farklılıkları görüp kabul etmekle başlıyor.
Çözüm zıttında gizli… Anlaşılmanın yolu anlamaya çalışmaktan geçiyor. İnsan anlaşılmak istiyorsa önce o farklılıkları anlamaya çalışmalı, uyumlanabilmeli. Neden benden farklı?
Ne güzwl bir detay olmuş. Yani beni anlasınlar istiyorum ama bunun yolu benim onları anlmamda yatıyor…
Kurduğum ilişkilerde insanların ne anlatmak istediğine veya ne istediklerine odaklanmamışım, dolayısıyla kurduğum ilişkileri anlamamışım. Ne enteresan, hem çok garip hem de çok büyük bir kayıp. İnsanı anlamayı ve anlaşılmayı sağlayabildiğimizde gelen başarı ve mutluluk kalıcı oluyor.
Gerçekten anlamak ve anlaşılmak ne kadar önemli ilişkilerimiz için 👌🏼
İnsanı tanımak ne güzeldir..Önyargılarından kurtulur.Huzuru mutluluğun yolunu çizer..
İnsanı geliştiren, ona farklı bir bakış açısı kazandıran bu farklılıkları bilmektir. Bizden farklı düşünen insanları tanımak onları anlamak ilişki kalitemizide etkiler.
Dengeye gelebilmenin sırrı anlamak ve anlaşılabilmek… İnsan farklılıkları göremediğinde anlama kapasitesi düşüyor. İnsanda farklı pencereler açıyor.
İnsan eşiyle, arkadaşıyla, patronuyla farklı düşündüğünde anlaşamadıklarını düşünür. Bir problem karşında da çoğu zaman anlaşılamadığını. Oysa ki asıl problem bizden farklı olanı anlamaya çalışmamamızda. Kaliteli çözüm ve iletişim ise Farklı olanı anlamaya çalışmak da gizli, anlaşılmamakta değil.
Anlaşılmadığımızı düşünmek daha kestirme bir yol olabiliyor. Anlayamamış olmak biraz daha üzerinde düşünülmesi gerektiği için bunu bazen göz ardı edebiliyoruz. Oysaki o farklılıklar da ne güzellikler saklı oluyor. Genellikle de kaybettiğimiz de fark ediyoruz.
insan anlaşıldığını hissettiğinde kelimelere çok ihtiyacı kalmıyor…
Dengeli ve doğru anlaşılmış ilişkilerden oluşan bir yaşam ise başarı ve mutluluk sağlar.👍
Kişi nerede nasıl uyumlanması gerektiğini bilmeli. Yerine göre özellik koyabilmeli ortaya.
İnsan gerçekten anlaşıldığında mutlu oluyor. Bütün tartışmaların sebebi de anlaşılamamaktır…
Hayatta takıldığımız yerler hep aynı aslında. Anlamak ve anlaşılmakla ilgili. Bunun da çözümü farklılıkların gerçeğine hakim olabilmek…
İlişlilerimizde anlayan olmak, davranışın sebebini bilmek, büyük bir konfor aslında..
Herşey Ben kimim? sorusu ile başlayan bir öykü… İnsan önce kendinin farkına varmalı… Ki öyküyü yaşayabilsin…👌
Bana verilen fark ne? Ben bu farkı nasıl diğer insanlara fayda vermekte kullanabilirim?
Bunu cevaplayabilsek baya baya bişeyleri çözeceğiz hayatta…
İlişkilerimizin kalitesini artıran şey farklılıkları bilmektir. Yoksa hayat çok çekilmez olur:))
Anlaşıldığın bir ilişki de mutlu olabilmek istiyorsan farklılığı anlamak durumundayız.👏🏻
Aynı ağacın yaprakları aynı değil.. aynı anne babadan doğan 2 çocuk bu kadar farklı..Farklılıkları bilmek hayatı hem konforlu hem de mutlu hale getiriyor🍃
Farklıyız derken, ne kadar anlamamışız… Anladıkça insan ne kadar çok şey farkediyormuş meğer…
Anlamak ve anlaşılmak insanı çok mutlu ediyor hakikaten. Ama bunun için neden farklı olduğumuzu anlamamız lazım
Tüm ilişkiler yetişme ve yetiştirme üzerine kurulu” bu cümle aslında pek çok şeyi anlatıyor.
Herkesin aynı şeyi istediği,aynı giyindiği, aynı saç kesiminde olduğu, aynı arabaya bindiği, aynı evlerin olduğu mahalleler, ne kadar renksiz, soluk, cansız bir hayat olurdu.
İnsan anlamaya başladığında ne de çok şeyi hallediyor hayatta…
Herkes aynı olsaydı ne öğrenebilirdik ki birbirimizden? İnsanı geliştiren şey biraz da karşısındaki farklı dünya oluyor.
Anlaşılmayı isterken ben ne kadar anlıyorum karşımdakini diye düşünemiyor insan. Halbuki çözümü zıttındaymış.