Günün ilk ışıkları cama vuruyordu. Evin içi aydınlanmıştı ve Arif kıpırdanmaya başlamıştı. Annesi Leyla ise mutfakta kahvaltı için bir şeyler hazırlıyordu. Arif uyanmasın diye adeta parmak ucunda çalışıyordu. “Nasıl bir çocuk bu ben anlamadım gitti. Erkenden kalkıyor gün boyu da enerjisi bitmek bilmiyor. İki oğlum var ama ikisi de bambaşka.
Biri sessiz sakin diğeri hareketli ve konuşkan.
Şimdi mutfaktaki tıkırtıları duyarsa kesin uyanır.” diye söyleniyordu. O sırada Leyla’nın telefonu çaldı, arayan komşusu Esra’ydı.
– Leyla nasılsa çocuklar için parka gideceğiz. Kahvaltıyı da hazırlayıp oradaki çardakta yapalım ne dersin? Hem enerjilerini de erkenden atmış olurlar, akşama rahat ederiz.
– Olur Esracığım bizimkiler uyanmak üzere, 1 saate parkta buluşalım. Ben biraz meyve, domates, salatalık ve kahvaltılık getiririm. Çaylar ve simitleri de sen alır mısın?”
Leyla çocuklara seslenmek üzereyken Arif çıkageldi.
– Anne konuştuklarınızı duydum, hazırlanıyorum, hemen parka gidelim.
– Arif, Aslan’ı da uyandır. Onu bıraksak akşama kadar uyur. Zor uyanır, uyanmadığında ne yapacağını biliyorsun.
Yarım saatin sonunda artık Aslan da uyanmıştı. Yavaş yavaş hazırlandı ve yola koyuldular. Leyla anlam veremiyordu, biri çok hızlı diğeri çok yavaştı. Arif yolda yürürken bile rahat durmuyordu. Bir o taraftan, bir bu taraftan ilerliyordu. Bazen koşuyor, bazen zıplıyor, bazen yürüyordu. Yürürken de insanlara laf atıyordu. Fakat Aslan o kadar sessiz ve yavaştı ki, eriniyordu sanki.
Bir keresinde Leyla, Arifle uğraşırken Aslan’ı unutmuş markete gitmişti. O kadar ki varlığı ve yokluğu belli olmuyordu. Parkta Esra ve oğluyla buluştular. Arif zar zor yemeğini bitirip oynamaya koşmuştu.
Aslan hala lokmalarını çiğniyor, tadını çıkara çıkara yiyordu. Aslan yemek yemekten, açık havada bulunmaktan çok hoşlanıyordu. Biraz salıncakta sallanır, biraz da kendi kendine kumla oynardı. Arif ise o esnada kaydırak tepesinde taklalar atıyor. “Anne bak şu hareketi ben buldum.” diyerek annesine gösteriyordu. Sonra da salıncakta ters dönerek sallanıyordu.
Esra’nın oğlu Ege ise gidip çocuklarla arkadaş olmaya çalışıyordu. Eğer parkta kimse yoksa Ege gidip oyun oynamazdı. Park demek kaynaşmak, arkadaş olmak demekti. “Sohbet edecek kimse yoksa evde otururum daha iyi!” diyordu.

Üçü de yakın yaşlarda ve aynı çevrede yetişmiş olmalarına rağmen farklı farklılardı. O sırada Leyla’nın gözü Esra’nın yediği portakallı keke takıldı.
– Arif’i bir meyveye benzetecek olsam herhâlde portakal olurdu. Enerji veren, gerekli vitaminleri barındıran bir meyve. Sulu sulu ve tanecikli, bazen salatalara katılır bazen keklere… Hatta pırasa ya da kerevize ne güzel bir eşlikçi olur. Faydalı yiyeceklere Birçok şeye hem fayda hem de lezzet katar ve hareketlendirir. Suyunu sıkarsın, kabuğunu kullanırsın, posalı da yersin. Her bütçeye, her ortama uyum sağlar. Üstelik kokusu da mis gibidir. Ancak aşırı tüketildiğinde Arif gibi mide ağrısı yapabilir.
Gülüştükten sonra Esra sordu:
– Peki ya Aslan hangi meyve olurdu?
– Aslandan çok iyi elma olur. Yormayan, lezzetli ama pek baskın bir tadı olmayan bir meyve. Antioksidan kaynağı, sinir ve sindirim sistemini destekler, stresi azaltır, tıpkı Aslan gibi.
– Ne güzel bir benzetme oldu Leyla. Çocuklarımız da tıpkı meyveler gibi farklı farklı… Farklı yetkinlikleri olduğu kadar farklı zaafları var. Doğru tespiti yapamadığımızda “Bu çocukla ne yapacağım ben!” diyoruz. Fakat farklılığını bildiğimizde ve çocuğumuzun hangi meyve olduğunu fark ettiğimizde işler kolaylaşıyor.



43 Responses
İnsanlar ve meyveler :))
Aile de meyve tabağı gibi her birey bir meyve farklı renkler farklı tatlardan oluşuyor.
Güzel benzetme🙋🏻♀️🌿
Arif ve Aslan güzel bir ikili olurdu. Birinin yapamadığını diğer yapar hem birbirlerine birşeyler katar hemde iyi bir takım olurlar. Anneleri de bunu anlarsa süper bir ekip olur.:):)
Zengin cesitliklikte hazırlanmış bir sofraya kim hayır der…
Farklı çocuklara aynı şeyleri yapıp aynı sonucu bekleyen ebeveynlere çok güzel bir soru olmuş… Çocuğum hangi meyve? Çocuğum hangi ağaç cevaplayarak bakış açımızı değiştirebiliriz belki de;)
Sorularla bilinç nasıl da güzel açılıyormuş? Benim oğlan TURP bence😅
Çevremizdeki insanların farklı yapıda olması bizi bazen ne kadar zorluyor… Bunalıyoruz, kendimizi kötü hissettiğimiz durumlar olabiliyor… Sen niye böylesin diye suçlanabiliyoruz. Oysa ki insanları tanımak her şeyi nasıl değiştiriyor.. Hayatı ne kadar kolaylaştırıyor değil mi?…
Evet evet, yorum yapmamaya başlıyor insan…
Kabul etmek çok güzel…
🥰
Yazıyı okurken zihinde canlanan “Ben hangi meyve olurdum?” Sorusu ile karşılaşan tek ben değilimdir umarım 🙂🙈
Tek değilsin, kafalarda deli sorular😅
Farkı farketki hayatın renklensin 😊 ön yargıların kırılsın 💞
:)) ben de okurken, bir an durum “acaba ben hangi meyveyim?” diye geçirdim içimden. Yalnız değilsiniz. 🙂
İnsanın özellikle çocuğunun farklılığını fark etmesi onu yetiştirmede çok konforlu bir detay
Çok konforlu, çünkü büyüten olunca tanımıyor, yetiştiren olunca tanımaya çalışıyor insan…
Çocuklarımızı hangi meyve olarak düşünmek çok etkileyici ve güzel bir benzetme olmuş 🌺
Sonra da yerim seni deriz 🙂
Tıpkı meyvelerin kendine has özellikleri ve farklılıkları olduğu gibi insanın da farklı özellikleri var. Her birinin ayrı bir tadı var. Ekşisiyle tatlısıyla hepsinin yeri de ayrı 🍎🍒🥝
Bizim evde de üç farklı meyve var😀 Hepsinin tadı, kokusu, dokusu farklı. İyi ki de öyle yoksa tek meyveyle ne kadar da sıkıcı olurdu.
İnsan da böyle rengi farklı, posası farklı, mevsimi farklı ama hiçbiri birbirinden iyi veya kötü değil… İklimi farklı.
Çok konuşanı hangi meyveye benzetirdik acaba onu belki meyveye değilde papağan yada bülbüle benzetebiliriz sanırım🫢😅
Ben bi muz olsam. Sen bi çilek, biraz da süt, ne güzel bi kokteyl oluruz 😊
Meyve var meyve var😊 Hangi ihtiyaca göre bir meyve olsun? Susuzluğu mu gidersin, lifli olup tok mu tutsun? Enerji mi versin, vitamin mi😊
Bu yazıyı okuduğumda “tek bir şeyi yiyerek doysaydık ne olurdu ? “ diye düşündüm bir an …Fatklı tadlar ,farklı renkler ve farklı meyveler …
Çocukları kıyaslamak, elmaya neden portakal olmadığını sormaya benziyor. 🙂 Her çocuğun güçlü olduğu yer başka, desteğe ihtiyaç duyduğu yer başka.👏🏻👍🏻
Gerçekten her birinin ayrı kokusu tadı var 🌸
Farklı insanlara gıcık olduğumuz anda böyle meyve isimleri düşünsek şahane olmaz mı 🙂
🙂 Çok gıcık olduğunuza hangi meyveyi uygun görürdünüz?
Farklılıkları doğru tanımladığımızda uyumlanıp yönetebilir oluyoruz, keyif almaya başlıyoruz 🌻
Her bir farklılığın tadı ve faydası da farklı. Sadece o tadı ve faydayı görebilmek gerek.
Ne güzel benzetme,,, 🍊portakalı yerken insan suyu akar diye yöntemine göre dikkatli keser. 🍏elmada ise susuz oldugu için eline alıp ısırarak yer. Yani tanıyınca o farkları ona göre davranır. Yüreğinize sağlık… Çok lezzetli bir yazı😋
Elmadan neden portakal gibi olmadığını beklemek ne büyük acımasızlık oluyor… Nasıl bir zulüm o elmaya… Böyle kıyaslayınca durumu, netleşti görüntü.
Ne güzel bir yaklaşım? Ne kadar adaletli? Bu bakış açısıyla portakal ruhlu oğlumun içinin lezzetini severken kabuğunun acılığını da kabul etmem gerektiğini bilirim.
İnsan kendine ben hangi meyveyim acaba demekten alamıyor😅
Gerçekten kimin kim olduğunu bilmek nerede daha iyi nerelerde desteğe ihtiyacı var anlamayı sağlıyor☘️
İnsanı tanımak aynı zamanda nasıl ihtiyaç giderdiğini aslında onunda bu resimin parçası olduğunu farketmek insanı yargılamaktan ziyade ondan keyif almasını sağlıyor 🙂
İnsanın birbirinden farklı olduğunu anlamak ne konuda desteğe ihtiyacı var ne konuda iyi daha iyi anlaşılıyor..☺️
Her meyvenin ayrı bir tadı ve lezzeti varsa çocuklarında böyle…Hepsinin bakımı birbirinden farklı bu farklı farkedip ihtiyacı olan gübreyi, sulamayı ve budamayı yapabilenlerden olabilmek ümidiyle🌸
Farklı tatlar farklı meyveler, çocuklarla ilişkilendirilmiş ne güzel anlatılmış
İnsan bir durum da böyle tanımlamalar yaptığında, zihni ne kadar da rahatlıyor aslında..
Her süreç, her insan, her konu, her kavram tanımlandıkça anlaşılır hale geldikçe amacına ulaşmıyor mu?
İnsanlar yakın ilişki kurdukları kişileri meyvelere benzeterek onların yaradılışını daha iyi anlayıp sabırlı olabilirler. Güzel bir benzetme olmuş…
Çok şükür bir portakalım, bir elmam var. En çok ihtiyaç gideren, tüketilen meyveler…Bir de eriğim var. Yediğinizde ses çıkaran. Varlığını her ısırıkta ve çiğnemede hatırlatan… Hani hiç susmak bilmeyen 😅
ha ha bizim evde elma da var portakal da sanki. ne çeşitli ne güzel… farklılıklar canlı tutuyor evi…
Kimse muzun neden çilek gibi olmadığını sorgulamaz. Çünkü her meyvenin kendine has bir tadı vardır. Çocuklarda böyledir aynı evde büyüseler bile hepsinin rengi farklı ve bu farklılıklarını anlayıp onları desteklemek çok kıymetli:)