Komodininin üzerine yığılmış çamaşırların arasından saatini bulup alarmı kapattı. Gözlerini ovuşturup, esnedikten sonra hangi gün olduğunu düşündü. “Dün cumaydı, oh iki gün tatil” dedi sevinçle. Yataktan doğrulmasıyla ayağı yerdeki kıyafetlere takıldı. Başını kaldırdığında dolaptan sarkan kıyafetleri ve yerdeki boş şişeleri fark etti. İki gün önce yediği bisküvinin poşeti dahi ortalıktaydı. “Birazcık dağılmışsın be gülüm…” dedi muzip bir gülümsemeyle. “Aman canım toplarız, gün uzun, vakit çok.” diyerek yatağın içine tekrar gömüldü.
Ece, düzenli annenin dağınık kızıydı. Annesi Özlem Hanım ise her zaman derli topluydu. Evde bir şeyin yeri sorulsa nokta atışı tarif ederdi. “Balkona çıkınca soldaki dolabı aç. Üstten üçüncü rafın sağ tarafındaki pembe kutudadır. ” Başkalarının şaşkınlıkla karşıladığı bu durum onun normaliydi. Hatta herkesin böyle olmaması ona garip geliyordu. “Her şeyin bir yeri olmalı. Sizin evinizde öyle değil mi yani?” diye hayretle sorardı. Düzensiz bir hayat onun için yaşanılası değildi.
Özlem Hanım’ın günü planlı başlar ve öyle de devam ederdi. Öyle ki yataktan kalkmanın da bir üslubu vardı. Sağ tarafına dönüp kalkmaya alışkındı. Olur ya boş bulunup solundan kalksa, yeniden yatıp sağından kalkardı. Perdeler ve camlar açılır, yatak hemen düzeltilir, örtüsü serilirdi. Hasta olmadığı sürece kimse onu gündüz pijamalarıyla göremezdi. Ona göre pijama sadece yatarken giyilirdi. Kahvaltı hazırlığı dahi bir düzen içindeydi. Önce çay demlenirdi, çünkü hazırlığı bitene kadar demlenmiş olurdu. Masa düzeninde; kahvaltılıklar ve soğuk servis edilecekler önceden hazırlanırdı. Sıcakların zamanı ise ona göre ayarlanmalıydı. Yemekte her şey sırayla yenmeliydi. Önce tuzlular sonra tatlılar olmalıydı. İkisini karıştırarak yiyenler ona garip gelirdi.

Afiyetle yenen kahvaltının ardından sofra hemen toplanmalı, makineye yerleşmeliydi. Temizlik yaparken ilk önce dağınıklıklar toplanırdı. Bu sayede her yer süpürmeye hazır olurdu. Halıların yönü hangi odadan süpürmeye başlanacaksa ona göre serilmeliydi. Yatak odası, banyo, çocuk odası, hol, mutfak ve salon… Bu sıra her zaman aynıydı, çünkü düzen çok önemliydi.
Kızı Ece için ise durum tam tersiydi. Her şeyin bir zamanı olmalıydı ama o zaman hiç gelmezdi. O dağınıklığın içinde kendine göre bir düzeni olduğunu söylerdi. Ona göre gün boyu pijamayla dolaşmanın sakıncası yoktu. Nasılsa akşam yine giyilmeyecek miydi? “Kahvaltı hazırlığında büyütülecek bir şey yok ki, hemen hazırlarız.” diye düşünenlerdendi. Dolaptan kahvaltılıkları çıkarır, yumurtaları pişirirken çayı koymayı unutabilirdi. Yemeği yerken de çay demini alabilirdi. Her şeyi bir anda yapmaya çalışınca işler biraz karışırdı.
Odasını süpürürken yerdeki kirli çamaşırı görürdü. Onu kaldırınca çamaşır yıkamaya karar verirdi. Banyodan çıkacakken aynanın kirli olduğunu görürdü. “Şurayı da sileyim” dedikten sonra susadığını hissederdi. Mutfakta bulaşık makinesinden bardak alırken yeni işlere geçerdi. Dolu makinayı boşaltmaya başlardı. İşi bitince bir an durur: “Arka odada evi süpürüyordum şimdi nereye geldim?” derdi şaşkınlıkla.
Ece bazen ortalıkta pıtır pıtır dolanan annesini izlerdi. “Annem gibi yapamam ama biraz toparlansam iyi olacak sanırım. Böyle giderse yakında kendimi de kaybedeceğim.” diye düşünürdü. Annesi de “Bu düzeni seviyorum ama bazen de beni çok yoruyor. Ne yapmalıyım bunun için?” diye düşünüp çözüm arardı. Aslında ikisinin de ihtiyacı hemen yanı başlarındaydı.
İnsan yakınında kendi gibi düşünen, hareket edenler olsun ister. Benzer kişilerle birlikte olmanın daha iyi geleceğini düşünür. Oysaki gelişim; zıddındaki özelliklerde saklıdır. Aslında insan her sabah gözlerini açtığında yeniden doğar. Her an hücreler yenilenmeye devam eder.
Peki, kendi gibi düşünenlerle kalmayı istemek ne kadar doğrudur?
Farklı görülenler aslında insana bir şeyler öğretmeye gelir. İnsanlar farklılıklardan kaçtıkça aslında daha da yakınına çeker. İnsanın ihtiyacı aslında etrafındakilere daha dikkatli bakmak ve onların farklılıklarını kabul edebilmektir. İnsan farklılıkları kabul ederek yeni bakış açıları kazanabilir ve kendini geliştirebilir. Bu farklılıklarla insan gelişip güçlenir. Kiminin biraz esnemesi, kiminin ise düzene girmesi gerekir. Kişi değiştikçe çevresi değişir, ilişkileri değişir.
Etrafa yeniden bakmalı, yeniden kulak vermeli, ne dersiniz?



37 Responses
Bu tür yazıları okurken aklıma hep kalabalık aileler gelir. Ne kadar farklı kişi varsa hepsi bir arada. Birbirine beziyor desek bile mutlaka farklı bir yanı çıkıyor. Ve öğrenilecek onlarca bilgi de ortaya çıkmış oluyor. 🌿
O yüzden kalabalık ailelerde büyüyen insanlar sanki daha uyumlu ve idare etmeyi daha iyi bilen kişiler oluyorlar. Sonuçta mutlaka zıddı bir tiple uyumlanmak zorunda 🙂
Evettt. İnsan kendi gibi düşünen, hareket edenlerle anlaşması kolay. Zıttı davranış sergileyen insanlar bizi geliştiriyor. Farklı bir gözle hayata bakmak bize iyi geliyor.
İnsanın geliştirmesi gereken özellikleri yanı başına konmuş, onlardan kurtulmaya çalışmakta değilde kendime ondan ne katabilirim diye bakınca yol alıyoruz.
Kesinlikle… Bu insanla neden karşılaştım, neyi öğrenmem gerekiyor?
Öğrenmek böyle bir şey olmalı.
İnsanlar da genel olarak kendinden farklı olanı kötüymüş gibi algılanır.
Bir fark edebilsek her şey daha iyi olacak. aslında problem de bu yüzden geliyor. bir fark et diye 🙂
Çok tanıdık geldi anlatılanlar hepimizin yaşadığı anlam veremediği tartışmalar ….Çok güzel anlatılmış teşekkürler
Bu farklılıklarla insan gelişir. Ne kadar da doğru bir cümle olmuş. Bu cümle bana her yere bir an aynı kıyafetle gittiğimizi düşündürdü. Bir okul önlüğüyle işe düğüne hastaneye gezmeye gidiyoruz. Bir farklılık yok nerde ne için bulunduğum belli değil her şey hep aynı. Ama farklı olduğunda yerine göre giyildiğinde uyum sağlanıyor. Demek ki bizlerde farklı olanımızdan kendimize bir şeyler kattığımızda. Kolaylıkla uyum sağlayan kişiler olacağız🥹
Düzen anlayışlarımız ve alışkanlıklarımızın nöronlarımızla ne ilgisi var? Çok ilgisi var 🙂 Bu yüzden iyi ki kim kimdir..
Şifamız olan yanı başımızda duruyor😊 Farklı olanla uyumlanmak zor gelse de aslında faydamıza oluyor.
O kadar tanıdık geldi ki. Üniversite sınavına hazırlanan Kızımın dağınıklığının içinde kendi düzeni geldi aklıma. Odasına giren kaybolurken, o aradığı iğneyi bile bulabiliyor. Yatağını akşam nasılsa tekrar yatacağım diye toplamayanlardan. Sınav sonrası ilk iş Düzen 😉
İnsan hep daha iyi olmak için değişmek ister. Bunun için ne yapsam acaba diye aranır durur. Farklı kişileri kabullenmek ve onlara uyumlanmak işte bunun en güzel yoludur… Güzel bir dönüşüm için bizden farklı kişileri bulalım o zaman 🙂
Yazıyı okuyunca bu şekilde ilişkisi olan anne çocuk aklıma geldi. Tam aradıkları çözüm yanı başlarında keşke insan doğru yöne bakabilse, bakıp görebilse.
Bu sahne çok tanıdık geldi bana ☺️
Hemen hemen her evde yaşanan en temel problemlerden birisi de bu; düzenli olmak dağınık olmak. Sadece evde de değil işte, hayatın her alanında.
Etrafa yeniden bakmalı 🙂
İnsanın yüzünde tatlı bir tebessümle kendini okutan bir yazı… Aynı bizim evin halleri dedirten… İnsan farklılıktaki faydayı fark edip kendi yaşantısına aldığında ne kadar da başarılı ve mutlu ilerlemeye başlıyor hayatta 🙂
Benzer durumlar bizde de var. Artık gıcık olmuyor bu farklılıklar hatta eğlenceli geliyor insana…
Annemle kardeşimin bir anısını okudum sanki 🙂 Dikkat ediyorum genellikle ebeveyn ve çocuklar arasında bu tarz farklılıklar çok oluyor. Biri toplu biri dağınık, biri cömert biri müsrif, biri sıcak kanlı biri soğuk nevale. Nasıl oluyor da çoğunlukla çocuklar ailelerinden bu kadar farklı oluyorlar? 🙂 Farklılıklarından öğrensinler diye mi?
İnsanlar farklılıklardan kaçtıkça aslında daha da yakınına çeker. Değil kulak vermek, 5 duyu organıyla o farklılıkları farketmeli insan… Farkedenlere selam olsun🌿
Kızı mı anneye sınav? Anne mi kıza? Belki de ikisi de birbirine çözüm anahtarıdır. Hayattamızdaki farklılıkları bize sevdiren bilgiler iyi ki var 🙂
Kızların dolapları geldi gözümün önüne, meğer boşuna gelmemişler🙂
Düzenli annenin neden dağınık kızı olur🙃
Dağınık annenin ise neden düzenli kızı olur 🍃
İkisinin de ihtiyacı yanı başında..
Görebilmek temennisiyle🌻
Gerçekten hep zıtlıkların bir araya gelmesi… Ne ilginç değil mi? Bu işte bir iş var demeliydik 😉
:))) şifam dibimde
İnsan hayatındaki zıtlıklara kızmayı bıraktığında, onlardan öğrenmeye başlar.
İnsan kendisi gibi düşünenlerle aynı yerde olmayı sever ama gelişmek içinde farklı düşünenlere de ihtiyacı vardır…Renkler hayatı güzelleştirir …
Gelişmek için değişmek güzeldir.🌱
İnsan konforu benzerlikte bulur, gelişimi ise farklılıkta… Ancak ikisi birlikte olduğunda anlam kazanır. ⚖️✨
Değişmek için önce dikkatlice bakmak ve kabul etmek.. İnsanın ilk adımları atabilmesi için hayat yanı başındakileri koymuş ne ilginç!
İnsan kendi öyküsünde de benzer hikayelerden geçiyor gerçekten 🙂
Kendimiz gibi düşünen insanlarla kalmayı istememiz çok doğal ama bizden farklı kişilerle ilişki kurmak kendimize karakter kattığımızın işaretidir…
Yıllar geçse de başka insanlarla başka olaylarla hayat bize mutlaka dengeye nasıl geleceğimizi öğretir. İşe erken koyulmakta fayda var 😉…
İnsanın o farklılığa gıcık olmak yerine o farklılıkla gelişmeyi hedeflemesi büyük konfor 🙂
Hepimizin hayatında benzer bir hikaye var. Hikayenin sonunu değiştirense yanımızdaki insana bakış açımız.
Yanımdakine egomla bakmayıp, ihtiyacım olarak bakabilmek dileğiyle🤗
Aynı dusunce tarzına sahip benzer önerileri olan kişiler ile mi proje zenginleşir yoksa farklı düşünce ve hayal gücü olanlar ile mi 🌻