ANDA MI TOPLAMDA MI?

Mutfaktan gelen kaşık çatal sesleri, evin içindeki sessizliği bölüyordu. Derya, çorbayı karıştırırken arkasından gelen sesi duydu:

“Anneee… Bugün de makarna yapalım mı?”

Arkasını döndü, küçük oğluna bakarak gülümsedi. “Ama dün de makarna yedik Can.” dedi.

“Bugün de şekli farklı bir makarna olsun.” dedi Can. Sanki bu teklifi büyük bir çözümmüş gibi önerdi.

Derya bir an durdu, çorbanın buharı yüzüne vuruyordu. İçinden geçen ses çok tanıdıktı. “Bir tabak makarnadan ne olur ki? Hem sevdiği şeyleri yemek çocuğa da iyi gelir.” diye düşündü.

Zaten onun için de uzun bir gündü. İşten geç gelmişti, üzerinde işin ve trafiğin yorgunluğu vardı. Bir de üzerine Can ile tartışacak enerjisi yoktu.

Oğluna; “Peki, bugünlük senin istediğin gibi olsun. Ama yanında biraz da çorba içeceksin.” dedi.

Can’ın gözleri ışıldadı, yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi. Annesinin yanına, mutfağa koşup ona sarıldı. “Sen dünyanın en iyi annesisin!” dedi.

Derya’nın da bu kocaman sarılmayla içi ısındı ve yorgunluğu bir anda kayboldu.
“İyi anne olmak böyle bir şey olmalı.” diye düşündü.

Günler ilerledikçe Can’ın istekleri artmaya başlamıştı. Makarna, patates kızartması, çikolata…

Derya’da ise her “Hayır”ın yerini küçük bir “Tamam” almıştı.

Derya, yine bir sabah oğlunu okula hazırlıyordu. Can, ayna karşısına geçti; “Anne, artık koşarken hemen yoruluyorum. İçimden artık pek koşmak gelmiyor.” dedi.

Derya, Can’ın saçını tararken durdu. “Nasıl yani oğlum?” diye sordu.

Can; “Bilmiyorum anneciğim, eskiden daha hızlı koşuyordum.” dedi.

O gün okuldan gelen öğretmen mesajı da Derya’yı rahatsız etti: “Can artık derste çabuk sıkılıyor ve dikkatini toplamakta zorluk yaşıyor.”

Derya, telefonu kapatıp kaygılı şekilde eşini aradı. Öğretmenin söylediklerini, Can’ın son zamanlardaki durumunu anlattı:

– Nerde hata yaptım acaba? Hep onun iyi olması için çabalıyorum.

– Sakin ol Derya, hemen paniğe kapılma. Her anne gibi sen de evladımız için iyi olanı istiyorsun. Bazen iyi olmanın yolu karşımızdakine “Hayır” diyebilmekten geçer. Çocuk yetiştirirken ona faydayı, güzellikle öğretmeliyiz. Kendi de böylece hayatta iyi seçimler yapabilmeli.

– Evet haklısın, iyi olmak hep “Tamam” demek değil.

Akşam olmuştu ve mutfakta yine aynı sahne vardı. Can masada oturmuş, önündeki tabağa bakıyordu ve yüzünü buruşturarak sordu:

– Anne bu tabaktaki nedir ya?

Derya, bu kez daha sakin ama kararlı bir sesle konuştu:

– Bugün soframızda sebze yemeği var.

– Ben bunu sevmiyorum ama biliyorsun.

– Biliyorum ama farklılıkları da denemen gerek.

– Hayır onu yemeyeceğim de denemeyeceğim de…

Eskiden olsa burada pes ederdi. Bir alternatif sunar, tartışmayı bitirirdi. Bu kez sabırla susup bekledi. Dakikalar geçti, Can kaşığı eline almadı. Sonra gözleri dolarak annesine döndü:

– Sen artık iyi bir anne değilsin, dedi.

Bu cümle Derya’nın içine oturdu. Bir an tereddüt etti. “Gerçekten kötü müyüm şimdi?” diye düşündü. Sonra yavaşça sandalyeye oturdu.

– Can, iyi anne olmak bazen seni mutlu etmek demek. Bazen de seni korumak anlamına gelir.

– Ama bu beni mutlu etmiyor.

–          Biliyorum ama sana iyi gelecek. Bak ne kadar da rengârenk bir tabak. Senin en sevdiğin renkten bile var. Bir kez olsun tadına bakabilirsin. Geçen gün anlattığın yorgunlukların azalacak. O çok istediğin futbol takımı elemelerinde daha güçlü koşacaksın.

Can önce ağladı, sonra yemeği istemeye istemeye yedi. O akşam evde kahkahalar değil sessizlik hakimdi.

Haftalar geçti, başlarda zor oldu. Her yemek Derya için bir mücadeleydi. Her “Hayır” küçük bir kırgınlıktı. Zaman geçtikçe Can maçlarda yorulmadığını fark etti. Daha hızlı ve enerjikti, elemeleri güzel geçmişti.

Derya tribünde oturup oğlunun bu mutluluğunu izledi. Maçın sonunda Can koşarak annesinin yanına geldi. Nefes nefese ama yüzünde kocaman bir gülümsemeyle konuştu:

–          Anne beni gördün mü, nasıldım?

–          Gördüm oğlum, nasıl da iyi koştun öyle!

–        Bugün hiç ama hiç yorulmadım! Tıpkı senin dediğin gibi oldu. O renkli çorbalar beni güçlendirdi.

Derya’ya o gün “Dünyanın en iyi annesi” denmedi. Ama içinde bir şey daha derin bir şekilde yerine oturdu. Belki iyi olmak, her zaman sevilen olmak değildi. Belki bazen, o an kötü gibi görünmeyi göze almaktı.

Çorba hâlâ her gün sevilmiyordu ama artık sofrada sadece mutluluk değil, denge vardı.

Derya sofrasının başına oturmuş ailesine bakarken, şunu anlamıştı:

İyi olmak, bir çocuğun yüzündeki anlık gülümsemede değildi. Hayatının toplamında mutlu eden seçimlerde saklıydı.

Loading spinner

31 Responses

  1. İnsan özellikle çocuğu söz konusu olduğunda gayır demekte zorlanır. Ancak yetiştirirken her duyduğu hayır onun çözüm marifetini artırır. Böylelikle yapılan jestlerin dd bir anlsmı olur, görev haline gelmez.
    Bir çocuğun yetişmesinde her istediğinin yapılmaması önemli bir faktördür. Her isteğind hayır denilmesi de değil tabiki. Duyduğj hayırlar kadar olgunlaşır insan…

  2. Evet bazen en sevdimlerimiz bizi o an kötü bilmesinler diye neler yapıyoruz…Torunum ya beni sevmezse duygusuyla telefonumda her an oyun oynamasına göz yumunca bir de bakmışsın sonunda teledon bağımlısı olmuş… toplamda iyi olmak ceaaret istiyor😊

    1. İnsan özellikle de çocuklar andaki duygunun etkisiyle geleceğini pek düşünmüyor malesef. O an canını yakan ne ya da kimse ondan nefret edebiliyor. Aslında bunu hissettiği çoğu anlar o kişiyi gelecekte çok daha iyi bir yere getirecek. Bunun için ebeveynlere çok iş düşüyor. Çok fazla cesaret, sabır gerekiyor.

  3. Bazı seçimler bizi zorlasa da sonu güzel oluyor. Önemli olan o zorluklara rağmen pes etmeden devam etmek.

  4. Belki iyi olmak, her zaman sevilen olmak değildi.
    Bu cümlede tıpkı Deryanın içine oturan cümleler gibi benim içimde derin bir iz bıraktı ve aydınlanma yaşattı. Bazen her şey yolunda olsun eşim mutlu olsun, patronum memnun kalsın, arkadaşım üzülmesin diyerek kendi sınırlarımızı ihlal ederken onlara da fayda vermiyoruz. Bazen fayda vermek “hayır”dan geçiyor.

  5. İnsanın hayatta anlık hazları ileride de kendisini götüreceği zararı düşünmez. Anlık zevklerimize karşı çıkanları da bazen kendimize düşman ediniriz.

  6. Ahh şu evlatlar yok muu.. Onlara hayır demek gerçekten kolay değil ama bunu başarınca kesinlikle herşey daha güzel oluyor 😉

  7. Hayatta gereğinden fazla hayır ya da evet dediğimizde ilişkimizde dengeyi kaçırıyoruz. Mühim olan ise dengede kalabilmek.

  8. hayırların onları kırmak olduğunu düşünsek de Hayır larımızla yetişiyorlar aslında. Tabiii kiii tadında hayırla 🙂

  9. Evlat büyütmek ile yetiştirmek arasındaki fark ne güzel anlatılmış. Yazıyı okurken, ‘hayır’ demek o kadar da zor olamaz gibi geliyor. Ama çocuğu üzerinde o kadar emeği olan annelerin ‘sen artık iyi bir anne değilsin!’i duymaları ve hayır demeye devam etmeleri hiç kolay olmasa gerek 🙂

  10. Denge gerçekten hayatımızda çok önemli. Ne kendimizden vazgeçecek kadar evet, ne de bağlarımızı zedeleyecek kadar hayır yerinde ve samimi seçimler yapmamız dileğiyle:)

  11. Çocuk yetiştirken her şeyi kıvamında yapmak dengeli Hayırlar, dengeli Evetlerle büyütmek önemli. İnsan çocuğunu yetiştirirken aslında kendini de yetiştiriyor bir taraftan 😉

    1. Bazen sevgi, her isteği yerine getirmek değil; doğru olanı sabırla öğretmek. Kıvam için sabır kıymetli 🥰👌🏻

  12. Anlık yüzü gülünce mutlu oluyor zannedebiliyoruz, oysaki mutluluk toplamda olanda ..Anne için çocuğunun gülümsemesi önemlidir ama onu toplamda iyi yapmayacaksa bir anlamı olmuyor o gülümsemenin. Sonradan üzüldükten sonra anlık gülümsemenin ne faydası var..

  13. Anne olunca insan normalde yapmayacağı şeyleri yapabiliyor. Yapmamız gerekeni hatırlatan ne güzel bir yazı olmuş💐

  14. Çok duygulandım gerçekten. Ebeveyn olmak meşakkatli bir iş. Görünüşte iki taraf da mutsuz iki taraf da acı çekiyor gibi. Ama sonucunda öyle güzel bir meyve var ki… Mesele o acı kısımdan sabırla geçebilmek. Zaten bu ilişkinin başı da doğum gibi bir acıyla başla mıyor mu?

  15. İnsan yetiştirmek zordur. Evladını, öğrencini, çalışanını.. Orada onlar daha iyi olsunlar diye bazen gıcık olmayı göze almak gerekiyor.

  16. İnsan kendine bile şaşıyor çocuk yetiştirirken. Olmazlar oluyor, hayırlar evete dönüyor, tavizler doğuyor…Onun iyiliği için gerektiğinde hayır diyebilmek. Faydalı olanı güzel anlatabilmek ✨

  17. Bizzat şahit olduğum bir hikaye. Kız 19 yaşında, annesiyle arası harika. Ama gün içinde patates kızartmasından başka bir şey yemiyor. Yüzünde aşırı sivilce olduğu için aşırı makyaj yapıyor.
    Benimki de 11 yaşında, evimizde ‘her yemeğin tadına bakma’ kuralı var. Galiba benden nefret ediyor 😂

  18. Bazen karşımızdaki kişinin ihtiyacını ondan iyi fark ederiz ama kişi kabul etmekte zorlanır 🌻

  19. Bu sorun sadece ebeveyn- çocuk ilişkisinde değil hayatın her alanında var maalesef. sevilme beğenilme isteğimizden kurtulduğumuzda ilişikte olduğumuz her insan toplarlanıyor…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir