“Annem hiç durmuyor, babamsa susmuyor!”
Minik göz kapaklarını sabahın ilk ışıklarıyla açmıştı. Güneşin parlak sarı ışıkları gözlerinin içinden ılık ılık süzülmüştü. Yumuşacık yastığı ve üzerindeki battaniyesi ile mutlu bir güne uyandı.
Eee, tamam uyandım ama bir hareket olmalı. Benimle ilgilenen iki kişi vardı, nerede onlar? Dünyaya geldiğimden beri onları inceliyorum. İkisi de birbirinden çok farklı, garip garip halleri var. Mesela annem sürekli görüntüye girip girip çıkıyor. Karnımı doyururken uzun uzun oturabiliyor da rahat ediyorum. Ama o zaman da yüzü, gözü, mimikleri durmuyor. Elini yüzüne kapatıp açıyor ve ‘ce-eee ce-eee’ diyor. Kendince bir oyun şekli sanırım ama hiç etkileyici değil. Bir de sürekli sıcakladığımı düşünüp, çorabımı çıkarıyor. Ama ben onların ayağımda olmasını seviyorum.
Babam, daha çok hava kararmaya başladığında ortaya çıkıyor. Ama gelir gelmez de sürekli bir konuşma halinde. “Babacığım bak kim geldi? Baaa-baaa, hadi baba de. Baaa-baaa. Hayatım, fark ettin mi, baba dedi sanki…”
Yooo demedim aslında ve belli ki muhabbet uzayacağı için uzun bir süre demeyi düşünmüyorum.
“Bu çocuk aynı benim gibi erken konuşacak. Ben de çocukken öyleymişim, hatta yaşıma girmeden konuşmuşum. Aaaa bak çocukluk demişken ne geldi aklıma? Çocukluğumuzda sessiz sinema oynardık mahallede arkadaşlarla ve hiç sevmezdim. Ya insan birbirine susarak nasıl bir şey anlatabilir? İnsan dediğin konuşa konuşa anlaşır.”
Haydaaa nereden nereye geldi! Babam neden bu kadar çok konuşuyor anlayamıyorum. O konuşurken nereye odaklanacağımı, annemleyken de kafamı nereye çevireceğimi ve görüntüyü nasıl sabitleyeceğimi anlayamıyorum. Bu beni şimdiden çok yordu. Ailemi anlamam belli ki zaman alacak.

Şimdi her şey bana karışık geliyor. Annem hiç durmuyor çok hareketli, babam hiç susmuyor. Ama zamanla anlıyorum ki diğer insanlar da böyle. Aynı evde, aynı hayatta, aynı anda bambaşka tepkilerimiz var.
İnsanlar, seçim yaparak ya da yapamayarak bir arada yaşamak zorunda kalır. İnsanları bazen anlarız bazen de anlayamadığımız tarafları olur. Aynı ailede, aynı ekipte ve aynı toplumda olmamıza rağmen anlaşmakta zorlanırız.
Bizim gibi davranan, beğenileri veya seçimleri benzer olanları kendimize daha yakın hissederiz. “Ben renkleri çok severim, o da çok sever. Hızlı hareket ederim ve macera severim, o da öyle sever. Sakinlik severim, o da sakinlik sever. Kendime en yakın hissettiğim kişi o…” diye içimizden geçiririz.
Bir de kendimizden farklı olanlar vardır. Tepkileri, seçimleri, beğenileri, konuşmaları… Anlayamadıklarımız, hatta kimi zaman rahatsız bile olduklarımız olur.
Hayat boyu yakın hissedilen ve kendine benzeyenlerle ömür geçer mi?
Peki, bizden farklı olandan uzaklaşmamıza hayat izin verir mi?
Peki, senin başkalarına göre farklılıkların neler?
Sessiz misin, konuşkan mı?
Hızlı mısın, yavaş mı?
Kontrol eden misin, akışa bırakan mı?
İnsan, kendinde olmayan ama fayda verecek olan özellikleri kazanmakla sorumludur. Bunu başarabilenler hayatta öğrenir, gelişir ve ilerler. Bazı özellikler çok zıddımız gibi görünse de bize karakter katar. İnsanın en çok direndiği yer, aslında iyileşmenin başlayacağı yerdir.
Peki, zıddın kim?
Seni en çok zorlayan mı, yoksa farkında olmadan yetiştiren mi?
Yanındayken gerildiğin ama yokluğunda eksikliğini hissettiğin mi?
Günün sonunda seni dengeye getiren mi?



16 Responses
Dünyaya yeni gelmiş birinin gözünden insanlara bakmak ne güzel değil mi? Bizde her karşılaştığımız insanların neden farklı olduğunu sorgulasak öğrenmemiz daha kolay olabilirdi☺️
Neden farklı olduğunu düşünmeye başladığımızda aslında bize sorulan soru ne bunu da anlamış oluruz değil mi😊
Ben neden benim gibi olanlarla yan yana değil de, bana benzemeyenlerle hep aynı ortamda buluyorum kendimi.
Benim de çok hoşuma gitti. Bebeksin ve çevrendeki insanların komik halleri:) bir de bizler kelimeleri değiştirip söyleriz ya agucuk gugucuk vurgulayarak…. Bebekler kendi içinden bize gülüyorlardır geldi mi ? görüntü gözünüzün önüne….Çok samimi ve keyifli bir anlatım olmuş .
İnsan öğrenen bir varlık. Öğren.esi de kendisi gibi olmayanmarla oluyor. Farklılıklar olmasa bunu nasıl anlayabilir ve gelişebilir ki… İnsanı en çok zorlayan da geliştiren de zıtında olan oluyor. Tecrübeyle sabit ☺️💐
Bir anne babadaki zıtlıkları en iyi çocuklar gözlemliyordur herhalde🙂 Nedense eşler kendi zıtlarını seçiyor çoğu zaman. Bu bir tesadüf mü
Farklı olanla uyumlanıp öğrenmeyi kabul edebilsek benzerlerimizle olduğu gibi farklı olanlarımızda ilişkilerimiz iletişimlerimiz çok güzel olur🍀
Bebek gözünden bakmak çok güzeldi. Genelde bir çoğumuzun yaptığı bir şey. Kendimi bebeğin gözünden dinledim. İnsan kendisini çoğu zaman fark edemiyor. Bazen kendimizin aynısını karşımızdaki kişide görüyoruz, bazen de biz de olmayalım karşımıza görüyoruz. Kendi kendimize fark edemediklerimizi karşımızdaki kişiler bize fark ettiriyor. Hayat insanı her daim eğitiyor galiba. Hep bizi ayna tutuyor bazen anlıyoruz bazen anlamıyoruz. Yazıyı okurken kendim yazının içinde buldum😊😊
Dışardan nasıl göründüğümüzü bilsek, ne kadar çok anlamlandıracağımız değiştirmek isteyeceğimiz ne çok şey olurdu. Hele ki çocuklarımızın o saf, yargısız bakışlarıyla… Elinize sağlık
Hayatımızda ilişki kuracağımız insanları biz seçeriz ama nedense seçtiğimiz kişiler bile bizden çok farklı çıkabilir. Bir de seçemediklerimiz vardır tabi… Annemiz, babamız, evladımız, kardeşimiz… Biz bir aile olsak bile birbirinden değişik özellikleri barındırabiliyoruz… O zaman birbirimizi anlamaya gerçekten ihtiyacımız var…
Bir çocuk gözüyle ne kadar yalın ve sade 🙂 Hayatı bu kadar karmaşıklaştıranın biz olduğumuzun ispatı aslında bu yazı 🙂
Çooook keyifli bir yazı. Saf akılla bakınca insan ne kadar ilginç bir canlı. 🙂
Çok keyif aldım yazıyı okurken. Bebeğe hep kendi gözümüzden bakıp anlam vermişiz. Yazının içinde karşı taraftan bakmak “Bebek Gözüyle” anlamlandırmak çok güzeldi. Hakikaten kendi algıladıklarımızla dünyaya bakıyoruz ama ilişkide önemli olan karşımızdakinin ihtiyacı ne, o aynı hayatı nasıl algılıyor onu fark edebilmek. 🙂
Yazıyı okurken hem gülümsedim hem de kendimi düşünürken buldum. Bebeğin gözünden anlatılan o küçük detaylar aslında yetişkinlerin dünyasının ne kadar farklılıklarla dolu olduğunu çok güzel hatırlatıyor. Özellikle ‘zıddın kim?’ sorusu insanı gerçekten durup düşünmeye sevk ediyor. Farklılıkların bazen zorlayıcı olsa da bizi geliştiren bir tarafı olduğunu yeniden fark ettim. Benim için faydalı ve düşündüren bir yazı oldu.☺️😇
Bir bebek gözünden dile getirilen zıtlıklar gözümde canlandı.☺️ Herkesin bambaşka tepkileri var. Aileni, çevreni ve kendini tanımak için kimin kim olduğundan mı başlasak ? 😉
Bebek gözüyle dünyaya bakmak farklı bir bakış açısı olmuş ama tamda böyle değil miyiz .. gerçekten ilişkilerimiz süreç içinde bizleri geliştiriyor algımızı açıyor..
Peki sen yanında kim olsun istersin 😊