Gülay sevimli, badem gözleriyle tebessüm ederek “Merhaba” dedi. Sesi her zamanki gibi canlı ve gürdü. Yaklaştı ve “Sana bu sefer sıkıca sarılmak istiyorum. Hani bazı insanlar vardır, huzur verir; gittiği yere dinginlik getirir. Benim için sen de öylesin Yeliz.” dedi. Birbirlerine sıkı sıkı sarıldıktan sonra köşedeki kafeye oturdular.
– Ee, anlat bakalım, görüşmeyeli neler yaptın Gülay?
– Ne yapayım, her zamanki gibi bizimkilerle günlerim geçiyor. Çocukların okulu, ev telaşı derken gün bitiyor. Mehmet bir süredir evden çalışmaya başladı. O evde olunca her şey daha da zorlaştı. İyice eve bağlandı, en büyük keyfi evde oturmak. Ben ona yemek yapayım, çay demleyeyim ve o sürekli bir şeyler yesin içsin modundayız.
– Bu durumdan çok memnun değilmişsin gibi duruyor. Peki, sen neler yapmak istiyorsun Gülay?
– Ben gezmeyi, yeni yerler görmeyi, eğlenmeyi çok severim biliyorsun. Hayat zaten yeterince zor, biraz keyfini çıkarmak gerektiğini düşünüyorum. Ama Mehmet hep evde oturalım istiyor. Haksız mıyım Yeliz? Çok farklıyız ve bu farklılık beni giderek rahatsız etmeye başladı. Hayata dümdüz bakıyor; gezmiyor, konuşmuyor, çok yavaş hareket ediyor. Bazen mutfağa su almaya geliyor. Raftan bardağı alması üç dakika sürüyor. Suyla bardağı buluşturması beş dakika sürüyor, bu süreler gerçek. Bir kere sabredeyim dedim, olmadı. Onun su içmesini beklerken içim sıkıldı. O beş dakikada ben mutfağı süpürür, silerim. Böyle olunca insanın tahammülü kalmıyor. Neden bu kadar farklı? İnsan beş yıllık eşini tanımaz mı? Dile kolay, koskoca beş yıl… Neden böyle tepki veriyor, neden konuşmuyor, neden bu kadar yavaş?
Yeliz o sırada düşüncelere dalmıştı. Gülay’ı dinliyor ve bir yandan da zihninde ona cevap veriyordu. Acaba Mehmet, Gülay’ı nasıl görüyordu? Gülay’ın bu kadar mutsuz olduğunun farkında mıydı?
Yeliz, Gülay’ı çok iyi tanıyordu. Yerinde duramayan, canlı ve konuşkan biri olduğunu bilirdi. Üniversitede aynı evde kaldıklarında, hızına ve pratikliğine hayran kalırdı. Bazen evdeki hareketlerinden başı dönerdi. Bir mutfakta, bir salonda, bir odada… Okulda da durum farklı değildi, yine kıpır kıpırdı. “Bir insan bu kadar işe nasıl yetişir?” diye düşünürdü. Hem çalışma gruplarına katılır, hem yabancı dil kursuna giderdi. Üstelik gezmekten de geri kalmazdı.
Yeliz, Gülay’ın bu temposuna çoğu zaman eşlik edemezdi. “Benim sana yetişmem mümkün değil.” derdi. Gülay önce ısrar eder, sonra “Mutlaka bir dahakine geleceksin.” derdi. Yeliz, Gülay’ı bu hâliyle kabul etmişti. Aslında Gülay’ın Mehmet’le yaşadıkları, Yeliz’le ilişkisine çok benziyordu. Yeliz, Gülay’ın yapısını kabul etmişti ama Gülay Mehmet’in yapısını kabul edemiyordu. Onunla mutlu olabilmenin yolu, Mehmet’in kendisine benzemesi olduğunu sanıyordu. Mehmet’in bu hâliyle hayattan zevk almadığını düşünüyordu. Oysa onun algısının farklı olduğunu fark edemiyordu.

- İnsan fark etmediğini nasıl kabul edebilir?
- Kabul edemediğini nasıl yönlendirebilir?
- İnsan, şifasının tam da zıddında olduğunu bilmeden nasıl tahammül edebilir?
“Ah Gülay” diye geçirdi içinden Yeliz. “İnsanlar farklılıkların sebeplerini bilmediğinde kabullenemiyor. Oysa farklılıklar bir zenginlik değil mi?”
- Hepimiz aynı şeyleri sevseydik, hayat nasıl olurdu?
- En yakınımdakiler neden benden bu kadar farklı?
- Tepkilerimiz neden bu kadar başka?
- Bu farklılıkların ana sebebi ne?
İnsan ancak, cevaplarını bulabildiğinde daha huzurlu ve mutlu olabilir. Aynı ailede büyüyen kişilerin bile birbirlerini anlayamadıkları zamanlar olur. Hayatı farklı algılama ve kendini farklı ifade etme tarzları insanların ilişkilerini etkiler. Güzel ilişkiler kurmanın yolu insanı tanımaktan geçer.



29 Responses
İnsanın farklılığının sebebini bilmeden anlaşmak çok zor.. Öğrenmek çok kıymetli..
Halledemediğimiz tüm problemler, farklı bedenlerde ama benzer konularda bizi zorlamaya devam ediyor. Problemlerin en büyük nedeni farklılıkların kabulü…
İnsan neden gıcık oluyorsa, onun dibine dahada girip onun gibi düşünebilme, davranabilme ve uyumlanma sürecine girdiğinde hayat daha bir yaşanılası ve mutluluk vericiymis… çünkü insan o gıcık olduğuna baktıkça, aslında kendide başkaları için gıcık olduğunu düşünemiyor. Tıpkı bu güzel makalede olduğu gibi, çok yavaş evden çıkmıyor dediğimiz o insan için yorum yapabilmek kolay, zor olan soru şu?
PEKİ BEN NEDEN BU KADAR HIZLIYIM? NEDEN YAVAŞLAMAYI DÜŞÜNMEDİM?
DEMELİ değil mi insanoğlu?
💭
Seviyorum diyoruz ama neye seviyorum dediğimizi bilmiyoruz çoğu zaman. “Seni seviyorum” derken “senin sevdiğin şeyleri senin kadar sevmesem de kabul ediyorum, senin hoşlanmadıkların beni çok rahatsız etmese de senin rahatsızlığını anlayabiliyorum.” demedikçe gerçek sevgi olmuyor. hayat da çok zorlaşıyor. farklılıkları kabul edince gerçekten sevmiş oluyor insan. insan sevildiğini de karşısındaki onu anladığında hissediyor aslında. insanı bilmek çok önemli. evet aynı dünyada yaşayan bambaşka bireyleriz. ama kabul edince herkes bir oluveriyor.
Merve A. Farklılıkları bilmek gerçekten büyük konfor. Yoksa ufacık şeyler çok büyük problemler haline dönüşebilir..
Katılıyorum 👌🏼Sebebini bilmeyince sarmala dönebiliyor.
Her yere yetişme telaşıyla koşturan o kişileri anormal gördüğümüz o anlar… Ne o anormal ne de biz…
Farklılığı kabullenilmemiş iki ilişki arasındaki fark ne güzel anlatılmış. Kabullendiği kişi huzur verirken diğeri sırtına bir yük gibi geliyor. Farklılıkları fark edip, kabul etmek gerçekten hayatımızın kalitesini etkiliyor
Etrafımızdakiler bizim gibi düşünsün bizim gibi hareket etsin istiyoruz ama farklı olandan almam gereken bir ders olduğunun farkına varabilsek.
Çatışmaları daha rahat yönetebiliriz
İletişim kurmak için karşımızdakinin bize benzemesini bekleyemeyiz. Önemli olan zaten farklı olanla iletişim kurabilmek. Bize benzeyenlerle zaten anlaşabiliyoruz. Farklılıkları yönetebilmek ve farklılıklarca yönetilebilmek gerekir.
Gerçekten ne kadar farklıyız. Kardeşimizden, anne babamızdan, eşimizden ya da çocuğumuzdan…Ve bu farklılıkları kabul etmediğimizde, bize karşı bilerek yapıldığını düşündüğümüzde hayat ne kadar zorlaşıyor.
Her insan kendi penceresinden baktığında yaşadıklarını anlamlandırabilmesi zor olur. Bir günlüğüne karşı komşunun penceresinden bakmayı denediğinde neler düşünürdü acaba?
Farklı dünyaların insanı değiliz. Aynı dünyanın farklı insanıyız 🙂 iyiki de öyleyiz ikimiz de aynı olsak halimiz nice olurdu 🙂 eşimle kendimi düşünüyorum… öylesi de bir o kadar zor sıkıcı 🙂 iyi ki farklıyız ve iyi ki farklılığı kabul ediyoruz yoksa gerçekten zor 🙂
Aynı dünyanın farklı insanıyız 😀Çok doğru 👌🏼
Farklılıklarımız ile varız. Çok güzel ve düşündüren bir yazı olmuş kaleminize sağlık 🫠🔆✨
Bu seminerden sonra şunu fark ettim. İnsan kendine benzeyenlerle güzel vakit geçiriyor olabilir bu onu ileri götürmez. Ama insana levıl atlatan bir şeyler öğreten zıttıdır.❣
İnsan zıttına gıcık da olsa onu zenginleştiren, öğreten zıttı. Size katılıyorum.
İnsanın kendini ve karşısındakini kabul etmesiyle başlayan bir ilişkinin temeli gerçekten çok başka oluyor. Her ne kadar zor da olsa insanı anlamadan ilişkiler yürümüyor.
Örneğin insan bir şey tane tane anlatınca karşı tarafın anlayacağından çok emin olabiliyor. Anlaşılmayınca çok şaşırıyorum. Sanırım şu hataya düşüyoruz ben anlayabiliyorsam o da anlar ben yapabiliyorsam o da yapabilir. Oysa birbirimizden ne kadar farklıysak performanslarımız da o kadar farklı
Fark edildiğindede kabul bazen zor olabiliyor sanırım. Ama bir kriz anında kabulün işe yaradığını görünce aslında zor olmadığını anlamak daha mümkün oluyor.🫢
Ayy çok benzer şeyleri ben de yaşamıştım. Aslında çoğu kişi de yaşıyor. Farklılıklarımızın sebeplerini bilip kabul etmeyince hayatı kendimize boşu boşuna zindan ediyoruz 🌸
İnsanın yanı başında kendisinden farklı bazen tam zıttı olan kişilerle yaşaması gerçekten zor hayat sanki ilerlemiyormuş gibi veya her şey problemmiş gibi geliyor bazen. İnsan sevilmediğini, anlaşılmadığını, fark edilmediğini düşünüyor. Çünkü kendisinin tam zıttı kişiyle karşı karşıya. Bazen eşi , bazen çocuğu, bazen arkadaşı , bazen patronu. Ama insan fark ediyor ki uzun bir süre sonra aslında o kızdığı , beğenmediği , sinirlendiği insandan bir çok şey öğrenmiş farklı versiyonda tepki verebileceğini öğreniyor insan. Bunu öğrenebilmesi için de kendisinden farklı insanlarla yaşadığı zaman ancak bunu öğreniyor değil mi
Farklılıklarımızın sebebini bildiğimizde kabullenişlerimiz de artıyor. Neyi neden yaptığını bilmenin büyük bir konforu oluyor aslında.
Bu Mehmetleri ne yapacağız peki… gülay yavaşlamaya çalışıyor belli de Mehmet nasıl hızlanacak? 😅 ortak ritim tutturmak zor gerçekten çok zor..
Kabul etmek öyle kolay değil önce öğrenmek gerek neyi kabul edeceğini ☺️
İnsanlar aynı ortamda büyüse bile bakış açıları ve hayata yaklaşımı çok farklı olabiliyor. Bazen en yakınlarımızı bile anlamakta zorlanıyoruz. Farklılıkları kabullenmek ve anlamaya çalışmak sağlıklı ilişkilerin anahtarı. ☺️
İnsan, kendine benzemeyeni değiştirmeye çalıştıkça yoruluyor; anlamaya başladıkça rahatlıyor. Farklılıkların sebebini bilmek, ilişkilerin en büyük anahtarı.
İnsanı farkı kabul etmeden çözümede gidemiyor. O farkı bilenlerden olmak ne kıymetli
İnsanın yaşadığı, şahit olduğu her ilişkide bir öğrenme sürecinde olması çok kıymetli.