Sevcan ile Hilal aynı ofiste iki ayrı nefesti. İkisi aynı anda işe alınmışlardı. Bir sabah kahve makinesine aynı anda el uzattılar. Biri “Önce sen!” dediğinde, diğeri “Hayır, sen!” diyerek tanıştılar. Bu onların ilk karşılaşması değildi. Yemekhanede kuyrukta arka arkaya denk gelmişlerdi. İş çıkışı aynı durakta karşılaşmışlardı. Hayat onlara “Haydi artık, tanışın…” der gibiydi. Öyle de oldu, tanışıp görüşmeye başladılar.
Aynı zamanda ve aynı mekânda karşılaşmaları, benzer oldukları anlamına gelir miydi? Aynı zevkleri olsa da karakterleri birbirinden farklıydı.
Sevcan, hayatta her şeyin bir bedeli olduğuna inanırdı. Güldüğünde bile; “Birazdan kötü bir şey olur mu?” diye düşünürdü. Tatil planı yaparken önce yorulacağı kısımları hesaplardı. Yeni bir işe başlarken en kötü senaryoyu zihninde yazardı. Ona göre acı, hayatın öğretmeniydi; düşmeden öğrenilemezdi.
Hilal ise hayata başka bir pencereden bakardı. Sabah uyandığında havada güneş varsa mutlu olurdu. Gün içinde mutlaka keyiflenecek bir şeyler bulurdu. Onun için hayatın keyfi ertelenmezdi, çünkü yarının garantisi yoktu. Genellikle geç kaldığı için, gideceği yere koşar adım giderdi.
Sevcan ve Hilal beraber vakit geçirmeye başladıkça farklılıklarını görmeye başladılar. Sevcan, gidecekleri mekânın kalabalık olmasından pek hoşlanmazdı. Hilal ise tam tersi düşünürdü. Kalabalık onu heyecanlandırır, herkesle birlikte olmak daha eğlenceli gelirdi. Restorana gittiklerinde Hilal tatlısını seçerken, Sevcan menüde fiyatlara bakardı. Sevcan sessizce hesap yaparken, Hilal çoktan siparişini vermiş olurdu.

Doğum günlerinde birbirlerinden ne kadar farklı oldukları ortaya çıkmıştı. Sevcan “Ya kimse gelmezse?” diye düşünürdü. Hilal ise balonları çoktan şişirmiş olurdu. Kutlama bittiğinde Sevcan yorgun ama gülümseyerek eve dönerdi. Hilal ise “Bak, korktuğun hiçbir şey olmadı.” diyerek onu rahatlatırdı.
Bir zorlukla karşılaştıklarında, Sevcan daha çok içine kapanırdı. Hilal ise dışarı çıkar, etrafı gezerdi. Biri çay demleyip susmayı seçerdi. Diğeri “Hadi bir yürüyüş yapalım mı?” derdi. Çoğu zaman ikisi de birbirinin önerisini kabul ederdi.
Bu uyumlanma, zamanla ilişkilerini geliştirmeye başladı. Sevcan her detayı kontrol etmeyi seven biriydi. Bu onu çok yormaya başlamıştı. Ama Hilal’in yanındayken biraz daha rahatladığını fark etti. Kontrollerini azaltınca hafiflediğini anladı. Hilal ise Sevcan’la daha planlı olmanın avantajlarını görmüştü. Her şeye atılmak yerine, zamanla programlı olmayı öğrendi.
Arkadaşlıkları ne tamamen keyif üzerine ne de acı üzerineydi. İlişkileri bazen keyifle, bazen acıyla ilerliyordu. Hayat da böyle değil miydi? Biri olmasa diğeri eksik kalırdı. Sevcan, Hilal’le acıları düşünerek geçecek bir yer olmadığını anladı. İşlere pozitif yaklaşıldığında ve keyif katıldığında hayat çok daha güzel bir yer oluyordu. Hilal ise hayatın zor taraflarını da görmesi gerektiğini anladı. Böylece tedbir alacak ve kaos olunca savrulmayacaktı.
Aslında iyi olan arkadaşlık, Sevcan ve Hilal gibi olmaktır. İyi arkadaş, hayatını daha faydalı ve daha keyifli hale getiren kişidir. Gerçek arkadaş karşıdakini değiştirmeye çalışmaz. Zaman geçtikçe kendisindeki güzellikleri ona katar ve ondakileri kendine transfer eder. Gerçek arkadaşlık zor anında da mutlu anında da yanında olabilmektir. Kendindeki doğruları ve güzellikleri karşı tarafa akıtabilmektir.



37 Responses
Ne güzel birebirlerini tanıyıp uyumlanmışlar. Arkadaşlık da bunu gerektirmez mi zaten? Biraz senden biraz benden 🙂
Farklı insanların birbirine iyi gelmesi … Bir arkadaşın diğerinin gelişmesine vesile olması ne güzel… Bu iki kişinin ortak özellikleri arkadaş olmaya niyetlerinşn olması… Niyetin varsa uyumlanıyorsun🙂
Ne güzel anlatılmış. İnsan çalıştığı yerde kendini anlayacak biri olsun istiyor. 💆🏻♀️🙈
”Gerçek arkadaş karşıdakini değiştirmeye çalışmaz” insanın kabul gördüğü ilişkiler ne kadar kuvvetli oluyor 🙂
Kimse ile öylesine karşılaşmıyor, öylesine şahit olmuyoruz bir başkasının yaşantısına. Sevcan ile Hilal güzel bir örnek olmuş😇
Acı ve tatlı, hayat bu ikisinden ibaret. İkisinden biri olmadığında diğeri anlamsız kalır. Tüm zıtlıklarda olduğu gibi… O yüzden, ilişkilerin de anlamlı olabilmesi için bu ikisine ihtiyaç var…
Acı tatlısız, tatlı acısız olmaz:)
Gerçek arkadaş dünyadaki en güzel şeylerden biri ❤️
Birbirinin eksik yanlarını tamamlamak çok güzel 🥰Tabiii uslupta önemli
Yanıbaşımızdaki Hilal’lerin kıymetini bilmek dileğiyle :))
Çok faydalı bir yazı.
Bazı insanlar yıllarca yaşadığı acı kısımları anlatabiliyor.
Acı tatlıyı, tatlı acıyı nötrlüyor…
Hayat yolculuğunda kimse kimseye benzemezken, o farklı olanla yolculuğunda alabilmenin faydasını ve keyfini cikarabilenlerden olmak ümidiyle🌿
İlişkiler aynı bir pazıl gibi. Bizden farklı olan parçamız eksik yanlarımıza denk geldiğinde daha tatlı hale geliyor 🙂
Bu farklılıkların nedenini bilmeden önce, kendimi kötü hisseder veya sinirlenirdim. Şimdi ise tebessüm edip uyumlanmaya çalışıyorum. Bunun anlayabilmek çok konforlu.
Puzzle gibi birbirini tamamlamak… Srnin eksin kalan tarafını onun doldurması… Bir alışveriş aslında. Bütün ilişkiler öyle değil mi… Uzun soluklu olabilmesi için 💐
Seni tamamlayan parça yanındaki farklı parça …
Gerçek arkadaşlık, samimiyet ne güzel aktarılmış.
Gerçek arkadaş karşısındakini değiştirmez, onun iyi olan boyasıyla boyanır… Ona da kendi güze boyasından bulaştırır. Faydalı olana güzelliği katmak dileğiyle
“İyi arkadaş, hayatını daha faydalı ve daha keyifli hale getiren kişidir. Gerçek arkadaş karşıdakini değiştirmeye çalışmaz. Zaman geçtikçe kendisindeki güzellikleri ona katar ve ondakileri kendine transfer eder.” Yazı tam iyi arkadaşa göndermelik olmuş:)
Farklılık hep korkutur ya bizi. Zor gelir bunu kabul etmek. Aslında nasıl şifalıdır nasıl da geliştirir bizi. Haydi o zaman en küçüğünden değişim başlasın.
Farklılık hep korkutur ya bizi. Zor gelir bunu kabul etmek. Aslında nasıl şifalıdır nasıl da geliştirir bizi. Haydi o zaman en küçüğünden değişim başlasın.
Farklı olanı kabul etmek istemedikce hayat ısrarla karşımıza çıkarıyor gibi. 🙂
Aynen öyle 😊
Kesinlikle öyle. Sürekli aynı tipler karşımıza geliyorsa orda bir düşünmek gerek gerçekten…
Bazen çevremizdeki insanların varlığının, farklılığının bize şifa olduğunu fark edemiyoruz..
Hep beni mi bulur bu tipler dediklerimiz gerçektwn bizi bulmalılarmış 🙂
Evet aynen 🙂 Bu tiplerden kaçmamak lazım, bizim şifamız…
Kişileri olduğu gibi kabul etmek aslında bize ne çok şey öğretiyor..
Farklı olan güzeli kendine katarak ilerlemek:) tam da bu
Bir film tadında başlayan yazı:):) 🎭ilişkilerin farklılığını belirterek ne güzel anlatılmış..Heyecanla okudum.
Acı ve tatlı …
Acı olduğunda tatlıyı, tatlı olduğunda acıyı daha iyi anlıyoruz.
ilişkilerde ihtiyacımız olan biraz sabır biraz anlayış, sonrasında iki taraf da karşıdakinin güzel özelliklerini kendine transfer edebiliyor…
Biri acıyı öğretiyor, biri hayatın tadını…
İnsan ikisine de ihtiyaç duyuyor aslında.
İki zıtlık arasındaki uyum, dengeli ilişkiler.. Bize ne çok şey öğretiyor aslında….
Evet aynen 🙂 Bu tiplerden kaçmamak lazım, bizim şifamız…