Güneşli bir bahar günüydü. Heyecanla uyanıp, pıtır pıtır koşturarak hazırlanmaya başlamıştı. Uzun zamandır iş arıyordu. Birçok yere iş başvurusunda bulunmuş fakat geri dönüş olmamıştı. Artık ümidini kesmeye başlamıştı ki bir mağazadan dönüş olmuş ve başvurusu kabul edilmişti.
Merve için yeni bir dönem başlamak üzereydi. Hemen hazırlanıp işe gitmek için yola koyulmuştu. Daha önce farklı işlerde çalışmıştı. Fakat ilk defa mağazada satış danışmanlığı yapacaktı.
Önerdiği bir şeyin başkaları tarafından beğenilmesi çok hoşuna gidiyordu. Enerjisi artıyor ve daha motive hissediyordu. İnsanlarla iletişim kurmayı seviyordu. Bu yüzden satış danışmanlığı işinde zorlanmayacağını düşünüyordu.
“Müşterilerle iletişime nasıl başlasam daha etkili olur?” diye düşündü. Çevresindeki insanlar, onun sıcakkanlı olduğunu söylerlerdi. Kendisi de iletişimde samimiyetin önemli olduğunu düşünürdü. Soğuk ve mesafeli olmak asla ona göre bir şey değildi.
Geçenlerde yakın arkadaşı Zeynep, bölümünde terfi almıştı. O, insanlarla mesafeli iletişim kuranlardandı. Sınırları belli olan ve buna dikkat edilmesini isteyen biriydi. İşinde de kurallara son derece dikkat ederdi. İşverenleri tarafından sevilse de arkadaşları tarafından hoş karşılanmadığı olurdu.
“Biraz esnek olmanın kimseye zararı olmaz.” diyerek arkadaşları onu uyarmaya çalışırdı. Okul zamanlarında da disiplinli ve planlı çalışırdı. Okul hayatında olduğu gibi iş hayatında da başarılıydı. Hayatında da çok fazla insan yoktu. Olanlar da çok uzun yıllardır bağı olan kişilerdi.

Merve ise Zeynep’in tam tersiydi. İnsanlarla hızlı ilişki kurabilen biriydi. Yakın arkadaş olmalarına rağmen birbirlerinden çok farklılardı. Düşünceleri, yaklaşımları, bakış açıları… Aynı problemle karşılaşsalar bile ikisinden farklı tepki verirlerdi.
Merve, otobüsü kaçırdığı için iş yerine biraz rötarlı gelmişti. İlk günden geç kaldığı için kendine kızmıştı. Hızlı bir şekilde personel birimine gitti. Gerekli bilgilendirmeler yapıldıktan sonra artık işe başlamıştı. Evet, işte ilk müşteri geliyordu. “Sıcakkanlı ve güler yüzlü olmalıyım, iyi ilgilenmeliyim… Yavaşla, heyecanını belli etme Merve.” diye kendine telkinde bulundu.
– Hoş geldiniz, özel ilgilendiğiniz bir ürün var mı? Size nasıl yardımcı olabilirim?
– Hoş buldum, yeni sezon ürünlere bakmak istiyorum. Canlı bahar renkleri gelmiş diye duydum.
– Tabi buyurun, sağ ön kısımda yeni sezon ürünlerimiz. Bu renkler bu sezona heyecan katacak. İsterseniz ikili takımlarımız da mevcut. Ayrı ayrı da kombin yapabilirsiniz. Deneme kabinlerimiz sol tarafta, isterseniz deneyebilirsiniz.
-Ben bir göz atayım, kararsız kalırsam destek isterim. İlginiz için teşekkür ederim.
Müşteri, alışverişini bitirmiş kasaya yönelmişti. Merve de kasaya kadar eşlik etmek için yanındaydı.
–Alışverişlerimde çok kararsız kalıyorum, fikir vermeniz iyi oldu. Tekrardan teşekkür ederim, iyi çalışmalar.” diyerek mağazadan uzaklaştı.
İlk müşterisinden olumlu geri dönüş almıştı. Bu durum Merve’yi de mutlu hissettirmişti. “Sanırım bu iş tam bana göre.” diyerek reyonlar arasında dolaşmaya devam etti. Öğlene doğru başka bir müşteri geldi ve Merve yine samimi şekilde karşıladı.
-Hoş geldiniz, size nasıl yardımcı olabilirim?
-Bakıyorum…
-İsterseniz yeni sezon ürünlerimizi gösterebilirim.
-Gerek yok, sadece bakıyorum!
-Tamam, o halde ihtiyacınız olursa buradayım.
Soğuk ve kısa bir konuşma Merve’yi tedirgin etti. “Üslubumu mu beğenmedi acaba?” diye düşündü. İlk olumsuzlukta pes edecek değildi. Müşterinin spor ayakkabı giydiğini gördü.
-Spor ayakkabılarımız alt katta isterseniz, alt kata da bakabilirsiniz.
Müşteri gerilmiş bir ifadeyle geri geri birkaç adım attı. Elindeki kıyafetleri bıraktığı gibi bir şey demeden dışarı çıktı. Merve’nin canı çok sıkılmıştı.
Yakın arkadaşı Zeynep, Merve’nin ilk iş günü olduğunu biliyordu. Akşam Merve’yi aradı, ilk gününün nasıl geçtiğini merak ediyordu.
-Selam Merve, nasılsın? İlk günün nasıl geçti? Seni merak ettim?
-İyiyim Zeynep, çalışmak bana iyi geldi ama insanlara yaranılmıyor. İyi bir şekilde ilgilenmek için elimden geleni yaptım ama yok! İlk müşterim onunla ilgilendiğim için memnun oldu. İkinci müşterim ise rahatsız oldu. İnsanların ortak bir iletişim dili olsa keşke. Bu sayede kimse üzülmez veya gerilmez. Sence de öyle olmaz mıydı?
Zeynep arkadaşını uzun uzun dinledi. İnsanları tek bir kalıba sokmak pek mümkün değildi. Kimisi konuşmayı çok sever, kimi bundan pek hoşlanmazdı. Kimisi duygularını gizleyemezken kimisinde de mimik görülmezdi. Bu durum sadece insanlar için değil doğa için de geçerlidir.
Örneğin su; birçok çeşidi vardır. Tatlı, tuzlu, sodalı, kükürtlü hatta acı olan bile vardır. Sadece tatlı su da olabilirdi. Ya da sadece tuzlu su da olabilirdi. Fakat çeşitli olması suyun özelliğini ve kullanılabilirliğini artırır. Bu sayede daha farklı alanlarda ihtiyaç giderilir.
Sular gibi insanlar da birbirinden farklıdır.
Birbirinden farklı olan insanlar bir araya geldiğinde bir ahenk oluşturur. Mesele bu farklılıkları fark edebilmekte gizlidir. Her farklılık bir ihtiyaç karşılar.



20 Responses
Sudaki farklılıklara şaşırmıyoruz kızmıyoruz ama insanlardaki farklılıklar bizi şaşırtıyor kızdırıyor Ne garip değil mi?
Aslında elindekinin ne tür bir su olduğunu farketmek iletişimini güzelleştirmek için yeterliymiş…🌺
Aynen … Ne kadar da insana iletişim kurark ne konfor sağlıyor bu bilgiler 🤗
İnsanı su ile benzetmek ne güzel örnek olmuş. Büyüklerimiz de su gibi aziz ol derlerdi. Demek ki çeşidinin çok olması fayda alanını da çoğaltıyordu. Tıpkı çevremizde herkesin her işinde yanında olan kişiler gibi.
Nasıl ki suyun her çeşidine ihtiyacımız var; insanın da farklı olanı hayatımıza renk katıyor. Tabi farklılıkların nedenini bilirsek daha da güzel olur.
Suyun çeşitliğine şükür ederken insan,insanın çeşitliliğine hayret edip kızabiliyor..Oysaki her insanın su gibi farklı faydası olabiliyor.:)
Bizler farklıyız, farklılıkların ihtiyacımız olduğunu anlamak ne kadar da kıymetli 🌿
İnsanları tanımak, anlamak farklı ihtiyaçlarını fark edip ona uygun iletişim kurabiliyor olmak ne büyük bir konfor.
İnsanın insanı tanıması, hayatın her alanında ihtiyaç. Onun ihtiyacını anladığım da benim ihtiyacım olan konfor da yanında geliyor 🙂
Her insana aynı yaklaşmak her suya aynı yaklaşmak gibi.. halbuki ne kadar da farklıyız..
Farklılıkları kabul etmek ve onları yönetebilmeyi öğrenmek, insanın kazanabileceği en kıymetli becerilerden biridir.
Farklılıkların bir arada uyum içinde yaşaması, birbirlerinin rengine boyanarak, birbirlerinden izler taşıması ne güzel… 🤲
İnsan bir mağazaya girdiğinde farklı şeyler görmek ister, kahvaltıda farklılık ister çeşit çeşit, mevsimler bile çeşit çeşittir. Ama insanlar farklı olduğunda neden farklı olduğunu kabullenemiyoruz. Farklılıkları yönetebildiğimizde insanların da farklı olması istemen bir şey hale geliyor.
Bizden farklı olanın aslında kötü olmadığını, sadece farklı bir versiyon olduğunu anlarsak hayat gerçekten daha kolay olacak.
Farklılıklar her yerde satışta, evlilikte, çocuklar da, doğa da, hayvanlarda. Kendi içinde farklı, kendileri de farklı. Sadece konuşabildiğim dille anlatmak karşı tarafın anlamasını sağlamıyor.
İnsanı anlamak işini anlamak, aileni anlamak hayatı anlamak aslında…
Herkes aynı şeyden hoşlanmaz.. Daha mağaza görevlisi yaklaşırken mağazadan çıkanlar olabiliyor😁
Ne güzel bir benzetme olmuş. Hepimiz suyuz ama farklıyız 🤗 kimimiz tatlı kimimiz acı kimimiz sodalı ✨
Herşeyde farklılıkkar varken insanlardan benzer tepkiler bekleyemeyiz.
Ticarette,ailede, komşuda her ilişkide karşı tarafın ihtiyacına göre doğru bir yaklaşım yakaladığımız zaman daha mutlu ve daha başarılı olabiliriz.
Su ve insanların farklılıkları güzel bir benzetme olmuş. Su var su var… insan var insan var😊
Bu makaleyi okuyunca aklıma şunu yazmak istedim. Her kapı aynı anahtarla açılmaz. :)))